• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Aksaray 19 °C
  • Konya 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 19 °C

Duâ ve Temizlikle Kötülüklerden Korunmak

Şükrü Başarıkan

Değerli kardeşlerim bize düşen en mühim vazife, İslâm’ı önce en doğru şekilde öğrenmek ve anlamak, sonra da çocuklarımıza ve çevremize hatta bütün insanlığa tebliğ etmek ve anlatmak için olanca varlığımızı, gayretimizi sarf etmektir.

“Allah Teala güzeldir, güzeli sever”. Yine “Allah temizdir, günahlardan ve kirlerden temizlenenleri sever.”

Burada korunmayı iki şekilde değerlendirebiliriz:
Dış boyutumuzu temiz tutup muhafaza ederek korunması, iç boyutumuzun da manevi yönde tövbe ve istiğfarla temizleyerek ve dualarla korunması, yani insan ruh ve bedenle bir bütündür, biri olmasa diğeri de olmaz, dolayısıyla ikisinin de korunmaya ihtiyacı vardır.

Dış boyutumuzun maddi yönden korunmasını herkes bilmektedir, yalnız manevi yönden korunması üzerine biraz daha az bilgi sahibiyiz. Manevi yönde korunmamız, başta “İmanı” konularda bilgimiz olmasına bağlıdır. Çünkü “Kur’an-ı Kerim inananlara şifadır, inanmayanların buğuz ve kinini artırır.”

İnsanlar bu dünyada yalnız değillerdir, dolayısıyla elle tutulup gözle görünmeyen varlıklarla beraber yaşamaktadır, nasıl ki, görünmeyen mikroplar vardır ve onlara karşı korunmak için dış temizliğine dikkat ediyorsak, aynı zamanda görülmeyen, yalnız insanı kötülüklere karşı heyecanlandıran ve kazablandırmaya sebep olan şeytan ve zararlı cinler vardır bunlardan korunmak için Allah Teala’nın biz kullarına Kur’an-ı Kerimde ve Efendimizin hadislerinde bildirdiği ayet ve hadisi şerifler vardır. Ayrıca iç boyut olarak korunmamız gereken, hevâ-i nefsimiz ve içimizde sürekli bulunan şeytanın şerridir.

Allah Teala insanı en güzel şekilde yarattığını ayetlerle bildirmektedir, işte bu güzelliği bozmak ve zarar vermek isteyen varlıklar vardır. Ancak Allah Teala hiçbir şeyi başı boş bırakmamıştır, insanı koruyan melekler görevlendirmiştir. İnsanın bedeninde, 360. Eklem vardır, her bir eklemde bir melek görevlidir. Ayrıca amelleri yazan melekler vardır, yine dışarıda koruyucu meleklerin var olduğu ayet ve hadislerle kayıtlıdır.

İşte bunlar Allah’ın kuluna vermiş olduğu büyük bir lütüfdur. Yalnız insanın da kendi iradesiyle yapacağı hususlar ve tedbirler vardır, Allah insana hayır ve şerri iyiyi ve kötüyü ayırt etmek için akıl ve düşünme nimeti vermiştir, dolayısıyle insan verilen emanetleri korumakla mükellef kılınmıştır. Nasıl ki soğuğa karşı tedbirlerimizi alıyoruz, zararımızı karımızı biliyor, zarar etmemek için hakkımızı savunuyoruz, işte bunlar görünen ve bilinen hususlara karşıdır. Birde görünmeyen iç boyutumuz vardır, bunları da dualarla koruma durumundayız.

Ayrıca her yerde olduğu gibi, tuvalet ve banyolarda da insan ve cin şeytanları bulunmaktadır, bunların bakış ve kötü nazarından korunmak için girmeden önce; Euzü çeker veya dua okuyup girildiği zaman bunlara karşı bir perde oluşmaktadır. Bu Allah’ın korumada verdiği büyük bir niğmettir. Yine beden ve ruh sağlığımıza karşı, dışarıdan gelecek olan haset ve nazara karşı Kuleuzü birabbil felak suresini, inanarak okuyanı koruduğu, yine Kuleuzü birabbinnas suresini okuduğumuz zaman, içimizdeki şeytanın kötü vesveselerinden korunduğumuzu ayet ve hadislerden anlıyoruz.

Çocuklarımızın korunması içinde aynı ayet ve duaları okumamız gerekiyor, çünkü çocuklarımız sübyan olduğundan dolayı cin ve şeytanlar zarar verebiliyor. Bu hususta “Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyuruyor: Cinlerden ve insanın göz (değmes)inden (çeşitli dualar okuyarak) Allah'a sığınırdı. Muavvizeteyn (Nas ve Felak sureleri) nazil olunca bu iki sureyi esas aldı, diğerlerini terk etti.” (Kütüb-i Sitte, 3999) Yine Ukbe b. Âmir (r.a.)’den Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Bu gece indirilen ayetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l Felak ve Kul eûzü birabbin Nas” (Müslim, Müsafirin: 264)

Okuyucu kardeşlerim çocuklarla alakalı bilgilenmek istiyorlar, bu hususa dair bilgiyi Peygamber Efendimiz şöyle bildiriyor: Çocuklarınız konuşmaya başlarken önce “La ilahe illallah” sözünün öğretilmesini tavsiye etmektedir. Çocuklar yeni konuşmaya başlayınca anne-baba onun sorduğu soruları doğru olarak cevaplamalı, çünkü çocukların yetişme zamanı takriben iki veya üç yaş arası fotoğraf çeker gibi duyduğunu hafızaya kaydeder ve bunları uygulamaya geçer. Allah Teala insanın Kendine itaat etmeyi tüm insanların fıtrata yerleştirmiştir.

