• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Aksaray -4 °C
  • Konya -2 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -7 °C

Hepimiz Eşitiz

Hüseyin GÖK

Güven ve iyi niyet; hakkaniyet ve koşulsuz inanç. Ama kim olursa olsun ya da konu her ne ise.

Ve tabii ki; kırıcı olmamak koşuluyla verilen tepki.

Konunun özü; aslında içimizde saklayıp, koruyup kolladığımız değerlerle ilintili ve tabii ki genel kabul görmüş değer ve tutumlarla da.

Diyaloglar sürüp giderken kişiler arasında, zaman zaman durup düşünmek lazım. Kimse kimseyi yargılama hakkına da sahip değil ayrıca.

Bazen, nerede durmak gerekir ya da ağızdan çıkan tek bir söz hedefe nasıl ulaşacaktır gibi hassas noktalar öncelikle insanlığın sonra da medeniyetin bir gerekçesi.

Gerçeğin ne olduğu ve ne olması gerektiği, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta. Gerçek asıl olan mı yoksa kafamızda canlandırdığımız bazı sahneler mi. Öyle ki; bazen söylenenlerin aslı olmadığı gibi, söylenmeyenleri de göz önünde bulundurarak, kişi öylesine bir noktaya gelir ki, neredeyse kendi bile inanır tüm bunlara. Bunun için gereken ise iyi bir tahlil ve karakter analizi: Ferdin kendisinin ve çevresinde olup bitenlerin algılanmasına yönelik.

An gelir; kelimeler sapar odak noktasından ve durduk yerde yaralar olmadık halde. Gereken ön koşul ise; tamamen gerçekleri net bir şekilde algılayıp ona göre davranmaktır. Ve yeri geldi mi de; susmak ve tepkisiz kalmak aslında tepkilerin en büyüğüdür, kişinin biriktirdiklerinin bir izdüşümüdür adeta.

İşin içinde; hakkaniyet ve iyi niyet yoksa zaten olay çoktan hedefinden sapıp, yön değiştirmiştir.

Bazen duygular kelimelerle gelir dile, bazen sessizlik içinde beklemekle ve ruhen yaşanmayan, sahte duygular hiçbir anlam ifade etmeyebilir de zaman zaman.

Önemli olan ise kişinin karşısındakini doğru tartıp, davranışlarına şekil vermesi olduğu gibi, yeri geldi mi de bir adım geride durup, beklemeyi bilmelidir.

Aslında, perspektif o kadar o kadar geniş ki; her ne kadar bireysel anlamda ele alsak da ister istemez, artı ya da eksi yönde sapmalar olabilmekte.

Ve söz dönüp dolaşıp, yine bireysel tutumlarda netlik kazanıyor.

Sanırım hatta eminim ki; güven duygusu çok farklı şekillerde tezahür edebilmekte. Güvenin arkası ise; iyi niyet, bir sonraki adım; ciddiyet iken konu yine dönüp dolaşıp egolarımıza gelmekte.

Evet, egolarımız, zaaflarımız, kendi doğrularımız ya da yanlış kabullendiğimiz tutumlar. Ama her ne olursa olsun; kimse kimseye üstünlük taslayamaz. Hele ki; bireysel ilişkilerde bin düşünüp bir konuşmalıyız.

Kırıcı olmak mı, kırılgan olmak mı? Bu konu üzerinde ihtisas yapmak öylesine mümkün ki.

Tek bir kelime, farklı bir tutum bile yetebilmekte kırılganlık konusunda.

Aslında hiç birimiz farklı değiliz birbirimizden. Sonuçta hepimiz ana baba evladı, aynı dünyada yaşayan varlıklarız. Bizi üstün yapan ya da aşağılara çeken özelliklerimizi ve iç dünyamızı sadece İlahi Güç sorgulayabilir.

Bir adım önde, bir mekân üstte olabiliriz ama bu asla kimseye kimseyi yargılama, küçümseme hakkı vermez ya da yok sayma gibi bir üstünlük.

Sonuç itibariyle, yaşadığımız dünya hatta evren, geçici bir mekân konaklama ve soluklanma imkânı bulduğumuz ya da bir ara durak maneviyatımızı ölçüp tarttığımız.

En başta da belirttiğim üzere; güven, samimiyet ve iyi niyet insanlar arası etkileşimi sağlayan güçlü duygular. Kırıcı olmadan, empati yeteneği ile anlamak ve anlaşılmak işin özü adeta. Menfi duygular da ket vurabilmekte diğer yandan.

Ama her şeye rağmen, çok zor da olabilmekte kendini ifade edip, doğru bir şekilde yansıtıp, kabul görmek.

İnsanoğlu öylesine girift ve anlaşılmaz bir yapıda ki; bazen her şeye rağmen işler kolayca çıkmaza girebilmekte. Anlık bir öfke, üstün olma dürtüsü, anlamsız serzenişler, kendini üstün görüp tepkisiz kalmak da işin içine girdi mi gelin de çözün işin aslını.

Kırmak, yıkmak, üzmek o kadar kolay ki. Bir de bakmışsınız ki; güvendiğiniz dağlara kar yağmış hatta bırakın tepeleri aşağılarda, çıkmazlarda sıkışıp kalmışsınız.

Layıkıyla yaşamak varken insanlığımızı, bazı şeylerin arkasına saklanıp, köprüleri yıkmak sandığınızdan çok kolay.

Ama her ne olursa olsun, ümidimizi yitirmeden, devam etmeliyiz yolumuza. Sonuçta hepimiz insanız ve her şeye rağmen de eşitiz. Farkına vardığımızda gerçek anlamda, hayat daha da anlam kazanacaktır.

Bu yazı toplam 341 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.