• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Aksaray 13 °C
  • Konya 13 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 13 °C

Koltuk pazarlamacılığını bırakın, sendikacılık yapın

Mustafa Ceylan
Ve bildiğiniz gibi yerlerine dört yıllığına sözleşmeli idareciler atanacak. Daha öncede belirttiğim gibi bir takım çekincelerim olmasına rağmen tasarıyı büyük ölçüde destekliyorum(dum).
Yani bakanlığın “yeni atanacak kişiler sınav kazanmış kişiler arasından seçilecek” düşüncesinden vazgeçtiğini öğrenene kadar desteğim tam idi.
Çünkü sınav şartı aranmazsa sendikaların ve siyasi görüşlerin devreye gireceği endişesi vardı.
Çünkü atanacaklarda sınav dışında aranacak şartların, sadece belli okullardan mezun olma ve belli bir sendikaya üye olma şartlarından öte gidemeyeceğini daha önce dile getirmiştim. Yıllardır içinde olduğum sistemde ve ülkemin genelinde hâkim olan atama zihniyetinin “liyakat, beceri, insani ilişkiler, iletişim, yönetim becerisi” gibi şartlar aramadığını biliyorum.
Bu durumda üst düzey bürokratlar için uygulanan “istediğim bürokrat ile çalışırım” anlayışının okullarda da hâkim olacağını söylemiştim.
Böyle olması durumunda bazı insanların sırf bir koltuk kapabilmek için –istemeseler de- sendika değiştirebileceklerini de yazmıştım.
Bu durumda ise üyelik ücretini aldığı üyesinin hakkını savunmak için çırpınan sendikaların, bu koltuk dağıtıcılar karşısında eriyeceklerini; böylece hükümetin istediği “istemeyen, direnmeyen, her şeye razı iş bırakma, grev bilmeyen, –Peki efendimci- ” sendikanın daha da güçleneceğini yazmıştım.
Çünkü amacı sadece sayısal çoğunluğu elinde tutmak olan birinin elinde koltuktan daha büyük bir şeker olamaz.
İşte bu şekere tenezzül edenlerinde bir koltuğa bedava oturmak için bundan iyi fırsatları olamaz.
Yazık ki taşıdığım ve sizler ile de paylaştığım bu endişelerimde maalesef ne kadar haklı olduğum ortaya çıkmaya başladı.
Çünkü koltuk dağıtıcılar “diğer sendikalardan istifa etme ve kendilerine üye olma” şartı ile koltuk dağıtmaya başladılar.
Ne kadar acı ki bu ülkede eğitimci diye çocuklarımızı emanet ettiğimiz kişilerden bir kısmı bulundukları konumu kullanarak gayr-i ahlaki yollar ile insanları kandırma çabası içindeler. Her gittikleri yerde “arkadaşlar 13 Haziranda görevleriniz sona eriyor, yeni atamalarda biz önce can sonra canan diyeceğiz” diyerek insanları tehdit etme cür’etini gösterebiliyorlar.
Tabi herkes bu tehditlere boyun eğmese, “koltuk değil mi giderse gitsin, dönerim öğretmenliğime” diyebilen yürekli insanlar çoğunlukta olsa bile, bir koltuk için davasını, düşüncesini, görüşünü satan eğitimci ve idarecilerde var.
Onların en büyük tesellisi ise “bir imza ile bir şey olmaz, benim beynimi de değiştirecek değiller ya” gibi bir züğürt tesellisi.
Her iki taraf için de durum pek etik değil.
Özünde son derece güzel olan, tarafsız uygulandığı vakit okullara çok şeyler katacağına inandığım bir uygulama işte bu fırsatçıların elinde mide bulandırıcı bir savaş silahı haline geliveriyor.
O yüzden ben diyorum ki okullarda idareciliklerin tümü müdür başyardımcılarından başlamak üzere kademeli olarak iki yıl içinde kaldırılsın.
O zaman kimsenin elinde böyle bir derdi olmayacağı için kafalar koltuklar için değil eğitimde kalite için yorulur.
Bu yazı toplam 812 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.