• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Aksaray 3 °C
  • Konya 0 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C

Allah rızası için güzel ahlakta kararlı olmak

Nilgün Güney

Her insan Allah'ın vicdanına verdiği sesle güzel ahlakın ne olduğunu anlama bilgisine sahiptir. Ancak güzel ahlak göstermesi gereken bir durumla karşılaştığında bu bilgiyi tavırlarına dökmek için irade göstermesi, bu yönde kararlı olması gerekmektedir. Rabbimiz bir ayetinde insanı iki yönüyle yarattığını şöyle haber verir:

"Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.'' (Şems Suresi,7- 10)

Örneğin, bir çok insan fakir olan yada bir haksızlığa uğrayan kişiye yardım edilmesi gerektiğini bilir ve bu konuda konuşmalarda bulunur. Hatta yardımcı olmayan insanlara karşıda çok tepki gösterir. Ancak kendisi bu tavrı göstermesi gereken bir zamanda uygulamada zorlanır, nefsinin rahatlığından yana tavır takınır.

Yine insanların geneli haksızlığa tahammül edemeyeceklerini  belirtirler. Ancak hakkı söylemeleri gereken bir olay, yakın dostlarının yada akrabalarının aleyhine işleyecekse, hemen  söylediklerini unutur, nefislerinden yana karar alırlar. Allah bir
ayetinde yakıların aleyhine dahi adaleti uygulamanın farz olduğunu şöyle bildirir:

"Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahidler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.'' (Nisa Suresi, 135)

İnsan kendi hakkında da bir takım sözler verebilir. Örneğin, içkiyi alışkanlık haline getirmiş bir kişi çevresine vermiş olduğu zararın farkındadır. Bu halinden ötürü sevdikleri kendisini terk ettiğinde, hemen özür dileyip, bu tavırını düzelteceğine dair sözler verebilir. Ancak çoğu insan sözünde durmamakta, tavrını değiştirmek için irade kullanmayı istememektedir.

"Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti)'' (Saf Suresi, 2-3)

İnsanların genelinin güzel ahlak göstermekte kararlı olamamalarının tek sebebi, Allah sevgisi ve korkusunun eksikliğidir. Ahiretin varlığına kesin olarak inanan ve Allah'a vereceği hesaptan şiddetle sakınan kişi yanlış olan tavırlarını düzeltmek için elinden gelen en iyi gayreti gösterecektir. Aksi halde kişiyi güzel ahlak göstermekte teşvik edici hiçbir neden yoktur. Aslında kişi güzel ahlaklı olmadının erdemlerini anlatırken de dahi nefsini gözetebilmektedir. Çünkü güzel ahlakı savunarak diğer insanların ilgisini çekecek, kendisine hayran olmalarına neden olacaktır. Allah bir ayetinde güzel ahlakı tavsiye edipte kendisi uygulamayan insanın durumunu şöyle haber verir:

"İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.''  (Fussilet Suresi, 21)

Doğru olanı yapmak elbetteki insanı biraz zorlayacak, kendinden ödün vermeyi gerektirecektir. Ancak güzel ahlakı göstermekte kararlı olan kulunu Allah koruyacak, işini kolaylaştıracaktır. Bunun sonucu olarak kişi hem dünya hem de ahiret hayatında huzuru yakalayacaktır. Herşeyden önemlisi mutlulukların en büyüğü, Rabbinin hoşnutluğunun kazanmış olmanın derin hazzını yaşayacaktır.

Bu yazı toplam 1077 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.