• BIST 102.383
  • Altın 146,529
  • Dolar 3,5207
  • Euro 4,1817
  • Aksaray 25 °C
  • Konya 24 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 24 °C

İBADETLERİMİZ

Nilgün Güney

 Allah tüm yaratılanların bir amacı olduğunu ve insanın ne yapması gerektiğini Kuran’da bildirmiştir. Kuran’da bildirilen her hüküm inanan insanlara farz kılınmıştır. Namaz kılmak ve oruç tutmak kadar güzel söz söylemek ve güzel davranışlarda bulunmaktan da sorumluyuz. Ancak Rabbimiz’in bir mucizesi olarak yaratılış gerçeği bu kadar açık olmasına karşın, insanların büyük bir bölümü nefsini ilah edinerek yaşamaktadır. Herşeyi yaratan Allah’a karşı büyüklenmek bu insanların yaptığı en akılsızca davranıştır. Acizlerin acizi olan insan, haşa Allah’ı kendisine ilah olarak kabul etmek istememektedir. Kendisini Allah’ın yarattığını unutarak büyük bir gaflette O’ndan yüz çevirir.

“İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.’’ (Yasin Suresi, 77)

Yine insanların büyük bir bölümü evrendeki herşeyin kendiliğinden işlediğine inanmaktadır. Bundan dolayı olayları kendilerinin kontrol ettiğini sanmaktadırlar. Sağlığının, evinin, arabasının, işinin, kazandığı rızkının kendi çabalarıyla sahibi olduklarını sanmaktadırlar. Tüm bu nimetlere rağmen Allah’a şükretmekten kaçmaktadırlar.

Ancak bu şekilde rahat edeceklerini, özgür olacaklarını sanan bu insanlar sevgisizlik, merhametsizlik, arkadaşsızlık gibi belalar içinde yaşamaktadırlar. Kader gerçeğinden habersiz oldukları için, çevrelerindeki bütün olayları kendilerinin kontrol ettiklerini sanarak büyük acılar yaşamaktadırlar. Bu yaşam biçimi Rabbimiz’in bu insanlara bir uyarısıdır.

"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha Suresi, 124)

Bu insanların ahirette yaşayacakları pişmanlık ise en büyüktür. Dünyada yaşadıkları acıların kıyas dahi edilemeyecek olanını göreceklerdir.

İnsan cehennem azabıyla karşılaşmak istemiyorsa, vicdanının sesini dinlemeli ve Rabbine yönelmelidir. Rabbimiz’in tek istediği her işimizde O’na yönelmemiz ve verdiği nimetlerden ötürü şükredici olmamızdır. Şükredebilmek içinse O’nun hükümlerine titizlik göstermemiz gerekmektedir. İnsan dua ederek ve Rabbine karşı samimi olarak güzel ahlak gösterebilmek için gerekli olan güce sahip olabilir.

İnsanın Allah’ı hatırlayıp, şükredebilmesi için çevresinde ve kendi bedeninde bir çok nimet bulunmaktadır. İnsan bunlar üzerinde derin düşünerek Rabbine ne kadar çok şükretmesi gerektiğini anlayabilir.

“Öyleyse (yalnızca) Beni anın, Ben de sizi anayım; ve (yalnızca) Bana şükredin ve (sakın) nankörlük etmeyin.’’ (Bakara Suresi, 152)

Allah’ı hatırda tutmak için yapılan en güzel ibadetlerden biri de namazdır. Namaz insana acizliğini ve Rabbinin yüceliğini hatırlatır. Namaz ile insan Rabbinden içi titreyerek korkar. Korkan insan ise kötülüklerden korunur.

“Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet)tür. Allah, yaptıklarınızı bilir.’’ (Ankebut Suresi, 45)

Aynı şekilde insanın acizliğini anlaması, O’nun verdiği nimetlerin anlaşılması bakımından oruç ibadeti de çok önemlidir. Oruç aynı zamanda kişinin kendini kontrol edebilme, nefsini ezebilme özelliklerinin güçlendiği anlardır. Oruç ile insan Allah’ın rızasını kazanabilmek için sabır ibadetini de gerçekleştirmiş olur.

Zekat ibadeti de kişinin nefsinin bencil bir tutkusu olan mal hırsından korunması açısından önemli bir ibadettir. İnsan fakir olan kişilere malından vererek hem onları sevindirmekte hem de ecir kazanmaktadır. Herşeyden önce Allah’ın sevgisini kazanmak bakımından çok güzel bir vesiledir. İnsan ancak malından vererek, nefsininin bencil tutkularından arınarak olgun bir kişiliğe, derin bir imana sahip olabilir.

“Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.’’ (Tegabün Suresi, 16)

Bu yazı toplam 995 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.