• BIST 81.712
  • Altın 147,331
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • Aksaray 4 °C
  • Konya 2 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 2 °C

Milli Eğitim Bakanına Mektup…

Sait Çamlıca

Ancak, insan eğitmekten sorumlu bir bakanlığı yöneten kişinin sorumluluğu, tüm diğer bakanlıkların sorumluluklarından çok daha fazladır.  Milli Eğitimi yönetmek, Türkiye’nin geleceğini emanet edeceğimiz çocukları yetiştirmek demektir.

Milli eğitimin sorunları çözülmeden Türkiye’nin sorunlarının çözülemeyeceğine inananlardan biri olarak, Sayın Milli Eğitim Bakanı’na görevinde başarılar dilerken, Milli Eğitim’de mutlaka yapılması gerektiğini düşündüğüm bazı uyarılarda bulunmak istiyorum.

Milli Eğitim Yöneticileri

Eğitimin kalitesi, eğitimi yöneten kişinin kalitesi kadar artar veya eksilir. İl ve ilçe Milli Eğitim Müdürlerini seçerken, çalışma yılı değil çalışma heyecanı ve liyakat göz önüne alınmalı. Hiçbir heyecanı kalmamış bir yönetici 30 yıllık bir tecrübesi var diye, Milli Eğitim Müdürü yapılmamalı. Heyecanı kalmamış bir insan 300 yıldır idarecilik yapıyor olsa bile makamın hakkını veremez.

Milli Eğitim Müdürü atamalarında, iktidar olan siyasi partinin, il veya ilçe Başkanının yakınlarını ve tanıdıklarını atamaktan mutlaka vazgeçilmeli. Parti İl başkanına yakın / araba olanların atanması, Eğitim sistemine yapılan birçok yatırımın çöpe atılmasına sebep oluyor. Sadakat veya yakınlık değil, ehliyet ve liyakate göre atama yapılmalı.

Öğretmen Atamaları

Üniversiteyi bitirip, KPSS’den yeterli puan alan herkes Öğretmen olma hakkına sahiptir. Öğretmen olmak için diploma ve KPSS puanının yetiyor olması tartışılması gereken bir problemdir. Özellikle atandıktan sonra, Öğretmenliğin 30 yıl iş garantisi olarak görülmesinin önüne mutlaka geçilmeli. Dünyanın bir çok ülkesinde Öğretmen atamaları 4-5 sene için yapılıyor.

Mesleğinde iyi performans gösteren öğretmen ile mesleğinin hakkını vermeyen bir öğretmen 30 yıl aynı şartlarda aynı maaşı almaya devam ediyor. Bunun önüne mutlaka geçilmeli.

Bir lisede 4 yıl görev yapan Matematik öğretmeni, o okulda okuyan öğrencilerin hiçbirisine Matematiği sevdirmeyi de öğretmeyi de başaramamışsa, görevine son verilmeli veya başka bir kurumda görevlendirilmeli.

Öğretmen kalitesi

“Öğretmen kalitesi” ile ilgili sıkıntılar hep konuşulur. Öğretmenin kalitesi mutlaka arttırılmalı. Bunu yapabilmek için, Üniversitelerde okuyan binlerce Öğretmen adayının daha kaliteli olması için projeler geliştirilmeli. Üniversitelerin Eğitim fakültelerinde okuyan öğrencilerin daha kaliteli eğitim almaları, daha iyi bir donanıma sahip olmaları için yeni projeler hayata geçirilmeli.

Dünyanın en lüks binasını da yapsanız, dünya’da var olan en son teknolojiyle de donatsanız okulu ve sınıfları, Öğretmen kalitesi konusunda yapılacak hatalar, tüm emeklerinizi ve masraflarınızı boşa çıkartacaktır.

Öğretmen Eğitimi

Öğretmen eğitimi programlarına ağırlık vermek zorundasınız. Diploma aldıktan sonra bir daha eline kitap almayan, kendisini geliştirmeyen binlerce öğretmenimiz var. Bu eğitimler sadece Milli Eğitim personeli (müfettişler) tarafından değil, dışarıdan destek alarak takviye edilmeli.

