• BIST 119.689
  • Altın 301,068
  • Dolar 5,9546
  • Euro 6,5546
  • Aksaray 6 °C
  • Konya 5 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 6 °C

Belkıs’ın Tahtının Göz Açıp Kapayıncaya Kadar Getirilmesi

Ömer Lütfi Ersöz

     Hz. Süleyman (a.s.)’ın Belkıs’ın tahtını bana kim getirebilir isteği üzerine, cinlerden bir ifrit; ben onu sana sen makamından kalkıncaya kadar getiririm, bana güvenebilirsin, benim buna gücüm yeter demesine rağmen yeterli görmemiştir.Kitaptan bilgisi olan bir kişi, Belkıs’ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadarki çok kısa bir sürede Yemen’den Kudüs’e getiririm demiş ve hemen getirmiştir. Belkıs’ın tahtını getiren İlim sahibi zatın, Hz. Süleyman (a.s.)’ın veziri Âsaf bin Berhiyâ, yahut Hızır olduğu rivayet edilmektedir.

     Hz. Süleyman (a.s.)’a, Allah (c.c.) çok büyük  lütuflarda bulunmuştur.Kuş dilini bilir, hayvanların konuşmalarını anlardı.Kuşlara, cinlere, insanlara ve bunlardan oluşan ordulara hükmeden büyük bir sultanlığı vardı. Hz. Süleyman (a.s.), Belkıs’tan Allah’a (c.c.) inanmasını istemiştir. Saba Kraliçesi Belkıs, Hz. Süleyman (a.s.)’a karşı konulamayacağını anladığından, Kudüs’e gelip Süleyman (a.s.)’a teslim olmak üzere yola çıkmıştır. Belkıs’ın gelmekte olduğu haberini alan Hz. Süleyman (a.s.), Belkıs’ın büyük ve gösterişli olan tahtını anlık olarak getirtmiştir.

     Buradan çıkarmamız gereken çok önemli dersler bulunmaktadır. Kur’an-ı Kerim’i; dini ilimler alanındaki yetişmiş uzman din adamlarımızla birlikte müspet bilim alanında yaptığı araştırmaları ile bir çok önemli başarılara imza atmış bilim adamlarımızdan oluşan çok önemli bir grup kurulmalıdır. Kur’an âyetlerinden ve hadislerde belirtilen bilgilerden yola çıkılarak eşyanın taşınması, gökyüzündeki muhteşem hususlar dahil yapabileceklerimiz konusunda derinlemesine tefekkürler sonucu çalışmalar yapılmalıdır. Belkıs’ın tahtının 2000 km‘den daha fazla mesafeden anlık olarak getirilmesi bilimsel yönden de araştırılması gerekmektedir. Bu araştırmalar yeni bilgilere, ulaşmamıza vesile olacak ana kaynaktır. Allah (c.c.) güç ve kuvvet sahibidir. Bir şeye ol dedi mi o hemen oluverir. Ayette bahsedilen Kitap’tan bilgisi olan Salih bir kulun Belkıs’ın tahtını anlık olarak getirmesi, bizlere de çok önemli bilgiler sunmaktadır.

     Günümüzde eşyanın ışınlanması ile ilgili çalışmalar yapılmaktadır ancak uzaktaki bir eşyayı getirmek hayal bile edilemiyor. Belkıs’ın tahtının getirilmesi olayı Mucize veya Keramet’ten farklı olarak Kitap’tan bilgiye dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Mucize, bir peygamberin peygamberlik belgesidir. İtikad İmamımız Mâtürîdî mucizeyi Kitâbü’t Tevhîd isimli eserinde; “Peygamberin elinde ortaya çıkan ve benzeri öğrenim yoluyla meydana getirilemeyen olay” diye tanımlanmaktadır.

