• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Aksaray 13 °C
  • Konya 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C

MÜSLÜMANLARIN GÜÇLÜ KARAKTERLERİ

Nilgün Güney

 Samimi inananlara bu anlamda örnek gösterilebilecek kişiler ise peygamberlerimizdir. İnananların bu kararlılıkları çok güçlü olan Allah sevgileri ve korkularından gelmektedir. Bu güç onlara ömürleri boyunca güzel ahlak göstermek için çok büyük bir enerji ve şevk verir. Ve yaşadıkları hiçbir zorluk onları güzel ahlakı yaşamaktan alıkoyamaz.

İnsanın ömür boyu hiçbir zorluk karşısında yılmadan, hatta bu zorlukları bir hayır olarak görüp, yoluna devam etmesi için Allah’a teslim olması şarttır. Yani kadere kesin bilgiyle inanması gerekmektedir. Zorluklar samimi iman eden bir insanın azmini daha çok arttırır.

"Müminlerden öyle erkek-adamlar vardır ki- Allah ile yaptıkları ahde sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiçbir değiştirme ile değiştirmediler" (Ahzab Suresi, 23)

Allah salih kulunun cennetteki derecesini arttırmak ve kararlılığını ortaya çıkarmak için değişik imtihanlara tabi tutar. Örneğin;

"Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. " (Bakara Suresi, 155)

Ayetiyle Rabbimiz’in haber verdiği gibi kulunun hayat standarlarından eksiltmeler yaparak onları dener ve cennete hazır olmaları için olgunlaştırır.

Allah zorlukların yanı sıra kullarını rahatlıkla ve bollukla da dener. İnsan yaratılışı gereği zorluk ortamında gevşekliğe düşebildiği gibi, refah ortamında da gevşekliğe düşebilir. Yani bu iki durumda imtihan konusudur. Ancak samimi inanan kullar her iki durumda da din ahlakını yaşama konusundaki kararlılığından dönmez, gevşekliğe düşmezler. Allah kendisinden aldığında isyan etmez, bolluk verdiğinde şımarıklığa kapılıp, Allah’ın zikrinden yüz çevirmezler.

“(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar.’’ (Nur Suresi, 37)

Samimi inananlar herşeyin gerçek sahibinin Allah olduğunun bilincinde olarak hareket ederler. Allah kulunu fakirken bir gecede zengin edebilir, zenginken bir gecede fakir edebilir. Mülk Allah’ındır. Allah’ı çokça zikreden kullar O’nun verdiklerini yine O’nun yolunda kullanırlar.

Samimi iman eden kullar ömürleri boyunca din ahlakının tüm yeryüzüne hakim olması için ciddi bir çaba gösterirler. Tabii bu anlamda karşılarına birçok zorluk çıkar. Yaşadığımız yüzyılın en büyük fitnesi ise deccalin çıkarmış olduğu fitnedir. Deccal, ahir zamanda çıkacak olan ve insanların din ahlakından uzak bir yaşam sürmelerine neden olacak bir güçtür. Bu anlamda insanlar arasında fitne çıkaracak, ırk savaşlarını başlatacaktır. Peygamberimiz (sav) ahir zamanda çıkacak olan deccalin fitnesini şöyle haber vermiştir:

"Allah Hz. Adem’i yaratmış olduğu günden bu yana, Deccal’in fitnesinden daha büyük bir fitne olmamıştır." ( Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyni el Berzenci, Kıyamet Alametleri, Pamuk Yayıncılık, Genişletilmiş 8. Baskı, İstanbul, tarihsiz, s.225)

Deccal insanları Allah’ın yolundan saptırmak için her yola başvuracak, bu anlamda bilim, din ve teknolojiyi kötü amaçlı kullanacaktır. İşte yaşadığımız dönemde içinde bulunduğumuz ahir zaman, deccalin fitnelerine şahit olduğumuz çok özel bir dönemdir. Deccal zayıf imana sahip yada Allah’ın zikrinden tamamen uzak insanları kendi yolunda kullanacaktır. Ancak Allah’a güçlü bir şekilde bağlı olan samimi iman edenleri etkileyemeyecektir. Samimi inananlar böyle bir dönemde dahi kararlılıkla mücadelelerine devam edecekler, Allah’ın izniyle Kuran ahlakının yeryüzüne hakim olmasına vesile olacaklardır.

"Nice peygamberlerle birlikte birçok Rabbani (bilgin)ler savaşa girdiler de, Allah yolunda kendilerine isabet eden (güçlük ve mihnet)den dolayı ne gevşeklik gösterdiler, ne boyun eğdiler. Allah, sabredenleri sever. Onların söyledikleri: “Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et” demelerinden başka bir şey değildi. " (Al-i İmran Suresi, 146-147)

Bu yazı toplam 1020 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.