• BIST 89.282
  • Altın 145,496
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Aksaray 13 °C
  • Konya 10 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 14 °C

Eskilgücü’nü kapatın gitsin!

Mevlüt Keskin

 

İnsanımızı farklı bir gözle görmede hakemlik yapmak, futbolcu olmak önemlidir.

Amatör kümede hakem olup bayrak kaldırıp, futbolcu olup topa vurup, ya bu iş televizyon başında maç izlemeye hiç benzemiyormuş deyip ilk günlerden formasını asan o kadar çok spor gönüllüsü var ki!

Öyle ki hani futbol yorumcularınca çoğu zaman, bırak profesyonel ligi bu gidip amatörde bile düdük çalamaz, bayrak kaldıramaz şeklinde küçümsenen o amatör maçlarda hakem olmak çoğu zaman İstanbul Ali Sami Yen Stadı’nda Galatasaray Fenerbahçe maçını yönetmekten daha zordur.

Evet abartmıyorum daha zordur.

Her şeyden önce profesyonel maçlarda can güvenliğiniz tam olarak sağlanmıştır.

Maça gelen seyircinin amacı futbol izlemek, oyuncunun amacı top oynamaktır. Profesyonel futbolcu, maçta pozisyon gereği göreceği bir sarı kartın bile ondan maddi yönden bir götürüsü olacağını iyi bilir.

Amatörde ise, içinde futbol aşkı ile yeşil sahalara çıkıp işinden, aşından, eşinden  fedakarlık yapıp cebinden para harcayanların sayısı hiçte az değildir.

Öte yandan,  hiçbir hedefi olmayan, belki hiç idman yapmadan maça çıkan, maçta güçten kuvvetten düşünce de rakibine, hakeme saldıran, seyirciyi tahrik eden tiplerin sahada metrekareye düşen sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur.

Bu tipler, sahada rakibi ve hakeme karşı saldırgan tavırları ile; “Birkaç hafta memleket beni anlatsın, yıllar sonra çocuklarıma, torunlarıma anlatacağım bir spor anısı! Olsun” şeklinde davranabilir.

“… Ey evlat vaktinde biz de bu memleket için tozlu sahalarda az ter dökmedik. Öyle ki bir gün maça çıktık baktım hakem elinde düdük zırt zırt öttürüyor çektim ağzına iki tane bir doksan uzandı….” diye başlayan anılara alt yapı oluşturma hazırlığı.”

 

7 Ekim tarihinde yukarıdaki yazıyı yazmıştım. Alın soldan sağa okuyun, yukardan aşağıya okuyun dilediğiniz gibi okuyun size Eskilgücü maçında yaşananları anlatacaktır.

 

Evet hakemlik yaptığım bu süreçte çoğu zaman seyircinin ve bazı oyuncuların; hakeme, rakibe karşı tutumu beni hayrete düşürürdü. Öyle ki oyuncu kendisi idmana çıkmaz rakibi onu futbolu ile ezer, kendisi kedinin avı pozisyonundaki fare kadar çaresizdir.

Rakibi karşısında sahada bozguna uğrayan susan ayakların imdadına çene yetişir!

Erman Hoca’nın dediği gibi oyunca sahada cin gibidir. Bu tipler hakeme göre maça ağırlığını koyar! Baktı hakem biraz çömez; her türlü kışkırtmayı yapmaktan geri kalmazlar.

Ve o seyirciler…

Sözde maça geliyor!

Konuk takım oyuncuları başka bir şehirden gelmiş senin misafirin, amaçları spor uğruna; maddi bir beklentiye girmeden meşin yuvarlağın peşinde koşmak. İşte seyirci o futbolculara koro halinde küfretmeye başlar.

Maçın hakemi muhtemelen öğrencidir, arkadaşları hafta sonu gideceği kafeyi, sinemayı hesap ederken, onun derdi çıkacağı maçta alacağı 20-30 lira ile öğrenci harçlığını çıkartmak ve içindeki spor aşkını yeşil sahalara dökmektir.

Hakemin derdi maça çıktığında postu deldirmeden sağ salim sahadan çıkmak, aldığı paranın hakkını vererek maçı adilane bir şekilde yönetmektir. Ya değilse hangi hakemin umurunda olur Özel İdare mi kazanmış, Eskil mi?