Anne Baba Eğitimi

Bakanlık okullara ne kadar çok yatırım yaparsa yapsın, yeni teknolojik gelişmelerle okulları ne kadar donatırsa donatsın, ne kadar çok öğretmen ataması yaparsa yapsın, anne baba eğitimini de ciddi bir şekilde gündeme almadığı sürece, bir çok masraf ve emek boşa gidecektir. Bakanlığın, okul idaresinin, öğretmenlerin emeklerinin meyve vermesi için anne ve babaları mutlaka eğitime dahil etmek zorundayız.

Dershaneler, sekiz yıllık kesintisiz eğitim ve Meslek Liseleri

Öğrencileri dershaneye muhtaç olmaktan kurtarmak, öğrenci ve velilerin Milli Eğitim Bakanlığına olan güveni arttıracaktır.

Sekiz yıllık kesintisiz eğitimin eğitim sistemine ve gençlere vurduğu darbe hepimizce malum. Kör ve düşmanca siyasi kararlarla uygulanmaya başlanan sekiz yıllık kesintisiz eğitim, ülkemizin geleceği olan gençlerini vasıfsız elemanlara dönüştürdü. Vasıfsız eleman, herkes tarafından kullanılmaya hazır eleman haline geliyor.

Elinde diplomadan başka hiçbir şeyi olmayan, özel sektörde asgari ücretle sigortasız çalışmak zorunda kalan gençler, bu ülkenin en büyük yaralarından birisidir. Bir çok işletmeci, sanayici, esnaf yıllardır eleman yetiştirememenin sıkıntısını yaşıyor. Meslek sahibi, vasıflı elemanlara olan ihtiyacı gidermek için Meslek liselerini daha cazip hale getirmek için proje ve yatırımlar yapmak zorundayız.

Tarım Lisesi

Bilgisayar kullanmayı bilen elemanları ihtiyacımız olduğu kadar, bakir ve verimli topraklarımızdan maksimum derecede verim almayı beceren nesillere de ihtiyacımız var. Bu ihtiyacı gidermek için Tarım Liseleri gibi tarım ve hayvancılık konusunda bilinçli nesiller yetiştirmek için yatırımlar yapılalı. Yaprak testi çözme konusunda başarısız olan birçok Anadolu genci, toprağı verimli işleyecek birikimle yetiştirilebilir.

Toplumsal problemlerin çözümünde gençlerden istifade etmeliyiz…

Genç, hazine demektir. Genç, taze zihin demektir. Öyle liseli gençler var ki, kendisine ders anlatan öğretmenden de, okuduğu okulu yönetenlerden de daha güzel bir ufka sahip. Gençlerin, hayatın kirli yollarında kirlenmemiş zihinlerinden mutlaka istifade etmeliyiz. “Yerel ve genel problemlerin çözümünde neler yapabiliriz?” sorusu gençlere sorulmalı ve fikirlerine önem vermeliyiz.

Öğrencinin Hayata Hazırlanması..

İyi ezber yapan, iyi yaprak testi çözebilen çocuklara madalyalar verip, yaprak testi çözemeyen çocuklar başarısız olacak, hiçbir işe yaramayacakmış gibi davranıyoruz. Bu hatayı anne babalar, öğretmenler ve Milli Eğitimi yönetenlerde yapıyor. Bu bakış açısı gençlerin özgüvenini kaybetmelerine sebep oluyor. Özgüvenini kaybeden genç, farklı alanlarda adım atma cesaretini kaybediyor.

Ahlak Dersi…

Fransa Milli Eğitim Bakanlığı, 1960 yılında okullardan kaldırdığı Ahlak dersini, 2011 yılından itibaren okullarda tekrar ders olarak okutmaya karar verdi. Ahlaksız bir doktor, ahlaksız bir mühendis, ahlaksız bir yönetici, ahlaksız bir öğretmen yetiştirmenin ne kadar büyük bir hata olduğu, artık tüm dünyada konuşulmaya başlandı. Bu konuda toplumun farklı kesimlerinden gelecek tepkileri göze alarak, radikal adımlar atılması gerekiyor.

Görevinizde başarılar dilerim…

Bu yazı toplam 925 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.