• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Aksaray 0 °C
  • Konya 1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -1 °C

Kıbrıs Tarihi ve Önemi

Şamil Horuluoğlu

Çeşitli uygarlıkların doğup tanıştığı Akdeniz Doğusunda çok önemli geçiş yolları üzerinde bulunan ve o güzergâha hâkim olan Kıbrıs adasının tarihi çok eskilere dayanır. Tarih boyunca her devirde istilalara maruz kalmıştır.

 

Kıbrıs MÖ.450 senelerine ait mezar kazılarında mamul eşyaların bulunması Adaya hâkim olan halkın, o devirlerden beri zengin olduğunu göstermiştir. Adaya hâkim olan devletler Doğu Akdeniz ticaretine hâkim olmuş ve halkını refah içerisinde yaşatmıştır. Rumların Kıbrıs’ı almak istemeleri Yunanlıların “Megola İdeasını” (İstanbul’da dâhil Türkiye’nin Batısının Yunanistan’a bağlanması) gerçekleştirmek için bir sıçrama taşıdır. Strateji olarak Kıbrıs’tan kalkan bir bombardıman uçağı Anadolu’nun yarısına kadar gidip geri dönebilmektedir. Gerçi şimdi uzun menzilli füzeler çok uzun mesafeleri vurabiliyor. Fakat tarih tekerrürden ibarettir. Kıbrıs her bakımdan önemli bir adadır.

 

Adanın ilk defa MÖ.450’de Mısır kralı III. Tutmosis tarafından işgal edildiği bilinmektedir. Ada MÖ.1000 yıllarında Finikeliler tarafından ele geçirilmiş, MÖ.568 yılında Mısırlılar, MÖ.525 Persler, MÖ.336 yılında Makedonya kralı Büyük İskender hükümranlığı, MÖ.295 Ptolome’nin istilasına uğramıştır. MÖ.59 Roma, MS.395 Bizans sınırlarına katılmış. Müslümanların Emeviler Devleti (632-964) hükümran olduğu zamanda ilgisini çekmiş ve Kıbrıs dört defa kuşatılmıştır. Hz. Osman döneminde Şam valisi Muaviye Bin Ebu Sufyan ki, Müslümanların beşinci halifesi olmuştur. 647-649 yıllarında düzenlediği akınların ardından 1700 gemiden oluşan filosuyla 649 yılında Kıbrıs’ı ele geçirmiştir. Bu seferde peygamber efendimizin (S.A.V) halası gibi sevdiği sahabiye Ümmü Haram atının sürçmesi sonucu düşüp şehit olmuştur. Hala sahabi diye de anılır. Böylece Müslümanlar, Kıbrıs’a önce manevi açıdan sahip oldular. Larnaka (Güney Kıbrıs’ta) bulunan Hala Sultan adıyla anılan türbesi vardır. Abbasiler Döneminde vergiye bağlanarak 300 yıl Müslüman egemenliği sürmüştür. 965 yılında imparator II.Nikeforos Fakos büyük bir kuvvetle Araplara saldırıp Kıbrıs’ı yeniden Bizans’a katmıştır. 800 yıl Bizanslılar tarafından Finike, Suriye, Filistin ve Klikyaya bağlı bir il olarak yönetildi. 12.yy.da Bizans imparatoru Manuel Comnenos’un yeğeni Tarsus valisi Isaac Comnenos sahte belgelerle kendisini Kıbrıs’ın valisi ve imparatoru ilan etmiş, halka yedi yıl zulüm etmiş, krallığına III.Haçlı Seferine liderlik eden İngiliz kralı Richard (Aslan Yürekli) son vermiştir.

 

7 Ekim 1571’de Yunanistan’ın Adriyatik Denizi’ndeki İnebahtı Savaşında Osmanlıya karşı; Venedik, İspanya, Papalık, Ceneviz, St John Şövalyeleri Don Juanda Austria komutasında 206 kürekli ve yelkenli gemiyle Osmanlı kumandanı Müezzinzade Ali Paşa ve Kılıç Ali Paşa komutasında 200 kadırga, 50 kalite (galyot), 20 kırlangıç ve dizerufa ile düşmana karşı savaşıldı. Kayıplar;Osmanlıdan 30.000 şehit ve yaralı, 200 kadırga. Osmanlı kaynakları bu muharebenin adını “Sıngın” olarak yazar. Düşman tarafında; 9000 ölü ve yaralı, 12 kadırga kayıp verildi. İspanyol yazar Cervantes bu savaşta elinden ve göğsünden yaralanmıştır. Müezzinzade Ali Paşa’da şehit olmuştur.

 

O dönemde Kıbrıs oldukça hareketli Mısır-İstanbul ticaret yolu üzerinde önemli bir engeldi. Ada Venedik elinde bir korsan yuvasıydı. Haç ve ticaret gemilerini vuruyorlardı. Kıbrıs’ın vaktiyle Müslüman ülke olduğu gerekçesiyle fetva alınıp savaş açıldı. Kıbrıs’ın önemli merkezleri Lefkoşa, Magosa zorlu mücadeleden sonra zapt edildi ve fetihten sonra Kıbrıs Beylerbeylik haline geldi. (1570-1571)

    

Osmanlının Kıbrıs’ın fethine Avrupa büyük bir tepki göstererek 15 Mayıs 1571’de Kutsal İttifak adı verilen bir antlaşma yaparak Osmanlıya karşı Papa Pio V, İspanya Kralı ve Venedik Lukası donanma hazırladılar. 15 Mayıs 1571 Osmanlı donanması yenilince gönderilen Venedik elçisine Sokullu Mehmet Paşa İnebahtı Deniz Muharebesiyle ilgili olarak : “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz İnebahtı’da bizi yenmekle ve donanmamızı yakmakla sakalımızı traş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakal daha gür çıkar” diye cevap vermesi meşhurdur.

Bu yazı toplam 878 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.