• BIST 102.715
  • Altın 223,931
  • Dolar 5,2843
  • Euro 5,9542
  • Aksaray 2 °C
  • Konya 2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

II. Kur’an Sünnet İlişkisi Hakkında Bazı İfadeler

Ömer Lütfi Ersöz

II. Kur’an Sünnet İlişkisi Hakkında Bazı İfadeler

      Hz. Mevlana Kur’an-Sünnet ilişkisini, şu usta çırak hikâyesi ile anlatır: “Sünnet ile Kur’an mânâ olarak aynı şeylerdir. Usta bir gün çıraktan masanın üzerindeki bir bardak suyu istemiş, çırak usta hangisini, usta oğlum orada zaten bir bardak su var, çırak, hayır usta iki bardak, çırak ısrar edince kır ötekini getir diğerini demiş, çırak, usta ikisi de kırıldı, yok oldu demiş. Meğer çırak şaşıymış”.

İşte Kur’an ve Sünnette böyle, birini kırarsan ikisi de yok olur.

EbûĞudde (ö. 1997), “Kitâb ve Sünnet birbirinden ayrılmayan ikilidirler. Yasama, ancak ikisi birlikte bir arada olursa tam olur. Sünnet, Kitâb’ın manalarını açıklayan ve müphem yerlerini tefsir eden bir kaynaktır. Dolayısıyla Sünnet, Kitâb’ın yorumu mesabesinde olup onun hedeflerini tafsil eder ve hükümlerini tamamlar.” der.

     Hadis/Sünnet, Kur’an’ın yani dinin sınır ve boyutlarını belirlemektedir. Kur’an, Sünnetten tecrit edildiğinde insanlar, onu diledikleri gibi yorumlama serbestliğine kavuşacaklardır. Oysa Hz. Peygamberin Sünnetinin dini anlama ve yorumlamada belirleyici bir fonksiyonu vardır.

İbnKuteybe: “Sünnet, Kur’an’ı açıklayıcıdır. Allah’ın Kur’an’ı Kerim’deki kastını ve muradını bildirmektedir”.

Ahmed b. Hanbel’e sorulduğunda o şöyle demiştir: “Şüphesiz Sünnet Kur’an’ı tefsir eder, onu açıklar.”

Evzâî şöyle derdi: “Sana Rasûlüllah’tan (s.a.s.) bir hadis ulaştığı zaman, sakın ha başka bir şeyle hükmetme; çünkü Rasûlüllah (s.a.s.) Yüce Allah’tan bir tebliğci idi.”

III. Kur’an Vahyi ile Sünnet Vahyi Arasındaki Fark

Kur’an ile Sünnet  arasında sadece i’câz ve ibadetlerde okunma, abdestsiz el dokunma gibi konularda, kısaca nazm bakımından fark bulunmaktadır. Muhammed Hamidullah bu konuda şöyle der: Nazarî olarak Kur’an ve Hadis, cemiyet ile ilgili hususlarda hemen aynı değeri taşır. Müslüman bir kimse bu prensip dışında düşünemez. Fakat tatbikî yönden bir ayırım ortaya çıkar ki bu, delil ve ispat meselesinden doğmaktadır: Rasûlüllah’ın (s.a.s.) sağlığında, olayların bizzat şahidi olan Sahabe, bir kimse için, bu konuda bir müşkil yoktu; fakat sonraki devirlerde gerek Kur’an’ın ve gerekse hadisin sahih olarak muhafazası farklı bir şekilde gelişmiştir. Bugün her şeyden önce Rasûlüllah Hz. Muhammed (s.a.s.)’e bağlanan bir hadisin sahih olup olmadığı araştırılır, şayet doğru ise bu hadis tatbikî bir değer kazanır ve uygulanması gerekir.” 

IV. Hz. Peygamberin Kur’an’a Karşı Görevleri

      Müslümanlar, Hz. Peygamberi Allah’ın elçisi olarak kabul ettiği günden beri Kur’an-Sünnet ikilisini birlikte zikretmişlerdir. Kur’an’ın açıklayıcısı olan Sünnet, onun mücmel ifadelerini tafsil, müşkilini izah, mutlakınıtakyid, umumunu tahsis eder. Nitekim Allah Teâlâ: “Biz sana da Kur’an’ı indirdik, ta ki insanlara, kendilerine ne indirildiğini açıkça anlatasın ve ta ki onlar da düşünüp anlasınlar.” (NahlSûresiâyet: 12) buyurmuştur. Allah Rasûlü (s.a.s.), Kur’an’ın âyetlerini bazen sözleriyle, bazen eylemleriyle, bazen de her ikisiyle birlikte açıklamıştır. Temel kaynaklar incelendiğinde, Kur’an ile Sünnetin birbirinden ayrılmaz bütünlüğü ile birlikte ele alınması zorunluluğu hemen anlaşılmaktadır. Son Peygamber Hz. Muhammed(s.a.s.)’e yüklenen sorumlulukları ise şu dört ana başlık altında toplamak mümkündür:

     1. Tebliğ

     Allah elçisinin ilk görevi, kendisine vahye dileni, yani hem Kur’an’da zikredilen vahyi, hem de Kur’an dışında kendisine indirilen vahyi ashabına/ümmetine/insanlara duyurmaktır, tebliğ etmektir.