Ulu Önder Atatürk ne güzel söylemiş “Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlaklısını severim” diye.

Evet ama bizim toplum olarak karıştırdığımız bir durum var. Forma giyipte sahaya çıkan kişi ne kadar spor kültürüne sahip, ne kadar sporcu?

Sporcu ruhu olan bir insan zaten ne rakibine küfreder ne hakeme tekme tokat dalar.

Şimdi Eskilgücü’nün önünde 4 yol var:

1.                Hiçbir şey olmamış gibi aynen devam etmek.

2.                Olaylara karışan başta Rifat Uz olmak üzere futbolculara teşekkür edip

bundan sonraki futbol hayatlarını halı sahada devam ettirmeleri için güle güle demek (zaten Uz, alacağı ceza ile herhalde futbola veda eder).

3.                Kulübün A takımını kapatıp alt yapıya önem vermek.

4.                Eskilgücü’nün kapısına kilit vurmak.

Evet bazılarının en çok hoşuna giden 4’üncü şık oldu de mi? Zaten o insanların “evet” dediklerini duyar gibiyim. Bunlar dün “futbolda neymiş?” Deyip Eskilgücü’ne bitini bile vermeyen bugün ise bol keseden eleştirenlerdir.

 

Zaten toplum olarak olaylara genel yaklaşım şeklimiz böyle değil mi? Kendimiz taşın altına elimizi sokmayız. Sofrada bulgur pilavı ile turşuyu götürürken bir şey yapma çabasında olanı da ipe götürürüz.

Evet bu kulübü kuran, bugünlere getiren içindeki Eskil ve spor aşkını harmanlayan Kulüp Başkanı Halil İbrahim Kırlı zor olanı yapıyor. Kendisine günahı ve sevabıyla katkılarından dolayı teşekkür eder ve temennimiz Sayın Kırlı’nın görevinin başında kalmasıdır. Sayın Başkan’ın aynı azimle devam etmesi dileğiyle.

Başkanın dikkat edeceği önemli bir unsursa, taşıma suyla değirmen dönmez sözünü şiar edinmesidir. Eskil’in öz evlatları Tuncay Altan, İbrahim Alçay gibi isimleri yeniden kazanıp dışarıdan oyuncu getirme macerasını bitirmeli. İsmi Eskil ile başlayan o takımın formasını giyenler de önce ahlaki olarak o formanın hakkını vermeli.

 

Şükrü Okur gereğini yapmalı!

Türkiye’de hakemlik ne yazık ki bir saltanat gibi.

Neden bilmiyorum başka hiçbir meslek dalında olmadığı kadar bu işle uğraşan insanlar çocuklarını hakemliğe başlatıp babalık refleksi ile onların mesleklerinde kolay yükselmeleri için üzerlerinde titrerler!

İl Özel İdarespor Eskilgücü maçının yardımcı hakemi Volkan Okur’un babası Aksaray İl Hakem Kurulu Başkanı Şükrü Okur maçın gözlemcisi. Yani maça oğlunu atayan, maçta ona puan veren ve maçta çıkan olayları rapor edecek kişi.

Yani resmi görevli.

O ne yapıyor resmi görevini bir yana bırakarak oyuncu Rifat Uz’la oğlu Volkan arasında başlayan kavgaya müdahil oluyor Rifat’a tekme tokat dalıyor.

Ne için?

Oğlu için!

Yani tarafsızlığını koruyamıyor.

Ve Eskilgücülü yöneticilerinin ifade ettiğine göre bu görüntüler polisin elinde mevcut.

Şükrü Okur, böyle gerilimli maça o çocukları atayan kişi.

Oğlunun maçında gözlemci olman ne kadar etik?

Ve eğer orda kavgaya karışan hakem oğlun değil de bir başkası olsaydı yine müdahil olacak mıydın?

Kavgaya karışacak kadar kendisini kaptıran bir kişinin tutacağı rapor ne kadar sağlıklı ve inandırıcı olur?

Sayın Okur, sen ki Aksaray’ın bütün futbol karşılaşmalarının tarafsız bir şekilde yönetilmesinden sorumlusun ama iki genç arasındaki kavgada bile taraf oluyorsun o nedenle bir an önce gereğini yapmalısın!

Bu yazı toplam 1519 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.