• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Aksaray 26 °C
  • Konya 24 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 22 °C

Gölge etme başka ihsan istemem

Erdoğan Kaya

         Başkasına yalakalık etmek son dönemlerde moda oldu. Bazen bakıyorsunuz insanlar siyasi veya önde olan insanları çekiştirirken şaşırırsınız. Bir gün bu adamı çekiştirdiği kişiyi överken görünce sorsanız, “ ne yapayım yarın işim gücüm olur övmem lazım” diyor. Bazen çok karşılaşıyorum nerede ise birçok önde gördüğümüz kişilerin yalakaları var. Birisini eleştirir eleştirmez hemen sanal alemden size saldırıyorlar. Saldıran alçağı hiç tanımıyorsun ismini bile bilmiyorsun ama birilerine tetikçilik yapıyor. Tetikçilik yaptığı insan bilmiyor ki yarın bir gün bu koltuktan gidince kimse yüzüne bakmayacak selam vermeyecek. Bende bugün konumu bu yalaka ve yalakılık yapılanlara ayırmak istiyorum.

        Bir kere yalakalık çoğunlukla ve genellikle, kişinin kendinden üstünde gördüğü kişilere yapılır. Bu durumda bu üst sınıfın ağabeyleri/ablaları, bir karşılaştırma süzgecinden geçirilmiş olur. Kısacası; "Övülen kişi çatışmak ve kavga etek zorundadır; çünkü diğerleriyle karşılaştırılmıştır." 
Burada gerçekten övülen kişinin durumu, iki ucu b…u değnek ortasındaki karıncaya benzer. Kendisine "yok öyle değilim" desee bir türlü, "evet öyleyim, eheh" dese bir türlü.

       Diğerleriyle karşılaştırmaya dayandığı için, bireyler arası çatışma ve çekememezlik doğurur. Hiçbir  şey yapmamışken, bunların yüzünden antipati toplarsınız, düşmanlarınızın öfkesi daha da kabarır.
 Maalesef bu gerzek yalakalar size havalara kalkmış bir görünüm verir.

      İlk önce bu işin nedenlerini sayalım. Yalakalık etmenin tek ve basit bir nedeni yoktur. Ama genelde, güvenlik kaygılarıyla yapıldığını düşünüyorum. Şu nedenler başlıcaları olabilir;

        Alt sınıf kendini kollamak ve korumak için, üst sınıfa yalakalık etme ihtiyacı duyar, bu bir çeşit, dere boyunca ayıya dayı deme refleksidir. Kendine göre Zekice bir nedendir aslında. 
       Bir de, eğer toplum bir kişiye hürmet gösteriyorsa, bilmeden ne olduğunu anlamadan ona saygı duyar. Beğenmese bile, doğru olduğunu söyler, ne kadar haşmetli olduklarını dile getirirler. Topluma uyma ve toplum öyle diyorsa doğru diyor diye oda bir toplum psikolojisidir.
       Hep alt sınıf mı yalakalık eder? Bazen üstler de, astlarını yalarlar. Bu daha çok, sevgi bağlarını güçlendirmek ve hmm... oy toplamak içindir. Hani tüm kalkmış görünmeyim hesabına da yalakalık edenler yok değildir. Zekicedir... 

       Bazıları bulundukları koltuk nedeniyle havaya girer kıraldan fazla kıralcıdır. Bilmez ki ona gösterilen ilgi ve alaka oturduğu koltuktandır. Mesele iktidar partisi şuandaki durumu nedeniyle zaten güçlü ve Reis tek başına bu işi götürüyor. Çoğu onun gücünden yararlanmaya çalışıyor. Ama Reisin zaten kimsenin gücüne ihtiyacı yok. Sadece bazıları gölge etmesin yeter, tıpkı Büyük İskender hikâyesi gibi.

       Diyojen Büyük İskender zamanında yaşamış bir filozoftur. Çağdaşı alimler, tüccarlar ve halk Büyük İskender’in önünde eğilip ona yalakalık yapmasına rağmen Diyojen asla böyle bir şey yapmamıştır. Bir gün Büyük İskender şehri gezerken fıçı içinde yaşayan bir adama rastlar. Adam güneşin altında mayışmış bir şekilde yatmaktadır. Tüm serveti bir parça çul-çaput ile günlük olarak kullandığı malzemeleri koyduğu torba olan bu adam Diyojen’dir ve Büyük İskender-i karşısında görmesine rağmen istifini bozmadan güneşlenmeye devam eder. Askerler Diyojen’i bu saygısızlığından ötürü tartaklayacakken Büyük İskender engel olur ve:

     Herkes Büyük İskender geliyor diye ayağa kalkıyor, kimileri saygısından yerlere kapanıyor, sen neden ayağa kalkmıyorsun, yoksa sen Büyük İskender’i tanımıyor musun,  diye sorar.

      Diyojen: Tanıyorum ve iyi biliyorum, diye cevap verir.

      Büyük İskender: Öyleyse söyle bakalım ben kimim?

      Diyojen: Sen benim esirimin esirisin, der.

      Bu söz Büyük İskender’i şaşırtmıştır. Atından iner ve:

      Ne demek bu, diye sorar.

      Diyojen: Sen toprak için, mal için insan öldürüyorsun. Hâlbuki bunlar benim değer vermediğim şeyler, benim esirim. Sen ise benim esirime köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak?

      Büyük İskender Diyojen’in kimseye minneti olmayan  büyük bir filozof olduğunu anladı ve kıyak çekmek istedi:  Dile benden ne dilersen!

      Diyojen: Güneşimi kesiyorsun, gölge etme başka ihsan istemem!

Bu yazı toplam 467 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.