• BIST 82.363
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Aksaray 3 °C
  • Konya 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 0 °C

Kaybolan muhabbetin bedeli

Sait Çamlıca

“Hocam sen bize kitap okuyun, kendinizi yetiştirin diyorsunuz. Anne babasının elinde kitap görmeyen çocuklara ders çalışma alışkanlığı kazandırmakta zorlanıyoruz diyorsunuz. Söylediklerinizde haklısınız. Ancak benim merak ettiğim başka bir şey var. Bizim anne babalarımız okuma yazma bilmiyordu. Evlerimiz de kütüphane de yoktu. Onlar bizi nasıl terbiye etti?”

Sorular, düşünen insanın zihnine atılan oltalar gibidir. Özellikle de zor sorular, çok daha ufuk açıcı olur. Konferanslarıma yeni başladığım yıllarda, bana sorulmuş en önemli sorulardan birisi yukarıda yazdığım soruydu. Nerde kim tarafından sorulduğunu hatırlamasam da, o soruya bulduğum cevap bana çok güzel ufuklar açtı.

Eskiden çocuk eğitimi kitapları mı vardı? Eskiden çocuk eğitimi ile ilgili konferanslar mı vardı? Eskiden aile danışmanları mı vardı? Eskiden çocuk psikologları mı vardı? Buna rağmen, eskiden çocukları nasıl terbiye ediyordular. Kaybolduğundan hepimizin muzdarip olduğu ahlaki değerleri yeni nesillere nasıl aktarıyordular?

Bu soruların cevabını, hem yapılan araştırmalardan istifade ederek, hem de sizleri çocukluğunuza götürerek vereceğim.

“Aranızda beş taş oynamayı bilen var mı?” sorusunu, Türkiye’nin her köşesinde sordum. Elaziğ’da, Antalya’da, Sinop’ta, Edirne’de, Şanlıurfa’da…  Her sorduğum salonda tatlı bir tebessüm gözlemledim. Çocukluğunda kardeşleriyle, akrabalarıyla, arkadaşlarıyla halının üzerinde oynadığı oyunları hatırlıyor insanlar. Benim çocukluğum Almanya’da geçtiği halde, bizde çocukken beş taş oynardık kardeşlerimle. Bazen annem de dahil olurdu oyunlarımıza.

Oyunun adı önemli değil. Oyunlarla çocuğun zihinsel gelişimini sağlamak, bugünün modern eğitim sistemlerinde, en çok üzerinde durulan ve çalışılan konularından birisidir. Bilinçli bir eğitim sonucunda olmasa bile, eskiden evde aile muhabbetleri, kardeş ilişkileri bu oyunlarla sağlanırmış. Bu oyunları çocuklarına öğreten anne babalar, oyunların çocuk gelişiminde ki etkisini bilmeseler de, mutlaka öğretirmiş.

Çocuk oyunu deyip geçmeyin. Bu oyunun içinde muhabbet, rekabet, kazanma, kaybetme, tartışma, yenilgiyi kabullenme, kazanmak için daha dikkatli olma gibi beceriler kazandırılıyordu çocuklara. Dikkat edin, bu anneler, çocuk gelişimi, ana okulu öğretmenliği mezunu falan değildiler.

En önemlisi, aile içi muhabbetler, genelde bu oyunlar çerçevesinde gerçekleşirdi. Kavga etmeye başladıklarında araya giren anne babalar, bazen çocuklarıyla beraber oyunlar oynar, onlara hayata dair hatıra ve tecrübelerini anlatırdılar.

Muhabbet, Arapça kökenli bir kelimdir. Habib, habîbî gibi kelimelerde aynı kökten türetilmiştir. Habib, sevgili demektir. Muhabbet etmek, birbirini seven insanların birbirleriyle sohbet ederek vakit geçirmesi demektir. Sahabe kelimesinin, sohbet eden insanlar anlamına geldiğini de hatırlatmak isterim.

Aile içi muhabbetlerin içini, sonu ahlaki değerlerle biten hikayelerin süslediğini, bu hikaye ve tecrübelerin çocukların hayat yolculuğunu aydınlatan bir ışık olduğunu unutmamak gerekiyor.

Eski aile yapısı içerisinde, tarladan yorgun dönen baba, evde akşama kadar hazırlık yapan anne modeli vardı. Bugün aile hayatı değişime uğramış olabilir. Ancak değişmeyen tek şey, ailenin akşam bir araya geldiğidir. Konuyla ilgili yapılan bir bilimsel araştırmayı dikkatlice okumanızı tavsiye ederim.

Aile Yemeklerinin Önemi…

Ailenin tüm fertlerinin aynı masa başında toplandığı, sohbet ettikleri akşam yemeklerinin, gençleri kötü alışkanlıklardan uzak tuttuğu belirtildi.

Columbia Üniversitesi, Madde Bağımlılığıyla Mücadele Merkezi (CASA) tarafından yürütülen ”Aile Yemeklerinin Önemi” başlıklı araştırma, ailenin özellikle akşam yemeklerinde bir araya gelmesinin, çocukların gelişimindeki olumlu rolünü bir kez daha ortaya koydu.

