• BIST 90.383
  • Altın 145,437
  • Dolar 3,5943
  • Euro 3,9036
  • Aksaray 14 °C
  • Konya 10 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 9 °C

Benden Sonra Ölüm Gelir

Saadet Birsen Uslu

         Durmaksızın faaliyetten faaliyete koşan, şehir konferansları, tiyatrolar, konserler, TV programları, yarışmalar, küçükten büyüğe herkese Hz. Mevlana’nın ” gel  “ çağrısından aldığı feyzle tüm gücüyle çalışan çalışmakla hayat bulan mekân. İşte yine bu güzel faaliyetlerin kavşağında beğenerek ve düşünerek izlediğim bir tiyatro vardı. “BENDEN SONRA ÖLÜM GELİR” Sultan Veled Salonu’nda sahnelenen oyunun yazarlığını Serkan Öztürk, yönetmenliğini ve başrol oyunculuğunu ise Ramazan Danış bey yapmıştı. Konusu ise bodrum katında yaşayan bir ressamın ölmeden önceki iç hesaplaşmaları ve bundan kaynaklı gerginliğiydi. Kadro öyle güzel sergilemişti ki oyunu bir an kendimi o ressamın yerinde görmüş acaba şöyle bir masaya oturup tüm hatalarımızı önümüze serip bir iç hesaplaşma yapmışmıyım diye düşünmeden alamadım kendimi. Genelde hep biz haklıyızdır ya acaba hiç bu yüzde yüzlük dilimi elli elli böldük mü hayatta? Karşımızdakiler hep hatalı peki ya biz? İşte bu soruların zincirinde eşsiz oyunculuk kapasiteleri ile arkadaşlarımı izliyor bir yandan da kendi hesaplaşmalarımı gözden geçiriyordum;

        Hayat yarısı beyaz yarısı siyahtı, gece ve gündüz gibi ne tek geceye kalıyordu bu hayat sahnesinde, ne de hep güneşe yer vardı, hayat devam ettikçe hep iç içe olacaktı bunlar sevgi-nefret, dostluk-düşmanlık, mutluluk-keder bunların hepsi bir yelpaze gibi açılacak ve hep var olacaktı. Bu nedenle ne tam mutluluk ülkesi ne de hep keder ülkesi yoktu dünyada. Bu yüzden bakış açılarımızı aşk eksenli ayarlamalı “Yaratılanı severim Yaratandan ötürü” diyen bir Yunus gibi insanın beden libasının içindeki o aziz ruhu görmeli ve ona hürmet etmeliydik her zaman. “Birbirinizi sevmedikçe tam iman etmiş olmazsınız “diyen peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)’in gösterdiği yoldu ancak gidilecek, o zaman kin, nefret ve düşmanlık yok olmazdı dediğimiz gibi ama mecralarını değiştirebilirdi belki de nefreti kendi din kardeşimizin ayıplarını görmeye, kini bizim yüce yaradanımızın yarattığı kainatın bir numunesi olan ve aşk ile gittiği yolda melekut alemini bile geride bırakacak eşrefi mahlukat olan aziz dostlarımızla aramıza giren nefse, düşmanlığı ise “ben insanları ve cinleri sadece bana ibadet etsinler” diye yarattım diyen Cenab-ı Zülcelalle aramıza giren şeytana duymalıydık.

        O zaman bu tiyatrodaki eserdeki gibi ne bir iç çatışmamız kalırdı ne bir sıkıntı, ahir ömrümüzü saadetle geçirirdik belki de. Bizlere ve tüm insanlara böylesine düşündürücü konularla ufkumuzda pencereler açan muhteşem oyunculuk kabiliyetiyle bir an bile nefes almadan izlediğimiz başrol oyuncumuz ve değerli sanat yönetmenimiz Ramazan Danış bey’ e ve tüm yazar ve oyuncu kadrosuna çok teşekkür ediyor daha nice bizleri başka ufuklarda yeni yeni pencereler açmaya götürecek oyunlarda onlarla birlikte olmayı diliyoruz.

Esen kalın…

Bu yazı toplam 1112 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.