• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • Aksaray 22 °C
  • Konya 19 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 19 °C

28 Şubat'ın Amacı Ne İdi?

Erdoğan Kaya

İnanın bende o gün için bir yazı yazmak istemiştim ama biraz beklemek istedim, 28 Şubatla ilgili yazılan çizilenleri okuduktan sonra yazmayı düşündüm. Çünkü bende bir 28 Şubat mağduruyum ve ceza almış bir sivil toplum kuruluşu başkanı idim. Aslında bu günü bizim yazmamız gerekliydi.

28 Şubatın asıl amacı önce mütedeyyin insanları yıldırmak ve daha sonrada rahmetli Erbakan’ı indirmekti. Nitekim öylede oldu ve adım adım başarıya ulaşıldı, bütün mütedeyyin Müslümanlar sindirildi, nerede ise fişlenmekten korkan kamu kurum ve kuruluşta çalışanlar camiye gitmeye korkuyordu. Bırakın camiye gitmeyi, biraz hoca tipli ve sakallılarla konuşmaya korkuyorlardı.

Peki, bu kılıflar nasıl hazırlanmıştı da bugüne gelindi. Toplumda eşinin dışında başka kadınlarla beraber olan çağdaş dediğimiz insanlar olursa dost, arkadaş veya sevgili oluyordu. Ama bunu bir mütedeyyin insan yaparsa zina yapıp toplumun ahlakını bozuyordu. Hâlbuki gerçek manada bir Müslüman kimsenin namus ve iffeti ile zaten oynamaz ve tenezzül etmez, ederse ona ben Müslüman demem. Ama buna bir kılıf uydurulmalı ki insanlar ayıplasın galeyana gelsinler.

Kartsan getirdikleri bir pavyoncu sarhoş olan Ali Kalkancı İstanbul un göbeğinde biranda şeyh olmuştu. Hâlbuki bu insan besmele çekmesini bilmediği gibi, Fatiha okumasını da bilmiyordu. Bir dergâh tutuldu, kendisi buraya yerleştirildi çevreye de cinci hoca diye yayıldı ve birden müritleri çoğaldı. Bir gün Emire Ersoy diye bir kız bulundu ve babasından istendi babası vermemekte direndi ama rüyada Peygamber efendimiz kızınızı işaret etti diyerek körpecik kızı dergâhına aldı.

Ortadoğu’dan uzaktan kumandalı bir post getirdiler duvara astılar. Kumandasını da Ali Kalkancının saatine bağladılar müritler zikir çekerken duvardaki postu saat kumandasından döndüren Ali Kalkancıya keramet ehli diye dışarıdan durmadan adam getirdiler. İnsanlar caddelere taştı ve neticesi malum evde basıldı ve nereden geldi ise kameralar canlı olarak yayın yaptı.

Hemen ardından pavyondan tutup getirdikleri Fadime Şahini Müslüm gündüzün koynuna soktular. Neticesi malum bir sürü sırıklı adamlar gözaltına alındı ve kim oldukları bilinmeyen insanlar şeyhimizi verin yoksa devleti yıkacağız diye sokaklarda yürüdüler. Bakıyorum bugün o sarıklı, sakallı ve sırıklı insanlardan hiç kimse ortalık da yok.

Hemen ardından genç bir Sincan Belediye Başkanına gelen ve kim oldukları bilinmeyen kimseler Kudüs gecesi yapılmasını önerdiler. Oda böyle bir geceyi düzenlemek istedi ve tanklar Sincan’dan yürüdü. Bu ve benzeri tezgâhlar tamamlanmış olmalıydı ki, 28 Şubat sabahı birazda Hocanın tedbirsizliği neticesinde Erbakan’a muhtıra vererek hükümetten düşmesi sağlandı. Aynı gün bütün valiliklere bir yazı ile talimatlar verilerek irtica konusunda tedbir alınması istendi. Hatta irticanın üzerine gitmeyen valilerin belirlenerek orduya bildirilmesi istendi. İllerde kurulan irticayla mücadele komisyonu bütün cemaat ve vakıfları kıskaca alarak her ay denetleyerek yıldırma sürecine girdiler.

Evet, bende o dönem bir vakfımızın başkanıyım ikide bir kontrole gelen heyet defterleri didik didik kontrol eder mutlaka bir eksiklik bulmaya çalışıyorlardı ıvır zıvır şeyler bulup mahkemeye intikal ettiriyorlardı. Merkez camisi içinde olan idare binasına gelen subay ayakkabıları ile girmişti kendisini uyardığımda sana mı danışacağım ayağımı çıkarmak için diye beni azarlamıştı.

Benim gibi bütün vakıf ve cemaatler üzerindeki baskılar artmış insanlar yaptığı işten bıkmışlardı. Vakıflar vakıf kanununa göre yönetildiği halde buna hiç bakmazlar kendi kafalarına göre denetlerlerdi. Bunu Vakıflar müfettişlerine götürdüğümde onlarda şaşkınlık içindelerdi. Neticede üç yıl bu davalara gidip geldim bir davadan 3 ay ceza almıştım. Sonra Rahşan affından paçayı yırttık. Bir gün hakime dedim ki, “ gelip gitmekten usandım ya bana ceza verin yada berat edin de gelip gitmekten kurtulayım demiştim.” Hakim bey, “ vakfı kapatıp gel seni berat edeyim” demişti. Bende meseleyi anlamış oldum yani amacın ne olduğu ortaya çıkmıştı.

28 Şubat sürecinde mütedeyyin insanlar nerede ise müslümanım demekten korkar hale gelmişlerdi. Devletin tepesini susturmak ve kontrolü elde etmenin tek yolu sıkıştıkça akla geldikçe irtica hortlaması yaygarası gündeme geliyordu. Bakıyorum ne irtica hortlatan var nede şeriat getiren var. Hepsi düzmece ve gücü elde tutma olduğu son dönemlerde ortaya çıktı vesselam.

Bu yazı toplam 945 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.