Tüm çocuklar İslam fıtratı üzere doğarlar, yalnız anne-baba batıl dinler üzere yetiştirerek fıtratını değiştirmiş olurlar. Yine çocuk bembeyaz bir kâğıt gibi dünyaya temiz olarak gelir. Bu kâğıda yazılacak yazılar, anne-babaya aittir. Hakla batılı ayıramaz. Anne- baba aynı şekilde yaşıyorsa, çocuğun ismi Müslüman, hayatı başka türlü bir insan yetişiyor demektir. Yine çocuk işlenmemiş bir maden gibidir. Akrabalar, komşular, arkadaşlar, basın ve yayın gibi daha pek çok şey çocuğu kötü şeylerle bozabilirler. Yalnız anne ve baba çocuğa her zaman iyiyi ve doğruyu gösterebilme fırsatını başkalarına vermemelidir.

Çocuk, sadece kulağından değil gözünden de terbiye olur. Yani duyduğunu değil, gördüğünü yapar. Bunun yansıra çocuklar sekiz ahlaktan beşini, anne ve babanın ahlakına göre ana karnında alır, üçünü de eğitimle tamamlar. Çocuklarımıza zararlı şeylerden Allah korur veya muhafaza eder sözünü söylememiz yanında, Allah’ı sevdirecek sözler söylemek gerekiyor, bazı kişiler Allah yakar sözlerini söyleyerek çocukların zihninde kötü intiba bırakmasına sebep oluyorlar.

Ayrıca çocukların Allah ı görme konusundaki sorulara, bizim dünya gözümüzle Onu görmemiz mümkün olmadığını söylemeliyiz. Yalnız Allah’ın varlığını tabiattaki olanlarla anlatabiliriz. Allah’ın dünyada ve kendi vücudumuzda ki güzellikleri yaratmasıyla, ilk bahar da ağaçları diriltmesi, bazı ağaçları aşılayarak daha iyi meyve vermesi sağlanır. Çocuklarımız bir fidandır. Onlara dünya nizamının en iyi dalını aşılamak lazım. Aşı tutmazsa, fidan yerinde duruyor, tekrar aşılanabilir. Aşının tutmamasının sebebi, çiftçinin hatasıdır. Öyle anne-babalar da var ki, bahçede kavak büyüyor, evde çocuk büyüyor...

Çocuğun yetişmesi için her şeyden önce anne-baba yetişmiş olacak. Çocuğunun iyi olmasını isteyen ana-babanın önce kendisi iyi olacak. Mukayeselerle, kâinattan misallerle çocuklarımıza Allah’ı anlatabiliriz. Çocukla hoşlanacağı ortamda bir arkadaş yakınlığında sohbet edilebilir. Hem o günü hem de anlattıklarınızı bir daha unutamaz... Mesela çocuğumuzla birlikte dolaşırken neler konuşabiliriz?...

Binlerce çeşit bitki ve hayvanı kim yaratmakta, büyütmekte ve beslemektedir? Her birine kendine has elbiseler giydirmekte, onun yiyeceği gıdaları hazırlamakta ve her cinse ait bir yaşama şekli vermektedir? Salyangozun elbisesi ile kurbağanınki arasındaki farkı, atın yiyeceği ile kurdun yiyeceğini düşününüz. Ördeklerle, tavukların yaşama tarzları başkadır. Papatyalarla, çınarları ve diğer meyveleri hayal ediniz. "Biz Allah'tan çok uzak olsak da, Allah bize çok yakındır" hususunu güneş misali ile izah etmek mümkündür. Güneş ışıkları üzerimizdedir; sanki güneşin eli bize dokunmaktadır.

Tohumu toprağa ekiyoruz, koskoca ağaç oluyor, meyve veriyor. Her meyvede bir çekirdek, her çekirdekte koskoca ağaç... Peki ilk tohum nasıl meydana geldi? Vücudumuz ne kadar mükemmel bir fabrika! Her organın ne vazife yapacağı çok iyi belirlenmiş. Mesela kalp dakikada ortalama ne kadar atacağını, ne kadar kan pompalayacağını, böbrekler ne kadar kanı temizleyeceklerini, vücuttan ne kadarını dışarı atacağını nereden biliyor? İşte bu verilmiş olan örneklerle o pırıl pırıl gönle sahip olan yavrularımıza bu bilgilri vermeliyiz, sakın ha onlar ne anlar demeyelim çünkü onlar yaratılıştaki fıtratları bozulmamış, gönülleri berrak dolayısıyla bunları bizden daha iyi anlayacaklardır.

Şunu kat'i olarak bilmeliyiz ki, İslam dinini öğrenmek, anlamak, yaşamak öncelikle bizim vazifemizdir. Ayrıca eşimiz, çocuğumuzdan da sorumluyuz. Ancak annemiz de olsa yakınlarımızın İslam'ı öğrenip yaşamaları Allah'ın takdir edeceği bir şeydir. Bir şahsın diğer biri tarafından uyandırılmasına irşat denirse, kulun görevi tebliğdir, hidayet Allah'a aittir. Bizim vazifemiz ise, imanın esaslarını iyi öğrenip daha sonra İslamiyet'i her şartta yılmadan usanmadan sırf Allah’ın rızası için ailecek yaşamaktır.

Allah’ emanet olun.

Bu yazı toplam 1865 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 6
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.