• BIST 110.477
  • Altın 275,921
  • Dolar 5,8011
  • Euro 6,4759
  • Aksaray 9 °C
  • Konya 11 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 12 °C

Ehl-i Sünnet İmamlarının Tağut Hakkındaki Sözleri

Hacı Ahmet Ünlü

Bilki Tağutu reddetmeden iman asla kabul olmaz. Nitekim imanın kabul olması tağutların reddedilmesine bağlanmıştır. Nasıl ki namazın şartı olan abdest olmadan namaz olmuyorsa, aynı şekilde dine girebilmenin ilk şartı olan tağutun reddi olmadan da dine giriş gerçekleşmez. Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
Her kim tağutu reddedip Allah’a iman ederse, işte o kopmayan sapasağlam kulpa yapışmıştır.
(Bakara Suresi Ayet 256)
Bu  ayeti kerime de ki “sapasağlam bir kulpa yapışmak” için yani İslam’a girebilmek için iki şart zikredilmiştir. Birincisi tağutu reddetmek  ikincisi ise Allah’a iman etmektir. Dikkat edilirse Rabbimiz kendisine imandan önce tağutun reddedilmesini emretmektedir. O halde müslüman olmak ve müslüman kalmak isteyen bir kimse tağuta ibadetin bâtıllığına itikat ederek tağuta ibadeti terk etmesi, tağutun velayetini, hükmünü, savunuculuğunu ve tağuta itaati reddederek Allah’a iman etmesi gerekmektedir. Tağutun reddi kalp, dil ve tüm âzâlarla gerçekleşmelidir.
Tağuta İbadeti Reddetmek: Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
“Tağut’a kulluk etmekten kaçınan ve Allah’a içten yönelenler ise; onlar için bir müjde vardır, öyleyse kullarıma müjde ver.” 
(Zumer Suresi Ayet 17)
Bu ayeti kerime de Rabbimiz kullarını ilk olarak tağuta ibadet etmekten sakındırmış daha sonra da tağuta ibadet etmekten kaçınarak sadece Allah’a yönelen kullarına müjdeler olduğunu beyan etmiştir. Cinler ve insanlar sadece Allah’a ibadet etmek için yaratılmıştır. Öyle ise herhangi bir ibadet çeşidini Allah’tan başkasına yapan bir kimse müslüman olduğunu iddia etse de kâfirdir. İman iddiasında olan her bireyin tağuta ibadeti terk etmesi ve tağuta ibadet edenleri tekfir edip onlardan uzak durması gerekmektedir.
Tağutun Velayetini Reddetmek: Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
Allah, iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklardan nura çıkarır; kâfirlerin velileri ise tağuttur. Onları nurdan karanlıklara çıkarırlar. İşte onlar, ateşin halkıdırlar, onda süresiz kalacaklardır.
 (Bakara Suresi Ayet 257)
Veli: “Bir işin  idâre ve bakımını  üzerine alan, otorite, dost, yardım  eden, himaye eden,  anlaşmalı,  temsil yetkisine  sâhip olan, başkası üzerinde onun adına tasarruf  yetkisi olan  anlamlarına gelmektedir.
Bu ayeti kerime de iman  edenlerin  velisinin yani onlar adına kanun koyanın, hükmedenin, inanç  ve yaşam  sistemi belirleyenin, ihtilafların çözümü  için  onlara Kur’an ve Sünnet’i indirenin Allah Azze ve Celle olduğu, kâfirlerin ise idare ve yaşam  şeklinde,  kanun ve nizam  belirlemede  Allah’a değil de, kendileri  gibi beşer  olanlara  tâbi olarak tağutların velayetini Allah’ın velayetine tercih ettikleri beyan edilmiştir. Öyle ise tağutları veli edinen bir kimse müslüman olduğunu iddia etse de kâfirdir. İman iddiasında olan her bireyin tağutun velayetini ve tağutu veli edinenleri tekfir edip onlardan uzak durması gerekmektedir.
Tağutun Hükmünü Reddetmek: Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
