• BIST 100.339
  • Altın 276,763
  • Dolar 5,6986
  • Euro 6,3000
  • Aksaray 15 °C
  • Konya 11 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 10 °C

Eskil ve futbol!

Abuzuddin Kılfırça

Eskilgücüspor’un Eskilbelediyespor olmasıyla birlikte gözle görülür bir hareketlilik başladı.

Eskilbelediyespor birçok oyuncuyla anlaşma sağladı.

Anlaşma sağlanan isimlerin bazılarına bakıyorum bilmem nerde öğretmen, bir diğeri başka bir yerde öğrenci vs… Oyuncu Denizlispor’da oynamış, Fenerbahçe’nin alt yapısında yetişmiş vs…

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki bu işe gecesini gündüzüne katan Halil İbrahim Kırlı, Dursun Altan, Himmet Öksün ve Mehmet Keskin gibi isimlere çabalarından dolayı teşekkür ederim.

Bu yazıdaki amacım kimseye itham da bulunmak ya da üzmek değil, meselem bu konuya ilişkin tarihe not düşmek ve spor anlayışımızdaki bakış açısındaki yansıma farkı!

Şöyle ki dünden bugüne Türk futbolunda özellikle yabancı takımlarla gerçekleşen mücadeleler cenk havasında geçer.

Çoğu zaman bariz üstünlükle götürdüğümüz maçı bir gol yememizle demoralize oluruz ve futbolcunun içinde ki umutsuzluk ayaklarına yansır.

Oysa Avrupalı’nın bir sistemi vardır, yense de yenilse de sistemini bozmaz.

1980’li yıllarda Türkiye Yugoslavyalı oyuncuların cennetiydi. İsmin sonunda “…iç” olması yeterliydi.

Aziz Nesin’in Gol Kralı’nda olduğu gibi “yabancı olsun da çamurdan olsun…

Daha sonra Türk futbolu veteranlar cenneti oldu. Ülkesinde jübilesini yapmış Toni Schumacher, Jean-Marie Pfaff, Didier Six (Dündar Siz), Eder, Carlos gibi onlarcası gelip, yeşil sahalarda “İkinci Bahar Yaşıyor Ömrüm…” şarkısıyla demlendiler.

Öte yandan da bu isimlerden ikisi var ki Türk Futbolunun kabuğunu kırmasında lokomotif oldular.

Galatasaray’da hocalık yapan Alman Milli Takım eski Teknik Direktörü Jupp Derwall ve Karpatların Maradonası Hagi.

Ondan ötesi ise Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) hesabı ikinci sınıf gördüğü bir ligde, oğlu yaşındaki oyuncuya karşı ne verilebilirdi ki, “Dert ben de derman sende…. “ Türküsünü mırıldanmaktan başka.

İşte o yıllarda ise Eskil futbolunda ayrıkların (doğal çim) üzerinde yetişen kramponlar vardı. Doğum yerlerinde Eskil değil de, Trabzon ya da İstanbul yazsaydı bugün bile içlerinde efsanesi konuşulanlar olurdu herhalde…

Necati Altan, Tahsin Meral, Yusuf Altan, Kemal Tura, Rasim Böğe, Cuma Böğe, Mustafa Mutlu (Çorbacı), Kıyasettin Oruç, Halil Güç, Ahmet Güç (Kınık), Mustafa Tosun, Recep Çelen, Yusuf Keskin, Ahmet Görür, Abdülkadir Özgiray, Veli Öksün, Musa Ünlü, Ferhat Acar, Nuri Turgut… şu anda aklıma gelmeyen niceleri…

İçlerinde ekmek paralarını futboldan üst düzeyde kazanacak öyleleri vardı ki…

Bugüne geldiğimiz de ise takıma Eskilli oyuncular Yasin Bozkıl, Cafer Öğütcü gibi isimlerin alınması kafamdaki takım ruhunun sözleşmeye dökülmüş hali…

Buraya imza atan dışarıdan transfer edilen oyuncularımız da bir ekmek uğruna sahada ter dökecek kardeşlerimiz asla onlara karşı bir olumsuzluk söz konusu değil, dışarıdan oyuncu alırken de Hagi misali doğru oyuncuyu bulmak önemli. Ayrıca ifade etmek istediğim bir husus belediyemizin başında sineğin kanadındaki yağı hesap eden Necati Başkan var.

  • Şimdi böyle bir takımın Eskilli’ye yıllık maliyeti ne, Eskil Belediyesi'nin kasasından yıllık ne kadar para çıkacak? merak ediyorum.
  • Takım başarılı olabilecek mi?
  • Haydi başarılı olduk hedefimiz olan Bal Ligi’ne çıktık, getirisi-götürüsü skalasındaki durum ne olacak?
  • Oynayacağımız lig amatör, yükseleceğimiz lig amatör. O halde amatör ligde mücadele edeceğiz önceliğimiz Eskil’in çocukları olması için bir amacımız var mı?

Burada bir yandan Eskilli oyuncuların ağırlıklı olduğu bir takım sahada mücadele ederken, diğer taraftan sporu ilçe geneline yaysak ve birçok farklı branşlarda spor kültürü oluştursak fena olmaz mı?

Netice itibariyle…

Eskil’i seviyorum…

Eskilli’yi seviyorum…

Eskil Belediyespor’u seviyorum…

Benim için sportif kalkınma yerelden başlar!

Değilse parayla saadet olmaz!

Eskiden hani koyunculuk yapanların bir sözü vardı.

Oğlun güder, kızın sağarsa koyunculuk karlı bir iş diye…

Eskilgücü’nde de 25 binlik ilçede Eşmekaya’dan, Bozcamahmut’tan, Güneşli’den, Kaputaş’tan, Taşkesik’ten, Tol’dan, Celil’den, Karakol’dan, Ortakuyu’dan… isimleri aşure misali kaynaştırıp güzel bir kare oluşturabiliyorsak değerli olan odur.

Ötesi ise masraf

Herkese iyi seyirler!

Bu yazı toplam 307 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.