• BIST 101.035
  • Altın 226,866
  • Dolar 5,3045
  • Euro 5,9849
  • Aksaray 9 °C
  • Konya 11 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 10 °C

28 şubatı unuttuk mu? (1)

Erdoğan Kaya

28 Şubat diye bir Post modern darbe girişimi vardı. Tabi silah kullanmayıp, adam öldürülmeyince bunu pek darbeden saymıyorlar. Halbuki bu darbenin mağdurlarından biriside benim. Vakıf Başkanı olmam nedeni ile Gereksiz yere 3 yıl mahkemeye gittim. Sonunda 3 ay hapis cezası aldım ama Rahşan affından paçayı yırttım. Bu askerin sivil görünümlü bir darbesi idi. Devletin seçilmişlerinden, atanmışlarına ve sivil toplum kuruluşlarına kadar kimse söz sahibi değil, asker söz sahibi idi.

Siyasal tarihimize ‘post-modern darbe’ olarak geçen, ülke tarihimizde bir ‘kara leke’  olan, 28 Şubat darbesinin yeni bir seneyi devriyesini daha ardımızda bıraktık. 1997 Şubat’ının son gününde yapılan,  Milli Güvenlik Toplantısında, askerlerin öne sürdüğü kararlar ve baskısıyla Refah Partisi’ninde içinde olduğu hükümete açıkça darbe yapılmıştı. Bu darbenin yapılışında, basına, yargıya bir takım işçi sendikalarına da roller verilmişti. 28 Şubat darbesi yalnızca hükümete yapılan bir darbe değil, aynı zamanda dindarlara karşı açılmış bir mücadeleydi.

28 Şubat’ı bir köşe yazısına sığdırmak elbette güç. Bununla ilgili nice kitaplar yazılmış, belgeseller hazırlanmıştır. Bu sürecin hazırlanmasında,  bahane olarak kullanılan olaylar ve sonrasında, vicdan sahibi insanların içini parçalayan, yaşanmış çok sayıda hayat hikayeleri yazılmış, anlatılmıştır.

Bakın, dönemin Genel Kurmay Başkanı, Hüseyin Kıvrıkoğlu o günlerde ne demişti ; “28 Şubat gerekirse bin yıl sürecek.”   Dediği oldu mu? Elbette hayır. 28 Şubat darbesi sonrası süreçte, Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Siirt’te okuduğu bir şiirden dolayı hapse atıldı ve artık muhtar bile olamayacağı yazıldı. Öyle mi oldu? Hayır. Onların yazdığı değil , Allah’ın takdir ettiği oldu elbette.

Peki ne oldu ; 14 Ağustos 2001’de kurulan Ak Parti, 3 Kasım 2002 tarihinde girdiği ilk seçimden birinci parti olarak çıktı ve Recep Tayyip Erdoğan siyasi yasaklı olduğu için Abdullah Gül’ün başbakanlığında 58.hükümeti kurdu.  Partinin Genel Başkanı olan, Sayın Erdoğan ise kısaca söyleyelim; siyaset yasağının kalkması ve ardından Siirt milletvekili seçilmesinden sonra… 15 Mart 2003 tarihinde 59.hükümeti kurdu ve başbakan oldu.     Şimdi ise bildiğiniz gibi Cumhurun Başkanı.  Hem de Cumhuriyet tarihinde halk oylamasıyla seçilen ilk Cumhurbaşkanı olarak.

     Hani muhtar bile olamazdı. 

Kapatılan Refah Partisi yerine kurulan, Fazilet Partisi, 18 Nisan 1999’da yapılan genel seçimlerde, içinde başörtülü Merve Kavakçı’nın da olduğu, 111 miletvekili çıkarmıştı. Diğer milletvekilleri gibi TBMM’ye milletvekili yemini etmek için gelen  Merve Kavakçı’ya,  bir takım milletvekilleri, meclisi dar etmişler ve yemin ettirmemişlerdi.

Bakın o gün (2 Mayıs 1999), Meclisin kürsüsüne gelen DSP Genel Başkanı, Bülent Ecevit neler sarfetmişti;

     "Burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar devletin kurallarına uymak zorundadırlar. Burası devlete meydan okunacak yer değildir. Lütfen bu hanıma haddini bildiriniz!" Merve Kavakçı’yı başörtüsüyle yemin ettirmediler. Malum güçler, daha sonrada rahat bırakmadılar…

Peki bugün durum nedir? Merve Kavakçı’nın, başörtülü kız kardeşi Ravza Kavakçı Kan, Ak Parti milletvekili olarak, meclise geldi ve yemin etti. Sadece Ravza Hanım mı? Hayır. Kendisinin dışında, yanılmıyorsam,  17 başörtülü milletvekili daha var mecliste. Ya Cumhurbaşkanı  ve başbakanımızın eşleri… Cumhuriyet elden gidiyor diyenlere 

duyurulur. Cumhuriyete bir şey oldu mu? Cumhuriyetin esas savunucuları siz mi? yoksa zulmettiğiniz bu insanlar mı?

     Bir zamanlar,birilerinin “Nurlu Süleyman” dediği, Süleyman Demirel’e gelince,  ölmüş bir insana ne diyeyim.  Mezarda ne durumdadır bilmiyorum. Halini Allah bilir. Ancak, tarihi bir şahsiyet olarak, söylediklerine bakacak olursak; 2006 yılında bir televizyon programında, başörtüsüyle üniversiteye  gitme konusunda, bakın ne diyor; 

      “Orası üniversite, oranın kuralları var. Danıştay, Anayasa Mahkemesi karar vermiş. İlle başı bağlı okumak istiyorsan, başı bağlı olarak okunabilen yerler var, oraya git. Arabistan'da falan öyle yerler vardır, oraya gidin, orada okuyun! Türkiye lalikten vazgeçemez. Herkes aklını başına toplasın. Bu ülkenin halkı yüzde 99'u Müslüman diye, 

Müslümanlığı istismar ederek, bu milleti arkamıza düşürürüz diye düşünen varsa aldanıyor. Hem de çok aldanmaktadır. Cumhuriyet  beşinci neslini yetiştirmiştir ve bu nesil cumhuriyete sahip çıkmaktadır. Türban özgürlük falan değildir. Bu gericiliktir.”

(devamı yarın)

Bu yazı toplam 744 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.