“Sana indirilene ve senden önce indirilene gerçekten iman ettiklerini zannedenleri görmüyor musun? Bunlar, tağuta muhakeme olmayı istiyorlar. Oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardı. Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla saptırmak istiyor.
(Nisâ Suresi Ayet 60)
Bu ayeti kerime de Allah’ın indirdiği hükümleri bir kenara bırakıp kendi nefislerinden uydurdukları kanunlarla hüküm veren tüm kişi, kurum ve kuruluşlar tağut olarak adlandırılmıştır. Ayrıca Rabbimiz tağuta muhakeme olanları ve bu fiili gerçekleştirmese bile tağuta muhakeme olmak isteyenleri iman iddialarında zan sahibi olan kimseler olduğunu yani bu kimselerin müslüman olmadıklarını beyan etmiştir. Öyle ise ihtilafların çözümü için tağuta muhakeme olmak isteyen bir kimse müslüman olduğunu iddia etse de kâfirdir. İman iddiasında olan her bireyin tağutun mahkemelerini ve bu mahkemelerden hüküm talep edenleri tekfir edip onlardan uzak durması gerekmektedir.
Tağutun Savunuculuğunu Reddetmek:Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
“İman edenler Allah yolunda savaşırlar; kâfirler ise tağut yolunda savaşırlar öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz, şeytanın hileli düzeni pek zayıftır.
 (Nisâ Suresi Ayet 76)
Bu ayeti kerime de Allah’ın dinini yüceltme ve hakim kılma gayesi dışında kurulmuş olan tüm ordular tağut olarak adlandırılmıştır. İnsanlar, iman edenler ve kâfirler olmak üzere iki bayrağın altında, iki ayrı gruba ayrılmıştır. İman edenler, Allah’ın sistemini gerçekleştirmek, nizamını yerleştirmek için savaşanlardır. Kâfirler ise, Allah’ın izin vermediği çeşitli değerleri ve ölçüleri koyup uygulamak, demokratik laik tağuti nizamların bekâsını ve kutsal bayraklarını yüceltmek için savaşırlar. Öyle ise tağutu diliyle, malıyla ve canıyla destekleyen bir kimse müslüman olduğunu iddia etse de kâfirdir. İman iddiasında olan her bireyin tağutun tüm savunucularını tekfir edip onlardan uzak durması gerekmektedir.
Tağuta İtaati Reddetmek: Allah Subhanehu ve Teala şöyle buyurmuştur:
De ki: Allah katında,  kesinleşmiş bir ceza olarak  bundan daha  kötüsünü haber  vereyim mi?  Allah’ın kendisine  lanet ettiği, ona karşı gazablandığı ve  onlardan  maymunlar ve domuzlar kıldığı (Yahudiler) ile tağuta ibadet edenler (itaat edenler); işte bunlar, (cehennemdeki) yerleri daha kötü ve dümdüz yoldan daha çok sapmışlardır.
(Mâide Suresi Ayet 60)
Bu ayeti kerime de ki “tağuta ibadet edenler” buyruğundan kasıt tağuta itaat edenlerdir. Zira ibadet itaat etmektir. Kulluğun aslı itaat ve boyun eğmektir. Öyle ise Rabbimizin emirlerine aykırı olan meselelerde tağutun kanun ve yasalarına itaat eden bir kimse müslüman olduğunu iddia etse de kâfirdir. İman iddiasında olan her bireyin tağuta itaati terk etmesi ve tağuta itaat edenleri tekfir edip onlardan uzak durması gerekmektedir.
Anlaşılacağı üzere hiçbir kimse tağutu ve tağutu reddetmenin gerektirdiklerini yerine getirmeden Allah’a doğru bir şekilde iman edemez. Tağutu  reddetmeyen  bir kimsenin müslüman olduğunu söylemesi, namaz ve zekât gibi farzları yerine getirmesi, zina ve faiz gibi haramlardan kaçınması kendisine kâfir isminin verilmesine engel olmadığı gibi; cehennemin ebedi ateşinden kurtulması için bir yarar da sağlamaz.