     “Ey Peygamber! Rabbinden sana indirilenleri tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O’nun elçiliğini yapmamış olursun”. (Maide Sûresiâyet: 67). “Ey Muhammed! Sana yalnız tebliğ etmek düşer.” (Âl-i İmran Sûresiâyet: 20). “Peygamberin görevi, sadece tebliğ etmektir.” (Maide Sûresiâyet: 99). Terim olarak tebliğ, Peygamberin, Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara ulaştırmasıdır. Bu, her Peygamberin vazgeçilmez niteliklerinden biridir. Zira “Ben, ancak ve ancak muallim olarak gönderildim.” derken kendisin ulvî görevlerinden birinin muallimlik yapmak olduğunun altını çizmektedir.

     2. Tebyin

Tebyin, Kur’an anlaşılmak üzere indirildiğinden Hz. Peygamberin, insanların Kur’an’dan anlayıp kavramakta zorlandıkları konuları açıklama görevi vardır. Ancak onun Kur’an’ı açıklaması ile yorumu birbirine karıştırmamak lazım. Zira hadis nasstır, kaynaktır; yorum ise özneldir, görecelidir.

     Sünnet, Kur’an’da geçen bir hükmü ihtiyaca binâen açıklar. Namaz, oruç, zekât ve hac ibâdetlerinin yerine getiriliş şekli, kabir/berzah hayatı, düzenli ve huzurlu bir aile hayatı için gerekli ölçüler ve davranış biçimleri, Rasûl-i Ekrem’in Sünnetiyle ancak öğrenilebilir. Ayrıca, sosyal, idârî ve ticârî ilişkileri düzenleyen birçok hüküm ve prensip hakkında geniş bilgi, yine Sünnet sayesinde elde edilebilir.

     Hz. Peygamberin Kur’an’ı açıklama sorumluluğu ile ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

     “Sana bu Kur’an’ı apaçık delillerle ve sayfalarla indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayıp (tebyin) anlatasın. Umulur ki böylece onlar da düşünürler.” (NahlSûresiâyet: 44).

     “Sana kitabı, ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için, inanan kimselere de doğru yol rehberi ve rahmet olarak indirdik.” (NahlSûresiâyet: 64).

     “O Peygamber onlara Allah’ın ayetlerini okuyor, kitabı ve hikmeti öğretiyor ve onları manevi kirlerden arıtıyor (tezkiye).” (Cum’aSûresiâyet: 2).

Kitâb’ı öğretme işi, Kur’an’ı açıklamaktır. Hikmetin ise Sünnet olduğunu söyleyen âlimler vardır. “Allah sana kitabı ve hikmeti indirmiş, bilmediğin şeyleri öğretmiştir.” (Nisâ Sûresiâyet: 113) Bu âyet-i kerîme, kitapla indirilen hikmetin Sünnet olduğuna işaret sayılmıştır.”

     “Tebyin görevi beş başlık altında incelenmektedir.Mücmel Ayetleri Açıklamak

     Kur’an’da namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek ve hacc ile ilgili emirler vardır. Fakat bu emirlerin şekil ve tatbikatını gösteren Sünnettir. Nitekim namazların vakitleri ve rekâtları, orucun şekli, zekâtın nisâbı, haccın edâ şekli hep Sünnetle ortaya konmuş ve böylece Kur’an’daki emirlerle ilgili mânâ, hadislerle ortaya çıkmıştır.

Müşkil Ayetleri Açıklamak

     Sünnet, imsak vaktini bildiren âyetteki (Bakara Sûresiâyet: 187) “Beyaz iplik ile siyah iplik”ten muradın gecenin karanlığından gündüzün aydınlığının fark edilmesi olduğunu açıklamıştır.

     Umumi Hükümleri Tahsis Etmek

     “İmâna zulüm karıştırılmamasını” emreden (En’am: 82) âyetindeki “zulüm” genel hükmü, Sünnette “şirk” olarak özelleştirilmiştir. Zulümden maksat şirktir.

Âyetlerdeki Mutlak İfadeleri Takyid Etmek

     Nitekim Kur’an’daki hırsızın elinin kesilmesi ile ilgili mutlak hüküm (MâideSûresiâyet: 38) Sünnetle “sağ el ve bilekten” şeklinde mukayyed hâle gelmiştir.

Âyetlerdeki Hükümleri Te’kit-Teyit Etmek

     Sünnetin, desteklemek ve altını çizmek anlamına gelen bu görevi, Kur’an’da zikredilen bir hüküm ve muhtevayı aynı veya benzer mânaya gelen ifadelerle vurgulamaktan ibarettir. Mesela Kur’an, “Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin!” (Bakara Sûresiâyet: 188)talimâtını verir. Rasûl-i Ekrem de “Hiçbir Müslümanın malı, kendi gönül rızası olmadan helâl olmaz” buyurarak ilgili âyetite’kid ve te’yid eder. Hadislerin tamamı Kur’an’ı teyit eder.

Bu yazı toplam 1228 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.