• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • Aksaray 11 °C
  • Konya 10 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 12 °C

Mutlu yaşamak

Şükrü Başarıkan

 Allah Teâlâ hiçbir şeyi boşuna yaratmamıştır, evlenipte şehveti olmayan bir insan eşinin yanında ne kadar huzursuz ve mahcup olur veya bu hususun yeterli olmamasıyla çocuklarının olmaması durumunda ne kadar sıkıntılı olurlar, bunu bu hususta sıkıntı çekenler daha iyi anlar ve bunun kıymetini daha iyi idrak ederler. Bu hususu üç başlıkta ele alalım:

a. Şehvetin Teskini: Şehvetten doğan felâketleri önlemek için, gözü haramdan korumak, nefis ve şeytanın vesveselerinden sakınmaktır. Muttakî ve samimî Müslümanların mubah şeylerle kalplerini sükûnete kavuşturmaları şarttır. Bu sır ve hikmete binaen Cenâb-ı Hak (c.c.) ayetinde şöyle buyuruyor: “Sizi bir tek nefisten (Âdem’den) yaratan, (gönlü) onunla huzur bulsun diye eşini de o(nun cinsi)nden var eden odur…” (A’râf Sûresi, 12/ 189)

Hz. Âişe (r.anhâ) anlatıyor: Resûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki: "Nikah benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel etmezse benden değildir. Evleniniz; çünkü ben, diğer ümmetlere karşı siz(in çokluğunuz) ile iftihar edeceğim. Kimin maddi imkanı varsa hemen evlensin. Kim de maddi imkan bulamazsa (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehvet kırıcıdır." (K. SitteTerc ve Şerhi. C. 17, Sh. 187. H, No: 577)

İbn-i Abbas (r.a.) anlatıyor: Resûlüllah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sevenler için nikah kadar sevgiyi artırıcı bir şey görmedik veya görülmedi.  (K. SitteTerc ve Şerhi. C. 17, Sh. 187. H, No: 578)

Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: “Ey Rabbim! Kalbimi temizlemeni ve edep yerimi zinadan korumanı senden niyaz ederim.” (Beyhakî. Müstedrek Dua C. 4 Sh. 460 H. No: 1867) Resûlüllah (s.a.v.)’ın bile şerrinden Allah’a sığındığı bir konuda onun ümmetinin hassasiyet göstermesi gerekmez mi? Böyle olduğu içindir ki, Allah’ın Resûlü : “...Herhangi biriniz hoşuna giden bir kadını gördüğü zaman, hanımıyla beraber olsun. Çünkü hoşuna giden kadının beraberinde ne varsa, onun hanımının beraberinde de o vardır.” buyuruyor. (Müslim ve Tirmizî, C. 3, Sh. 407 H. No: 4)

Efendimiz (s.a.v.) Ashabı Kiram’a: “Kocası yanında bulunmayan kadınların evlerine girmeyiniz. Çünkü şeytan damarlarınızda kanın dolaşması gibi bedeninizde dolaşmaktadır. Bizler, şeytan sende de mi dolaşır, diye sorunca, Allah’ın Resûlü, “Evet, bende de bu şekilde dolaşır. Ancak ona karşı Cenâb-ı Hak bana yardım eder de onun şerrinden emin kalırım” buyurdu. (Tirmizî. C. 4, Sh. 405 H. No: 1092)

Ayet ve hadislerden öyle anlaşılıyor ki yaşlılık, hastalık ve akıl yetersizliği gibi mazeretleri olanların dışındakiler imkân bulduğu zaman evlenmelidir.

b. Kalbi Rahata Kavuşturmak: İnsan, hanımıyla oynaşmak, bakışmak ve oturmak suretiyle nefsini rahata kavuşturabilir. Nefis, çocuk gibidir; çabucak usanan bir yapıya sahiptir. Haktan kaçar; çünkü hakla uğraşmak, onun tabiatına muhalif düşmektedir. Eğer tabiatına muhalif düşen bir şeye devam etmeye zorlanırsa derhâl isyan bayrağını çeker. Nefsin isteklerinin bir kısmı helal yollardan sağlanabilir. Bunların başında nikâh vardır. Nefis nikâh yoluyla tatmin oldu mu ruh rahata kavuşur. Böylece eşler gönül rahatlığıyla hem dünya hem de âhiret işlerini huzur ve mutluluk içinde yapabilirler.

Evli olupta bu şehvet ateşini üzerinden atamayan kişiler, üzerinde öfke ve hırçınlık zuhur eder, böylece eşine karşı bir soğukluk meydana gelir, yalnız bu husus başka yani ufak tefek şeylerle alevlenir ve aile huzursuzluğa doğru gider ama huzursuzluğun bundan dolayı olduğu unutulur.

Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir: “Kalpleri bir saat de olsa istirahata kavuşturunuz. Çünkü kalpler, zorlandıkları takdirde körleşir.” Şu hâlde kadınlarla oynaşmak ve ünsiyet peyda etmekte öyle bir genişlik vardır ki, bu genişlik; insanın bütün gam ve kasvetini kendisine unutturur, kalbi rahata kavuşturur.

Hadîs-i şerîfte de şöyle buyruluyor: “Her çalışan kişinin bir bitkinlik ve bir yorgunluğu vardır. Her yorgunluğun da bir gevşemesi ve istirahata çekilme ihtiyacı vardır. O hâlde, istirahatını benim sünnetime göre ayarlayan bir kimse hidâyete ermiştir.”  (Ahmet, C, 13. S. 226 H. No: 6188; Tâberânî. C, 2. Sh. 412 H. No: 2142)

İbn-i Hibban (r.a.) başka bir haberde şöyle ifade eder: “Akıllı bir kimsenin üç saati olması gerekir: Bir saat Rabbiyle baş başa kalmalı ve ona dua edip yalvarmalıdır, bir saat nefsini hesâba çekmelidir, bir saati de yemeye, içmeye, hanımıyla baş başa olmaya ayırmalıdır.” Bu istirahat saati diğer saatlere yardımcı olur.

c. Sâliha Bir Hanıma Sâhip Olmak: Saliha bir hanım, insanın hem dünya hem de ahiretini kazanmada en iyi yardımcıdır. Allah’ın Resûlü buyuruyor ki: “Hepiniz, şükredici bir kalp, zikredici bir lisan ve âhiret yolunda kendisine yardım edecek Saliha bir hanıma sahip olmaya gayret ediniz.” (K. SitteTerc ve Şerhi.C, 17. S, 189. H. No: 581)

Hz. Ömer (r.a.) şöyle demiştir: “Allah’a îmandan sonra insanoğluna Saliha kadından daha hayırlı bir nimet verilmemiştir. Kadınlardan bazısı vardır ki, o kıymet biçilmez bir hazinedir ve onun yerini hiçbir nimet tutmaz. Fakat bazı kadınlar da vardır ki, ne kadar da uğraşsan ahlaken değişmez ve düzelmezler.” (Bu erkek içinde aynen geçerlidir)

Eğer gönüller maneviyatta bir odlumu, bulunan ortam ne kadar zorluklarla dolu olursa olsun, bu hal bizim ahreti kazanmak için bir imtihandır diyerek, şairin şu güzel sözü üzere yaşarlar; “Hak şerleri hayreyler, sen zannetme ki gayr eyler, görelim Mevla neyler neylerse güzel eyler,”

Bu yazı toplam 934 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.