• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Aksaray 24 °C
  • Konya 23 °C
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 23 °C

Hamilelikte bel ağrısına dikkat!

Hamilelikte bel ağrısına dikkat!
Beş hamileden biri bel ağrısı çekiyor

Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hülagu KAPTAN, gebelerde bel fıtığı riskinin fazla olduğuna dikkat çekerek, “Gebelerin yaklaşık olarak yarısında bel ağrısı görülmektedir. Ortalama olarak her 5 gebeden birinde bu yakınmalar şiddetlidir. Ağrıların büyük çoğunluğu ilk 3 aydan sonra görülmektedir. Daha da önemlisi bel fıtığı olduğu halde yaşamlarını rahatlıkla sürdürebilen kişilerin; gebeliğe bağlı olarak bu sıkıntılarının artış göstermesidir. Bu açıdan bel fıtığı olan anne adaylarının takibi önemlidir.” dedi.

GEBELİK VE BEL AĞRISI?

Yrd. Doç. Dr. Hülagu KAPTAN, gebelerde birçok fizyolojik değişikler olduğunu da belirterek, “Bizi ilgilendiren kısmı ise omurga sistemini üzerindeki etkileridir. Gebelikle birlikte bedensel gücünde ve hareket kabiliyetinde birçok değişiklikler olmaktadır. Gebelerin, boyun, sırt, bel ve kalça ağrıları açısından dikkatle izlenmeleri gerekmektedir. Bu sayede öncelikli tedbirler alınabilir. Bu sıkıntıların en aza indirilmesi annenin, doğum ve sonrasında daha rahat bir yaşam sürmesine, dolayısıyla bebeği ve ailesiyle ilişkilerinin, daha sağlıklı kurulmasına fırsat verir. Bel ağrısı birçok değişik nedene bağlanabilmektedir. Gebelikle birlikte, postür değişikliği, bel kavsinin artışı (lomber lordoz artışı), kilo alımı, hormonlar bu nedenlerden başlıca olanlardır. Gebelikte, aşırı kilo alımı gibi etki göstererek, bel fıtığı ve bel ağrısı oluşumunu tetiklemektedir. Gebelik süresince aşırı kilo alınımını engellemek gerekmektedir. Diyetisyen ve kadın doğum uzmanının önerileri doğrultusunda, protein yoğunluklu sebze ve meyve destekli diet uygulanmalı; aşırı kilo alımına neden olabilecek tatlı gibi karbonhidrat içeren yiyeceklere dikkat edilmelidir.” diye konuştu.

Gebelikteki kilo alımı ile birlikte ağırlık merkezinin değişeceğini de ifade eden Kaptan, “Böylelikle omurga üzerindeki bunun dağılımı ve dengesi değişecektir. Bu da bel ağrısı ve bel fıtığının agreve olması şeklinde karşımıza çıkar. Aşırı yük binmesi ile diskin ve eklemlerin üzerindeki dengeli dağılım bozulacaktır. Böylece fıtıklaşma oluşumu gerçekleşebilecektir. Bel ağrısı ve kalçadan bacağa doğru yayılan ağrı olarak tariflediğimiz siyatik bacak ağrısı ortaya çıkacaktır. Bebeğin büyümesi doğumun gerçekleşebilmesi için vücut kendi tedbirlerini alır. Bazı hormonlar aracılığıyla, kaslarda, eklemlerde ve bağ dokularda gevşeme sağlayarak hem bebeğin büyümesine hem de doğumun gerçekleşmesine izin verir. Bu durum, bel-bacak, sırt ve kalça ağrısının da karşımıza çıkmasına neden olmaktadır. Bel fıtığında, gebelerde, artan hormonların (Östrogen, Progesteron, Relaksin) etkisi de olmaktadır. Kaslarda ve eklemlerde gevşeme oluşturmaktadır. Eklemlerdeki gevşeme sırt, bel ve kalça ağrısı; kaslardaki gevşeme ayak da şişlik dolayısıyla bacak ağrısı, uyuşma ve hareket kabiliyetinin zorluğu olarak karşımıza çıkabilir.” dedi.

NADİREN CERRAHİ?

Gebelerdeki bel fıtığına nadiren cerrahi müdahale uygulandığını da ifade eden Yrd. Doç. Dr. Kaptan, şunları söyledi:“Genellikle istirahat, ilaçla tedavi ve fizik tedavi önerilmektedir. Korse oluşturacağı basınç etkisinden dolayı önerilmez. Ağrı ve kas gevşetici ilaçların bebeğe ve anneye zararlı olmaması önemlidir. Kısa süreli ve en hızlı olarak vücuttan atılan ilaçlar seçilmelidir. Kadın doğum uzmanının önerileri dikkate alınmalıdır. Basit egzersizler yapılabilir ancak yoğun sıcak uygulama, traksiyonlar ya da tens (Transkutanöz Elektriksel Sinir Stimülasyonu) önerilmez. Lokal soğuk uygulamalar yapılabilir. Yüzme en iyi spor ve en etkin egzersiz sayılabilir. Yüzme ile bütün kas grupları dengeli bir şekilde çalışmış olurlar. Egzersizler, rutin ve düzenli olarak her gün uygulanmalıdır. Su masajı ve istirahat; etkili olabilecek ve kolay uygulanabilecek tedavi yöntemlerindendir. Uzun süreli oturmalar ve bel desteksiz oturuşlarda, omurga sistemindeki yükü artırıcı etkisinden dolayı önerilmemektedir.”

İLERİ DÜZEYDE İSE CERRAHİ UYGULANABİLİR

Kaptan konu hakkında şu bilgileri verdi: “Genellikle cerrahi önerilmez; yukarıdaki öneriler ile hastanın durumunda gelişme sağlanır. Fakat ileri derecede bel fıtığı olduğunda, dayanılamaz ağrılar, kuvvet kaybı ya da diğer nörolojik kayıpların (mesane-barsak problemleri) söz konusu olduğu durumlarda mikrodiskektomi yöntemi ile cerrahi girişim uygulanmaktadır. Magnetik Rezonans (MR) ile tanı konulup, epidural ya da genel anestesi altında yapılacak cerrahi girişimlerin sonuçları olumludur. Gebeliğin herhangi bir döneminde bu girişimler kontraendike değildir. Anne ve bebek için güvenilirdir. Tanı için en ideal görüntüleme yöntemi Magnetik Rezonans’tır. MR’ da radyasyon söz konusu olmadığı için bebeğe ya da anneye zararı olmamaktadır. Radyasyon etkisinden dolayı Bilgisayarlı tomoğrafi veya röntgen çekimi uygun değildir.”

Bel fıtığı olan gebede doğumun normal yolla yapılması gerektiğini vurgulayan Kaptan, ilere derece bel fıtığı olan gebelerde ise doğumun sezeryan ile gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

zedhaber

Bu haber toplam 638 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.