AA muhabirinin, CASA’nın resmi internet sitesinde de yayımlanan araştırmadan derlediği bilgilere göre, haftada en az üç kez birlikte akşam yemeği yiyen ve yemeyen iki grubun ele alındığı araştırma, ikinci grupta yer alan ve akşam yemeğinde aile fertleriyle sohbet etmeyen gençlerin, birinci grupta yer alan, haftada en az üç kez akşam yemeğinde ailesiyle birlikte vakit geçiren gençlere oranla iki kat daha fazla sigara ve tütün ürünleri tükettiğini ortaya koyuyor.

CASA çalışanlarının bin 55′i yüz yüze, bini de telefonla olmak üzere toplam iki bin 55 öğrenci ve bu öğrencilerin ebeveynleriyle yaptıkları görüşmeler sonucu hazırladığı çalışma, uyuşturucu kullanımı açısından değerlendirildiğinde de benzer sonuçları ortaya koyuyor. Aile fertlerinin akşam yemeklerinde bir araya geldiği ailelerin çocuklarının uyuşturucu kullanma riskleri, diğer gruba oranla yarı yarıya azalıyor.

Araştırmayı değerlendiren merkezin Müdürü Kathleen Ferrigno, ABD ve dünya genelinde 12 yaş ve üzerindeki çocukların ilaç ve madde kullanımının artığına işaret ederek, ”bilinen bir gerçeği rakamlara döken araştırmanın, ebeveynlere açık bir mesaj verdiğini” belirtti. Aile fertlerinin bir masa etrafında toplanıp sohbet ederek yemek yemesinin günümüzde daha da önem kazandığını kaydeden Ferrigno, araştırmanın sunumda şu ifadelere yer verdi:

”Çocuklarınızla yaşamları, okul, arkadaşları konusunda sohbet etmek artık her zamankinden daha fazla önem taşıyor. Elbette masa üzerindeki yemekler sihirli değil ama yemeği sihirli kılan sohbet ve iletişim. Akşam yemeklerini bir arada yemek, çocukların kötü alışkanlıklardan kesinlikle uzak duracağının garantisi değil, burada en önemlisi sizin de bilgilenmeniz, çocuğunuz hakkında ne kadar çok şey bilirseniz, sağlıklı bir çocuk yetiştirmenin önündeki engelleri o kadar kolay aşarsınız.”

Araştırmanın bir diğer sonucuna göre, akşam yemeklerini aileleriyle birlikte yiyen çocuklar, arkadaş seçiminde de farklı bir eğilim gösteriyorlar ve arkadaşlarını ilaç ve uyuşturucu kullanmayan çocuklar arasından seçiyorlar.

Merkezin kurucusu ve ABD eski Sağlık ve Eğitim Bakanı Joseph Califano, 16 yıldır yürüttükleri çeşitli araştırmalarda, gençleri madde bağımlılığından uzak tutacak faktörleri bulmaya çalıştıklarını belirterek, burada kilit rolü ebeveynlerin üstlendiğini kaydetti.

Ailesiyle ilişkisini ”çok iyi” olarak tanımlayan çocukların çok nadiren kötü alışkanlıklara yöneldiği bilgisini veren Califano, son yayımlanan araştırmayla ilgili olarak ise ”Ailesiyle sofrada bir araya gelmenin olumlu etkilerini uzun yıllardır biliyorduk, bunu teyit etmiş olduk. Ancak daha da önemlisi, ailesiyle yediği akşam yemeklerinin sayısı arttıkça, gençlerin yaşamlarında neler olup bittiğini aileleriyle daha fazla paylaştıkları gerçeği” ifadelerini kullandı.

Araştırmaya göre, aileleriyle haftada 5 kez ve üzeri akşam yemeği yiyen çocuklar, okullarında da daha başarılı performans gösteriyor ve ikinci gruptaki çocuklara oranla daha yüksek notlar alıyor. Öğrencilerin ortalamanın üzerinde notlar alma oranı, ikinci gruba göre yüzde 30 artıyor.

Araştırmaya katılan 10 gençten 8′i, hayatlarına ilişkin bilgileri ailelerine en fazla yemekte anlattıklarını belirtirken, 10 ebeveynden 9′u da çocuğu hakkında en fazla bilgiyi yemekteki sohbetlerden edindiğini kaydetti.

21 yaşına kadar aşırı alkol almayan, sigara içmeyen ve madde kullanmayan çocuk ve gençlerin, ilerideki yaşlarda madde bağımlısı olma ihtimallerinin çok aza indiğine işaret eden araştırma, ebeveynlere de çocuklarıyla sohbet olanakları yaratmaları çağrısında bulunuyor.

Muhabbetin ödülü ve bedeli…

Kaybolan muhabbetin bedelinin ne kadar ağır olduğunu, muhabbet ortamını yeniden inşa etmenin aileye, çocuğa ve topluma ne kadar faydalı olacağını bir kez daha görmüş olduk.

Bugün belki beş taş oynamayı çocuklarınıza sevdiremeyebilirsiniz. Ancak önemli olan oyunun kendisi değil, işlevidir. Bilgisayar çağında beş oynamayı sevmez çocuklar. Bilgisayar oyunu da olsa, çocuğunuzla birlikte oynayın. Akşam yemeği kadar kısa bir süre de olsa, onlarla muhabbet edin.

Muhabbeti kaybetmek, bazen, çocuğu kaybetmek anlamına gelebilir.

Sevdiklerini muhabbetle kucaklamanız temennisiyle…

Bu yazı toplam 970 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.