İbn Cevzi (rahimehullah) şöyle demiştir: “Tağuttan neyin kastedildiğine dair beş görüş vardır; Birincisi: O, şeytandır. Bunu Ömer bin Hattab, İbn Abbas, Mücahid, Şa’bi, Suddi ve diğerleri demişlerdir. İkincisi: O, kahindir. Bunu Said bin Cubeyr ve Ebu’l Aliye demişlerdir. Üçüncüsü: O, sihirbazdır. Bunu Yezid ve Zeccac demişlerdir. Beşincisi: Ehl-i Kitab’ın azgınlarıdır. Bunu da Zeccac demiştir.
İmam Mücahid (rahimehullah) şöyle demiştir: “İnsanların idarecisi konumunda bulunan, halkın kendisine danışıp işlerinin hükme bağlanmasını istedikleri, insan suretindeki şeytanlardır. Tağut (Allah’ın kanunları dışında) kendisine başvurulan insanların efendisidir.
İmam Beğavî (rahimehullah) şöyle demiştir: “Tağut, insanın tuğyan etmesine sebeb olan herşeydir.
İmam Malik (rahimehullah) şöyle demiştir: “Allah’tan başka kendisine ibadet edilen herşeydir.
İmam Kurtubi (rahimehullah) şöyle demiştir: “Tağuttan kaçının demek; yani tapınılan şeytan, kahin, put ve bunlar gibi Allah’ın dışındaki ma’budu ve sapıklığa çağıran herşeyi terkedin demektir.
İbn Kayyım El Cevziyye (rahimehullah) şöyle demiştir: “Tağut, kendisine ibadet edilme, bağlanılma ve itaat edilme noktasında haddini aşan kul demektir. İnsanların tağutu, Allah ve Rasulü’nün kanunlarıyla hükmetmeyen, Allah’tan başka kendisine muhakeme olunan, ibadet edilen ve Allah’ın emrine dayanmaksızın, Allah’a itaat etmeksizin kendisine tâbi olunanlardır.
Seyyid Kutub (rahimehullah) şöyle demiştir: “Gerçeği çiğneyen Allah’ın kulları için çizdiği sınırı aşan düşünce, sistem ve ideoloji anlamına gelir. Bu düşüncenin, sistemin ve ideolojinin, Allah’a inanmaktan, O’nun koyduğu kanunlara uymak gibi herhangi bağlayıcılığı bir kuralı yoktur. İlkelerini Allah Teala’nın kanunlarından almayan her sistem, her kurum, her düşünce, her davranış kuralı, her gelenek tağut kapsamına girer. Buna göre ancak kim tağutun karşısına çıkar ve sistemindeki kâfirliklerin tümünü kökünden reddederek Allah’a inanır ve yalnızca ona boyun eğerse kurtuluşa erer.
Şehid Şeyh-ül İslam İbn-i Teymiyye (rahimehullah)
Tagut Fa’lut kalıbında olup tugyandan türemiştir. Tugyan ise haddi aşmaktır. Bu ise zulüm ve haksızlıktır. Allah-u Teâlâ'dan başka kendisine ibadet edilen kişi, eğer buna razıysa tagut olmuştur.

Tağutun tarifiyle ilgili burada sınır konulmasının sebebi Allah-u Teâlâ'dan başka kendilerine ibadet edilen nebi ve salih kişileri istisna etmek içindir. Zira onlar, hiç bir şekilde kendilerine ibadet edilmesine razı değildirler. Bu sebeble onlar tağut olarak isimlendirilmezler. Fakat bu kimselere ibadet eden kimseler reddedilir ve tekfir edilirler.

Bu sebeble Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, putları tagutlar olarak isimlendirmiştir. Sahih bir hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi: 

Tağutlara ibadet edenler (ahiret gününde) tağutların peşine düşerler." 

Allah-u Teâlâ'ya isyan konusunda, 

Hidayet ve hak dinin dışında, 

Kitap ve sünnete muhalif olarak; kendisine itaat edilip, bağlanılan her yol tağuttur. 

Bu sebeble Allah-u Teâlâ'nın kitabı dışında hüküm veren ve kendisine muhakeme olunan kişiye tağut ismi verilmiştir. Firavun’a da işte bu sebeple tağut denilmiştir.
(Fetvalar c: 28 s: 200)
Ve alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Bu yazı toplam 148 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.