• BIST 107.041
  • Altın 143,530
  • Dolar 3,5635
  • Euro 4,1526
  • Aksaray 20 °C
  • Konya 17 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 15 °C

Anneleri ve çocukları yiyen kariyer!

Sait Çamlıca

“Kadına özgürlük!” diyenlerde kadınları mutlu edemedi, “Kadının yeri, evidir!” diyenlerde kadınlara acı çektirdi. “Kadınlara erkekler mi sıkıntı çektiriyor, kadınlar mı?” sorusunun cevabını vermekte kolay değil.

Bugün gittikçe yaygınlaşan ve hakim olan görüş, “Kendi ayakları üzerinde duran, hiç kimseye / kocasına bile muhtaç olmayan kadın” modelidir. “Kadına anneliğini geri verin!” başlıklı yazımı okuyan bir bayanın bana gönderdiği e-posta, kariyer yapmak için evliliği ve anneliği erteleyen bütün bayanlara ibret olacak nitelikte.  

Kırk yaşında harikası CV’si olan yalnız kadın!

Annelikle ilgili yazınızı okudum. “Kadına anneliğini geri verin!” diyorsunuz. Bunun için yapılacak en iyi şey toplumda anneliğin statüsünü yükseltmek.

Biz büyürken annem bize sürekli, “Yavrum okuyun! Benim gibi hizmetçi olmayın!” derdi. Annem hizmetçi falan değil, ev hanımıydı. Sonuçta üç kız kardeşiz, üçümüzde ODTÜ’yü bitirdik. Ben yurt dışında doktora yaptım, akademisyen olarak çalıştım. 15 yıl yurt dışında tek başıma yaşadım. Kardeşim master yaptı. Otuz yaşında anne oldu. Çocuğunu eve bırakmaya dayanamadığı için iş hayatını bıraktı.  Küçük kardeşim ise orta yaşı geçtiği halde evlenemedi. Yüksek lisans ve doktorasını bitirdi, ancak anne olamadı hala.

Bugün ne büyük bir hata yaptığımı daha iyi anlıyorum. Ama artık geriye dönüp telafi etmek mümkün değil. Gözümüzde oluşturulan yanlış kadın imajı, hayatımızı mahvetti. Evlilik, annelik, eş olmak bizim için hep ikinci işler oldu. Önemli olan, eğitim, kariyer ve kendi ayakların üzerinde durmaktı bizim için. Ben bugün, 40 yaşında, harika bir CV’si olan yalnız bir kadınım. Ne başarı değil mi ama?  

Başında da dediğim gibi, buna dur demenin tek yolu, kız çocuklarını ve genel olarak toplumun gözünde anneliğin statüsünü artırmak. Aksı takdirde bu trend aynen böyle gidecek.

Anne olmanın toplumda ki yerini, statüsünü artırmak için çözüm aranması gerektiğini vurgulayan okuyucumun tespiti ve yaşadıkları düşünmeye değer. 

Kariyer yapmak için, anne olma fırsatını kaçırıp yalnız kalan bayanların sıkıntılarından daha acı vericidir, anne olduğu halde annelik yapmayan / yapamayan annelerin sıkıntıları.  

“Boşuna mı okuduk? Evde oturmak için mi bu diplomayı aldık?” sorularıyla kendilerini savunan annelere, “Boşuna mı anne oldunuz? Çocuklarınızı bakıcılara büyütmek için mi anne oldunuz?” sorusunu sorsam, ne cevap verirler acaba?

Annelik diplomasını ikinci planda bırakıp, okul sıralarında aldığı diploma merkezli yaşayan bir kadın, kariyer konusunda başarılı olsa bile, anneliği ihmal etmiş olmanın bedelini çok ağır öder.

Ekmek parası için çalışmak ile erkeğe muhtaç olmamak için çalışmak arasında, ‘evladın ihmal edilmesi’ gibi bir bedel var. Ekmek parası için çalışmak zorunda kalan bir anneyi anlamak zor değil. Erkeğe muhtaç olmamak için çalışan bir anne, evladını ihmal etmiş olmanın vicdan azabını çekmiyorsa, sorgulanması gereken bambaşka şeyler var.

Daha kaliteli bir araba almak için çalışan bir anne ile aç kalmamak için çalışan bir anne, aynı şartlarda değerlendiremez elbette.

Bir konferansımdan sonra ayak üstü sohbet ettiğimiz bir anne; İşe giderken dört yaşında ki kızım, “Anne biraz yavaş giyin! Anne beş dakika daha dursan benimle olmaz mı? Anne bugün benim için işe biraz geç gitsen olmaz mı?” diyerek kıyafetimden çekiştirirken anneliğimden utanıyorum” demişti.  

Bunu bana anlatan annenin gözleri doldu. Aynı sıkıntıyı, neredeyse her gün yaşamak zorunda kalmanın acısı, gözlerinden okunuyordu. İşe giden anneyi yolcu etmek, çocuklar için ne kadar zor ise, evladını gözyaşlarıyla bırakıp, işe gitmek zorunda kalmak anne için de o kadar zordur.  

Kariyer yapmak ile annelik arasında ki dengeyi bulmak zorundayız. Yoksa bu kariyer, hem anneleri hem çocukları yiyor.

Bu yazı toplam 1021 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.