• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Aksaray -5 °C
  • Konya -6 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Ankara -3 °C

İNSAN ŞAN VE ŞEREFİ İSLAM İLE YAŞAYABİLİR

Nilgün Güney

. Şeytanı da imtihanda haklı ile haksızın ortaya çıkması için vesile olarak yaratmıştır. Bazı insanlar Allah’ın Kendisini bulmaları için yarattığı nimetleri batıl yolunda kullanarak gaflete düşerler. Allah’ın hükümlerini bir kenera bırakarak kendi kurallarını geçerli sayarlar.

“Bu, onların dünya hayatını ahirete göre daha sevimli bulmalarından ve şüphesiz Allah’ın da inkar eden bir topluluğu hidayete erdirmemesi nedeniyledir.” (Nahl Suresi, 107)

Allah’ın herşeyin tek hakimi olduğunu bilemelerine rağmen görmezlikten gelerek, nimetlere nankörlük ederler. Ahireti değil dünya hayatını esas alırlar.

Hayata bu bakış açısıyla bakmaları onların monoton ve neşesiz bir hayat yaşamalarına neden olur. Hedefleri küçüktür. İş, evlilik, okul hayatlarında dünyadan en fazla yararlanabilmenin peşindedirler. Bütün bunlara sahip olabilmek için kendilerini küçük düşüren tavırlarda dahi bulunabilirler. Bu insanlar için ahlak güzelliği son aşamadadır, hatta bazen hiç önem vermezler. Menfaatlerini gözterek mutlu ve huzurlu olacaklarını sanan bu insanlar, bunları da gerçek manada yaşayamazlar. Sevgileri de neşeleri de sahte ve geçicidir.
Allah’ı anmadıkları ve O’nun uygun gördüğü yaşam biçiminden yüz çevirdikleri için sıkıntılı bir yaşantıları vardır.

"Kim de Benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha Suresi, 124)

Şükür içinde olmadıklarından ellerindekilerlede yetinmezler. Sürekli en fazlasını istemeleri, onları bencil ve kibirli yapar. Hayatları menfaat elde etme hırsı içersinde geçer. Yaşlılığa ulaştıklarında ise ölüm gerçeği ile yüzyüze gelirler. Bildikleri ama düşünmekten kaçtıkları ölüm gerçeğini çok yakınlarında hissetikleri zaman hayatın gerçek amacını daha iyi kavramış olurlar. Ama çok geç kalmışlardır. Dünya tüm yapıp ettiklerinin boş olduğunu daha net kavramış olurlar. Tek gerçeğin Allah’ın rızasını kazanmak olduğunun farkına varmışlardır.

“O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir.” (Hicr Suresi, 2-3)

Aslında bu insanlar Allah’ın yoluna tabi olmayarak gerçekte kendilerini kandırmış olurlar. Rabbimiz’in bizlerden istedediği; yarattığı tüm nimetler için O’nu çok sevmemiz ve sınırlarını gözetmemizdir. İnsana nimet veren, hatalandığında şifa veren, rızık veren, tüm kötülüklerden koruyan Yüce Allah’tır. Bu yüzden insanın kendini yada başkalarını ilah edinmesi, yani başka kural koyucular edinmesi, Allah’a iftira etmek anlamına gelmektedir. Bu insanlara sorsanız böyle bir ithamı kabul etmezler. Ancak bu yaşam tarzlarının Kuran’daki karşılığı budur.

“Gerçekten, Allah, Kendisi'ne şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah'a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.’’ (Nisa Suresi, 48)

İnsan ahirette nasıl bir yaşam ile hayatına devam edeceğini dünyada belirler. Hayatını Allah’ın rızasını kazanmaya adamış kişilerin cennet ortamına benzeyen mutlu ve huzurlu bir yaşantıları vardır. Elbette inanalar da sıkıntılı günler geçirebilirer. Ancak onlar bu sıkıntılardan dolayı azap yaşamaz, Allah’a tevekkül ettikleri için yine huzur ve neşelerinden bir şey kaybetmezler. Allah’ı çokça az anan yada hiç anmayanlar ise Allah’a teslimiyetin güzelliğini bilmedikleri için yaşamları sıkıtılar içersinde geçer. Bu da cehennem hayatından bir yansıma gibidir. Ahirette alacakları karşılık ise dünyadaki azaplarla kıyas dahi edilemeyecek kadar acı vericidir.

Ancak hiçbirşey için geç değildir. İnsan samimi olarak Allah’a yöneldiği an O’ndan af dileyebilir ve bundan sonraki yaşamını güzellikler içinde geçirebilir. İnsana asıl şeref ve onur kazandıran yaşam biçimi samimi olarak Allah’a iman etmektir.

“Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar.’’ (Mü'minun Suresi, 71)

Bu yazı toplam 985 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.