 Mucize; akıl yoluyla açıklanamayan,Allah (c.c.)’ın emri ile yaratılan olağanüstü hadiselerdir. Keramet; “Allah (c.c.)’ın Salih, takva sahibi veli kullarından zuhur eden olağanüstü hal” olarak tanımlanmaktadır. Hiç kimse Allah (c.c.) adına söz veremeyeceği için keramette de, mucizede de iddia olmaz. Ayet-i kerimede “And olsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik. Allah'ın izni olmadan hiçbir peygamber için mucize getirme imkânı yoktur. Her müddetin (yazıldığı) bir kitap vardır.” (Ra’d Sûresi âyet:38) buyrulmuştur. Belkıs’ın tahtının getirilmesi olayında iddia vardır. Önce cinlerden bir ifrit, Hz. Süleyman’a  (a.s.)makamından kalmadan getiririm demiştir. Ayrıca Kitaptan bir bilgiye sahip olan Salih bir kişi de ben tahtı göz açıp kapayıncaya kadarki bir sürede getiririm demiş ve getirmiştir. Anlayabildiğimiz kadarıyla, ayet-i kerimde bildirilen bu hakikat, ne mucize, nede keramettir. Allah (c.c.)’ın kitabından alınmış bir ilimdir. Kur’an-ı kerimden öğrendiğimiz ilim ile bir çok konuda çok önemli bilgilere ulaşacağımız aşikardır.

     Âyet-i Kerîmelerde: “(Sonra Süleyman müşavirlerine) dedi ki: Ey ulular! Onlar teslimiyet gösterip bana gelmeden önce, hanginiz o melikenin tahtını bana getirebilir?” Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.” “Kitaptan (Allah tarafından verilmiş) bir ilmi olan kimse ise: Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm, dedi. (Süleyman) onu (melikenin tahtını) yanı başına yerleşmiş olarak görünce: Bu, dedi, şükür mü edeceğim, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınamak üzere Rabbimin (gösterdiği) lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, nankörlük edene gelince, o bilsin ki, Rabbimin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, çok kerem sahibidir.” “(Süleyman devamla) dedi ki: Onun tahtını bilemeyeceği bir hale getirin; bakalım tanıyacak mı, yoksa tanıyamayanlar arasında mı olacak.” “Melike gelince: Senin tahtın da böyle mi? dendi. O şöyle cevap verdi: Tıpkı o! (Süleyman şöyle dedi): Bize daha önce (Allah'tan) bilgi verilmiş ve biz Müslüman olmuştuk.” “Onu, Allah'tan başka taptığı şeyler (o zamana kadar Tevhid dinine girmekten) alıkoymuştu. Çünkü kendisi inkârcı bir kavimdendi.” “Ona: Köşke gir! dendi. Melike onu görünce derin bir su sandı ve eteğini yukarı çekti. Süleyman: Bu, billûrdan yapılmış, şeffaf bir zemindir, dedi. Melike dedi ki: Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber âlemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum.” (Neml Sûresi âyet:38-44).

     Belkıs, Allah (c.c.)’ın adını yaymasından dolayı şöhreti her tarafa duyulan, Kendi sinide Tevhid İnancına davet etmiş olmasından dolayı Hz. Süleyman (a.s.)’ı bizzat görmek, gerçek bir peygamber olup olmadığını anlamak için büyük bir kafile ve değerli hediyelerle Kudüs’e gitmek üzere yola çıkmıştır. Rivayete göre, Hz. Süleyman (a.s.) Sebe’ Melikesi Belkıs gelmeden önce, bir köşk inşa ettirmişti.Bu köşkün avlusu billurdan yapılmış,altından su akıtılmış ve suya balıklar konmuştu. Belkıs Kudüs’e geldiğinde zemininin billurdan yapılmış şeffaf bir madde olduğunu fark edemeyip sudan geçeceğini düşünüp eteğini toplamıştır.Bütün bu tedbirler Belkıs’ın akıl ve bilgisine güvenini sarsmış, böylece kendini ilâhi irşadı kabule hazırlamıştır. Hz. Süleyman (a.s.)’ın bilgisinin derinliğine, kudretinin büyüklüğüne inanmış, Allah (c.c.)’ın birliğine iman ettikten sonra ülkesine dönmüştür.

     Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerden öğrendiğimiz güzellikleri anlayıp, öğrenip, araştırıp yaşayan gerçek Mü’minlerden olmayı nasip eylesin! (Âmin).

Bu yazı toplam 340 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.