• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Aksaray -3 °C
  • Konya -4 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -8 °C

Bir Tas Çorba

Fatih Recep Bozdağ

Ne acıydı yaşadıkları. Yüzyıl geçmişti belki aradan. Belki aynı sofradan çorba içmeyeli yarım asır olmuştu. Paylaşmıştık ekmeği sıkıntılı zamanlardı tabi. Ama idare etmiştik o zamanlar. Muhtaçlardı bana. Bende iyiliğe muhtaçtım. Ne delil gösterecektim yaradana toprak olunca yoksa.

O küçük erkek. Ah o küçük erkek. Yanıma gelişini hiç unutmam. Gözlerime bakışını bana bak demişti gözleriyle. Bana bak ben etim sen kemik. İhtiyacım var sana. Hiç olmadığı kadar ihtiyacım. Hadi uzat elini bana.

Uzatmıştım ki iyi ki uzatmışım. Belki o zaman uzatmasaydım şimdi ellerim üşüyor olacaktı. Karşı çıkanlar oldu bana. Onun eli pis dediler. Bunca dert birde onunla mı uğraşacaksın. Etinden değil o senin. Fark etmiştim birden o benim etimden değildi. O bendim oradaydım işte. Öyle duruyordum çaresizliğimle.

Bir tas çorba istiyordum onun gözleriyle kendimden. Aynıymışız biz meğer. Unutturulmuştu aynı yaradana inandığımız.

Ona dokunanlar vardı. Korumasızdı korumasızdım en çokta.

Yüzyıldı sanırım aradan geçen. Hava soğuk değildi ama onca senedir sıcak ellerim üşemeye başlamıştı. Köşeme çekildim birden. Birden çorbasızlığı farkettim.

Bir erkek geldi yanıma. Gözleri hala aynıydı. Bakışları değişmişti sadece. Benim ki de değişmişti belli ki. Çünkü bana o çorbayı uzatan bu sefer oydu. Kabul etmişti beni yurduna.

Yüzyıl dedi. Yüzyıl önce. Yardım ettin bana. Tuttun elimden. Unuttun mu güzel memleket. Ben etim sen kemik.

Şimdi daldır kaşığını çorbamıza.

İki ülke öylece anlattı hikayesini.

Ama küçük erkek çorbasını bitirmişti.

Dokundu elleriyle çorbasını verene.

Uyanır mısın? Sanki yüzyıldır yatıyorsun…

Dünyadır burası hocam sadece dünya o kadarcık işte. Kim bilir belki asırlar sonrasını görürsek bizden yardım bekleyen ülkeler bize yardım edecekler arasındadır.

MESELELER

Şimdi bir de şu mesele var benim tabirimle çorba hazımsızlığı.

Bir çocuk gördüm hastanede. Gayet şık giyimli, oldukça da sevimli. Üstüne başına bakınca sandım ki ailesi varlıklı. Üstüne Suriyeli olduğunu öğrendim. İnsan cehaletini fark etmeli en azından ben ettim. İçimden dedim bizim çocuklarımız giyinemiyor böyle? Sonra Ömer’in anne ve babasının patlamada öldüğünü öğrendim. Ve tekrar fark ettim Ömer’in ailesi gerçekten zengindi. Ömer’in ailesi Türkiye’ydi.

Bir başka mesele daha belirteyim. Benim tabirimle çorba ahlaksızlığı.

Misafir sömüren değil yerini bilendir. Bir şekil de kontrol altına alınmalı.  Hadsizliklerin arttığı gerçeği var. Başımızın üstünde yer vardır fakat oturmasını bilene.

Rabbim memleketimizi ve memleketlerini şu zor günlerden kurtarsın, bize aynı çorbayla doyup elhamdülillah demeyi nasip etsin.

                                                                                                           Fatih  Recep Bozdağ

Bu yazı toplam 560 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.