• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Aksaray 8 °C
  • Konya 7 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Aile içi görev ve sorumluluklar

Şükrü Başarıkan

Esirgeyen ve bağışlayan: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Allah’a hamd eder, Rasülüne salât, siz değerli haber fark okuyucu kardeşlerime de selam eylerim.

Cenâb-ı Hak (c.c.) âyeti kerimede şöyle buyuruyor: “Sizi bir tek candan (Âdem'den) yaratan, ondan da yanında huzur bulsun diye eşini (Havva'yı) yaratan o'dur.”  (A’râf Sûresi, 7/ 189) Bu âyet-i kerimeden anlaşılıyor ki aile; sevgi, saygı, huzur ve fedâkârlık üzerine kurulan bir küçük devlettir. Eşler, birbirlerinin ve evlâtlarının Allah’ın bir emâneti olduğunu bilmelidirler. Bu emânete sahip çıkmak, mü’minlerin başlıca görevlerindendir.

“..Erkeklerin kadınlar üzerinde ma’ruf (meşru olan) hakları olduğu gibi, kadınlarında onlar üzerinde (bazı hakları) vardır. Yalnız erkeklerinki onlara göre (aile reisliği ve görevleri bakımından) bir derece fazladır. Allah mutlaka galibtir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Bakara sûresi, 2/ 228.)

Mü’minler, Allah’ın kendilerine yüklediği sorumluluk bilincini kuşanarak kendi haklarından önce mesuliyetini taşıdıkları kişilerin haklarına riayet ederler, Onun Resûlü’nü örnek alır ve  Onlara zulmetmezler; mazlumluğu zalimliğe tercih ederler. O yüzden mü’min için sorumluluk ve görev bilinci, özgürlüğünden ve haklarından da önemlidir.

Sorumluluk bilinciyle davranmayan eşler, ailenin diğer fertlerine huzur ve mutluluk vermek yerine aileyi cehennem azabı yaşanan bir yere dönüştürebilirler.

Amaca ulaşmak, usule uymakla mümkündür. Her şeyin bir usûlü vardır. Aile düzenli ve buna bağlı olarak da mutlu bir yuva kurmanın kendine göre usulleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

·  Eşlerin ilk arzusu mutlu ve huzurlu olmaktır. Bu Allah’ın öngörüp onayladığı beraberlilerle mümkündür. Yinede her çift, evliliğin ilk dönemlerinde arzu edilen huzur ve mutluluğu bulamayabilirler. O nedenle çiftler, hemen ümitsizliğe düşmemelidir. Huzur ve mutluluğa kavuşamamanın temelinde birbirlerine yabancı iki kişinin bir araya gelmesi evlilikte yabancılık, acemilik, düşünce, huy, hayat tarzındaki farklılıklar gibi nedenler vardır.

Bir insan, yabancı bir şehre veya ülkeye gittiği zaman çalışma ortamına, komşularına alışma hususunda nasıl yabancılık çekiyorsa evliliklerde de alışma ve olgunlaşma süresinin olması normaldir. Önemli olan acele etmeden sabırla karşı tarafı anlamaya çalışmak ve bir başka insanla birlikte yaşamak zorunda olduğunun bilinciyle daha olgun daha anlayışlı davranabilmeyi başarabilmektir.

İnsan azmeder, kızgınlıkla söylenen sözlere, davranışlara sabreder, karşılaştığı zorluklar karşısında çözüm yolları arayıp akla ve mantığa uygun, birlikte olduğu insanın kırılmamasını esas alan çözümler üretirse kısa zamanda uyum sağlayarak mutlu ve huzurlu bir yaşam elde edebilir. Evliliğin tecrübesi olmaz; birçok şey belirli bir zaman içinde yaşanarak ve zorluklara katlanarak ve sabrederek öğrenilir.

Eşler iyi niyetli olur, birbirlerini ve yuvalarını benimserlerse problemleri çözmede fazlaca zorlanmazlar. Böylece eşler yapı itibarıyla birbirlerin de var olan hususları iyi tanır ve birtakım fedakârlıkta bulunurlarsa kısa zamanda huy ve alışkanlıklarını öğrenir ve yanlışlıklara düşmezler. Önce, yalnızlıktaki sorumsuz ve yanlış alışkanlıklarından vazgeçip karşılıklı sevilen ve hoşa giden davranışlarda bulunurlarsa, muhtemel kazalardan korunmuş olurlar. Devam edecek..

Bu yazı toplam 1202 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.