• BIST 94.282
  • Altın 144,767
  • Dolar 3,5628
  • Euro 3,8748
  • Aksaray 7 °C
  • Konya 7 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 3 °C

Hacamat (kupa terapisi) nedir?

Ömer Lütfi Ersöz

kısacası vücutta hastalıklara neden olan kirli kanın, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed ( s.a.s.)’ in de uyguladığı şekilde dışarı alınması işlemidir.

Hacamat’ın tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. M.Ö. 1550 yıllarında hacamat’ın uygulandığı tarihi kayıtlarda anlatılmaktadır. Ancak biz Müslümanları ilgilendiren önemli tarafı ise; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) hadis-i şeriflerinde: ”Tedavi olageldiğiniz şeyler arasında en hayırlısı hacamattır.” (Nesai) Cabir(r.a.)’dan Peygamber Efendimiz(s.a.s.) :”Eğer kullandıklarınızda bir hayır varsa veya hayır olacaksa bu kan aldırmakta bal şerbetinde ve ateşle dağlanmakta olur. Fakat ben dağlanma ile tedaviyi yasaklıyorum. “Kan aldırma yollarının en güzeli hacamattır. (yahut hacamat sizin en iyi tedavi yollarınızdır)” (Buhâri, Tıb 13; Müslim, Musakat 62, 63; Ebû Dâvûd Nikâh 26, Tıb 3) Hacâmatın vakti, her ayın 17, 19 ve 21. günleridir (Müslim; 1202, 1577, Tirmizi; 2126, İbn Mace; 3479, 3486, Ebu Davud; 3861)

Hacamat yaptırmanın en ideal zaman dilimlerinin, Kameri ayların 17,19,21 ve 23. Günleri olduğu, Pazar, Pazartesi, Salı, ve Perşembe günleri güneş doğduktan  iki-üç saat sonra, aç olarak, abdestli bir şekilde dua okumak suretiyle yapılmasının en uygun olduğu ifade edilmektedir.

Efendimi(a.s.),bizzat kendisi hacamat yaptırmış ve hacamatı yapan kişiye ücretini ödemiştir. ”Hacamat yapan ne iyi kuldur; fazla kanı giderir, beli hafifletir, gözü parlatır.”  buyurarak önemini anlatmıştır.

Hacamat; kan dolaşımını canlandırmakta, kılcal damarları temizlemekte ve tıkanıkları açtığı erbabı tarafından ifade edilmektedir. Esasen bütün Doktorları dinlediğimizde şunu çok net öğrenmiş oluyoruz. Hastalıkların büyük çoğunluğunun sebebi, kanın organlara düzgün gidememesinden kaynaklanmaktadır denilmektedir.

Kandaki ve dokulardaki gaz ve toksinleri attığı, bağışıklık sistemini kuvvetlendirip, vücuda direnç kazandırdığı  v.b. bir çok sıkıntıyı giderdiği ile alakalı hem uygulayan ehil kişilerce ve hem de kendine  belli periyotlarla hacamat yaptıranlar tarafından hacamat’ın faydalarının bilinenden daha çok olduğu vurgulanmaktadır.

Hacamat; iki omuz arasından, sırttan ve başın arka tarafından ve yahut vücudun her hangi bir yerinden tedavi maksatlı pıhtılaşmış ve çürümüş olan kanı vakumlama yöntemi ile almaktır. Çok eski zamanlarda bu iş boynuz kullanılarak yapıldığı bilgileri mevcuttur. Şimdi ise özel vakumlamaya müsait bardak veya şişelerle yapılmaktadır. Hacamat demek damardan temiz kanın alınması demek değildir. Bazen  kan vermek de elbet sağlığa faydalıdır. Verilen kan temiz kandır. Fakat hacamatta  vücuttan çıkartılan pis kandır. Rengi ve kıvamı koyudur . Hacamat yoluyla çıkarılan kan  pelte şeklindedir.

Hacamat, ağrısız, acısız, iş gücü kaybı olmadan tatbik olunabilen hastalıklardan korunmanın ve sağlıklı yaşamanın en kolay yollarından biri olduğu bilinen gerçeklerdendir. Gerçek önderimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)’in Sünnetidir. Bu Sünnetine uygun olarak Müslümanlar tarafından yüzyıllardır kullanılan  bir tedavi şeklidir.

Son dönemlerde her yerde hacamat yapılır yazılarını görmekteyiz. Sünnet olan bu güzel uygulamayı ehil insanların Poliklinik ortamlarında yapmalarını, bu imkânların sağlanması hususundaki çözümü yetkililerimizden bekliyorum. Hakikaten son yıllarda çok önemli görevlerde bulunan üst düzey eğitim almış kardeşlerimizin hacamat’a yöneldiklerini görmekteyim. Efendimiz (a.s.)’ın uygulayıp önerdiği hacamat’ı ehil insanlar daha güzel hijyenik ortamlarda yapsınlar isterim. Şifa veren sadece Allah (c.c.)’tır. Bizler sebeplere sarılarak ve şifa’nın yalnızca Allah (c.c.)’tan geldiğini bilerek hareket etmeliyiz.

Hacamat olup bir Sünnet’i ihya ederken hastalıklardan da kurtulmamızı Yüce Mevladan niyaz eder, sıhhat ve afiyetler dilerim.

Bu yazı toplam 788 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.