• BIST 107.303
  • Altın 153,246
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Aksaray 13 °C
  • Konya 14 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 10 °C

Ak Parti ANAP olur mu?

Erdoğan Kaya

Son günlerde Sayın Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı makamına çıkıp çıkmayacağı ve Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili tartışmaların sonunda Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı köşküne çıkmasıyla Ak Partinin de rahmetli Özal’ın Partisi Anavatan Partisi gibi dağılıp dağılmayacağı tartışılırken Uludere’deki 35 kişinin ölümü gündeme gelince ikinci planda kaldı.

Ak Parti gerçekten lider partisi mi yoksa belli bir tabana sahip olmuş bir partimi tartışmaları yapılırken, gönlü partinin dağılmasından yana olan muhalifler, Başbakan partinin başından ayrılırsa parti dağılır diyorlar. Ancak ilk başlarda lider partisi görünümünde olan Ak Parti artık kitle partisi olmuş durumdadır. Kesinlikle liderinin değişmesi ile partinin dağılması mümkün değildir.

Bunu Anavatan Partisi ile kıyaslayanlar yanılıyorlar. Nedenine gelince, rahmetli Özal partisini kitle partisi olma yolunda bir temele oturtamadı. Partisini gözde isim yapmış kişilerden oluşturmaya çalıştı ve kendisinin bulunduğu sürede lidere dayalı bir parti durumunda devam ettirdi. Örgüt çalışması ve taban oluşturmaya önem vermedi. Partisine aldığı şöhret ve vitrinlerin çoğunluğunu muhafazakâr demokratlardan oluşturmadı. Aşure çorbası gibi bir liste ile sürekli seçime gitti, demokratlık ismini sürekli Demirel’e kaptırarak Özal ismi ile seçimler kazandı. Kişisel fikirleri ve yaptığı yeniliklerle bir efsane gibi bir döneme damgasını vurarak ismini insanların hafızasına yazdırdı gitti.

Anavatan Partisi teşkilatlarını da kurarken Genel merkez düşüncesi ile kurmaya ve devam ettirmeye çalıştılar. Bir partinin kalıcı ve tabanı olması için teşkilat çalışma ve beraberliği çok önemlidir. Teşkilatlarında sürekli çeşitli kavga ve kavgalar yaşanarak çekişmelerden parti yıpranmıştır.

ANAP’la Ak Partiyi kıyaslamak bana göre çok yanlış. Ak Parti çıkışında birkaç vitrin isimlerle beraber Sayın Erdoğan’ın şahsına dayalı bir lider partisi görünümünde iken bugün yavaş yavaş tabanını oturtan bir parti durumundadır. Zaten Başbakanın bir misyonu ve geldiği bir tabanı var, bu tabanı Ak Partide birleştirmiş ve buna yakın olan diğer muhafazakâr görüşleri de partisinin ismi altında birleştirmeyi başarmıştır.

Tabanı dışında bazı vitrin isimleri de partisine alsa da, kendi misyonun dışında onlara taviz vermemiştir. Misyonunun dışına çıkanlara da sesli tepki göstermeden zamanı gelince saf dışı bırakmıştır. Şuanda İslami kesimle, buna yakın olan muhafazakar kesime bazı sosyal demokrat ve milliyetçileri de dahil ederek bir taban oluşturmuştur.

Tabanı oluşturmanın en büyük etkenlerinden biriside teşkilatlar üzerinde seçmene yakın olmak. Bunu yaparken sürekli teşkilatları bölgesel olarak toplamış, zaman zaman bir araya getirerek seminer ve parti çalışmaları ile ilgili olarak yönetimde yer alanları yetiştirmişlerdir. Bölgeler arası farklı illerin milletvekilleri ile teşkilat arasında köprü görevi yapmışlardır. Kurulduğu günden bugüne kadar sürekli İl ve İlçe Başkanları bazında nerede ise her ay Genel Başkanın katıldığı toplantılar yaparak onları yetiştirmiş, hem de onları dinleyerek değer vermiştir. Buda bir partinin tabanının atılması demektir.

Bir diğer husus ise Sayın Başbakan koltuğu bıraktığında yerine geçecek bir muhalefet liderini de halk görmediğinden Ak Partiyi benimsemiş durumdadır. Bugün teşkilat ve parti içinde bazı yarış ve çekişmeler varsa artık o partinin büyüdüğünü ve tabana hitap ettiğini göstermektedir. Parti kitle partisi oldukça demokratik çekişmeler başlamıştır, Ak Partide de son seçimlerde bunlar görülmüştür.

Sayı Özal Sayın Erdoğan gibi kalburüstü insanların dışında seçmenle bire bir kucaklaşmamıştır. Sürekli zengin tabaka ile beraber olmuştur, buna Semra hanımla, Emine hanımın yaklaşımını kıyaslayabiliriz. Buda taban tarafından kabul görmemiş ve kendisi cumhurbaşkanı olunca partisi erimiştir. Ama bugün Sayın Erdoğan tebdili kıyafetle bunca işinin içinde bir fakirin sofrasına oturabilmektedir. Örgütünden ve seçilenlerinden de bunu ısrarla istemektedir. Eşini alıp bir garibanın sofrasına oturup onları dinleyebilmektedir, buda onun en büyük artısıdır.

Kısacası Ak Parti kesinlikle Bir Anavatan Partisi olmaz. Belki liderinin değişmesinden dolayı çok az bir kaybı olabilir, ama dağılma gibi bir süreç yaşamaz. Çünkü her şeye rağmen her geçen gün parti oyunda yükseliş görülmektedir. Zaten karşısında da bu boşluğu dolduracak alternatif bir parti de bulunmamaktadır.

Bu yazı toplam 1005 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.