• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • Aksaray 4 °C
  • Konya 4 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 2 °C

Hz. Mevlâna Muhammed Celâl-ed-Dīn Rûmî

Mehmet Akkanat

“MEN BENDE-İ KUR'ANEM EGER CAN DAREM

MEN HÂK-İ REH-İ MUHAMMED MUHTAREM

EGER NAKL KUNED CÜZ İN KES EZ GÜFTAREM

BİZAREM EZ U VEZ AN SUHEN BİZAREM”

“BEN YAŞADIKÇA KUR'AN'IN BENDESİYİM

BEN, HZ. MUHAMMED MUSTAFA'NIN YOLUNUN TOZUYUM

BİRİ BENDEN BUNDAN BAŞKASINI NAKLEDERSE

ONDAN         DA      ŞİKAYETÇİYİM,     O         SÖZDENDE  ŞİKAYETÇİYİM”

Hz. Mevlâna Muhammed Celâl-ed-Dīn Rûmî (k.s.)

 

 

“Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.”

Dünya derdinde miyiz ? yoksa ahret derdinde mi ? hiç ölmeyecekmişiz gibi mi yaşıyoruz ?

 

“Kötü nefis, yırtıcı kuştur.”

Yoksa biz yırtıcı kuşun pençesine kendimizi kaptırmışız da onun esiri mi olmuşuz ? bizi istediği yöne savurup duruyor mu acaba ?

 

“Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.”

Karınlarımızı tıka basa doldurduk ya gönlümüz ruhumuz ne alemde diye sorduk mu hiç ?

 

“Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir. Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir. Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.”

Sevebildik mi birbirimiz Allah rızası için yoksa kardeş kardeşin kuyusunu mu kazdı, sırtına hançer mi sapladı bu yalan dünyaya tamah için ? suları daha da bulandırdık mı ? yoksa ölüler dirilmeyip te, diriler mi birbirlerini öldürür oldular bu sevgisizlikten bilgisizlikten acaba ha ?

 

“Hırsın yemdir, cehennemse tuzak”

Ne kadar hırsın olursa olsun kimleri kullanırsan kullan seni Yaratan O Yüceler Yücesi Allah (CC) elbette o büyük ilahi teraziler kurulduğun da tartacak kefeni senin gözlerinin önüne serecektir işte orada hırsının bir faydasını göremeyeceksin zararından başka

 

“Şunu iyi bil ki aslında sen, ten zindanında mahpussun; ölüm gelip de orası yıkılınca kurtulacaksın!”

 

“Ölümde insaf ehline ve din ehline bir başka hayat vardır. Ölümden temiz ruhlara huzur ve sükûn gelir. Ölüm Hakk'a kavuşmadır; cefa etmek, kin gütmek değildir. Fakat adam olmayan, ölmeyeceğim diye boyuna ölür durur; işte dert buradadır.”

“Ben ölürsem, sakın bana “Öldü!” demeyin. Aslında ben ölü idim, dirildim; dost aldı, götürdü beni.”

 “Bizim ölümümüz, ebedî bir düğündür. Onun sırrı nedir? "O tek bir Allah'tır." Aslında ölüm, Allah'ın nuru ile diri olan kişinin ruhuna, beden zindanından kurtuluş yardımıdır.”

 “Ey ruh âleminden bu dünyaya doğup gelenler! Ölüm gelince ürkmeyin, korkmayın! Bu, ölüm değil, bu ikinci bir doğumdur; doğun, doğun!”

 “Hz. Bilal zayıflıktan hilale, yani yeni ay'a dönmüş, yüzüne ölümün ren­gi, ölümün gölgesi düşmüştür. Eşi onun bu halini görünce, “Eyvahlar olsun! Evim yıkıldı!” dedi. Bilal ona, “Hayır, hayır!” dedi, “Evin yapıldı. Şimdi neşe ve sevinç zamanı. Ben şimdiye kadar, yaşayış yüzünden keder içindeydim, yasta idim. Sen ölümün nasıl bir yaşayış, nasıl bir şey olduğunu ne bilirsin?” Hz. Bilal hep bu sözü söylüyor, söylerken de yüzünde nergisler, gül­ler, laleler açılıyor, yani mübarek yüzü gittikçe nurlanıyordu. Eşi Bilal'in hastalığının arttığını görünce, “Ey güzel huylu, ayrılık çağı geldi.” dedi. Bilal, “Hayır, hayır! Buluşma çağı, kavuşma çağı.” dedi. Eşi dedi ki, “Sen bu gece gurbete gidiyorsun, soyundan sopundan, yakınlarından ayrılıp kayboluyorsun.” dedi. Bilal dedi ki, “Hayır, belki bu gece ruhum gurbetten, asıl vatanına ka­vuşuyor”.”[23]

“Öldüğüm gün tabutum götürülürken, bende bu dünya derdi, gamı var, dünyadan ayrıldığına üzülüyorum sanma.

Sakın, benim için ağlama, “Yazık oldu! Yazık oldu!” deme. Eğer nefse uyup şeytanın tuzağına düşersen, işte o zaman hayıflanmanın sırasıdır.

Cenazemi görünce “Âh ayrılık! Âh ayrılık!” deme. O vakit benim ayrılık değil, visal ve mülakat (kavuşma ve görüşme) vaktimdir.

Beni kabre indirdikleri zaman sakın “Elveda! Elveda!” deme. Çünkü kabir, öteki âlemin, can topluluğunun perdesidir.

Batmayı, gözden kaybolmayı gördün ya, bir de doğmayı gör (düşün). Güneş ve aya gurub etmekten (batmaktan) hiç ziyan gelir mi?

Bu hal sana batmak, kaybolmak gibi görünse de, aslında bu hal doğmaktır, yeniden hayata kavuşmaktır. Mezar insana hapishane/zindan gibi görünse de, orası ruhun kurtulduğu yerdir.

Hangi tohum yere ekildi de bitmedi? Niçin insan tohumu bitmeyecek diye şüpheleniyorsun?

Biz Mevlanalar gibi Bilaller gibi ölüme hazır mıyız ?

Bizim “maşukumuz” kim acaba ?

Allah mı ? para pul mu ? makam mevki mi ? 

Bizler de ölüme acaba ; “yeniden doğuş”, “düğün”, “aşığın maşuka kavuşması”, “dosta kavuşmak”, “asıl vatanım”, “dünya zindanından kurtulmak”, “visal ve mülakat vaktimdir” diyebiliyor muyuz ?

Diyebiliyorsak ne mutlu bizlere ama ya bi de diyemiyorsak o zaman kendimize çeki düzen vermemiz gerektiğini bilelim ve bir an önce kendimize çeki düzen verelim adam gibi adam olalım vesselam

Bu yazı toplam 1476 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.