• BIST 101.742
  • Altın 227,661
  • Dolar 5,2959
  • Euro 5,9997
  • Aksaray 0 °C
  • Konya 1 °C
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 0 °C

Nerde O Eski Ramazanlar?

Nerde O Eski Ramazanlar?
Artık her Ramazan'da duymaya alıştığımız bu sözün içeriğini merak edenlerin mutlaka okuması gereken bu yazıyı Merhaba Gazatesi'nde İhsan Kayseri kaleme aldı. İşte Kayseri'nin bir solukta okuyacağınız o yazısı....

 

Masallarımız genellikle şöyle başlar:
"Pire berber iken, deve tellal iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken"
"Az gittim uz gittim dere tepe düz gittim birde döndüm arkama baktım ki, bir arpa boyu yol gitmişim"
Bir varmış bir yokmuş.
Bugünkü yazımızda sizlere bir masal anlatmayacağız. Zaman tüneli içinde eski ramazanlara hazırlıkları anlatmaya çalışacağız.
Eskiden, eski aileler ya üç aylara niyet eder üç aylar orucu tutar ya da Ramazan’a niyet eden Ramazan orucunu tutarlardı. Şimdilerde öyledir öyle olduğu gerekir.
Konyalı bir aile gerek üç aylar orucu için olsun gerekse Ramazan Ayı tutacağı oruç için olsun mutlaka bir hazırlık yapardı. Ailenin bütçesine göre herkes bir hazırlık içinde olur konu komşu bir birlerine de yardıma giderdi.
Erişte mi kesilecek komşulardan yardım alınırdı. Şehriye mi dökülecek mutlaka komşular çağrılırdı. Yufka mı açılacak o incecik yufkalar sac üzerinde pişirilecek mi hep komşulardan yardım alınır komşular bir birlerine yardımlaşmaya giderlerdi. "Bir elin nesi var iki elin sesi var” gibi bir komşu mutlaka diğer komşunun yardımına koşardı.
Komşu erişte kesmek için çağrılmış ise o komşu her zaman kullandığı bıçağını da yanında getirirdi. Sizin bıçağınız elime yatmıyor ben kendi bıçağımla daha iyi kesrim diye erişteyi standart bir şekilde keserlerdi.
Erişte kesilmeden önce tabii ki onun hamuru yoğrulacaktır unu alınacaktır.
Un alma işi evin erkeğinin işidir. Veya kara değirmen dediğimiz değirmenlerde özel un öğütülürdü. Bu kara un değirmenlerinin sahipleri de bu işi iyi bildikleri için Ramazan öncesinde un öğüterek un isteyenlere de hazırlık yaparlardı. Bu öğütülmüş unları istemeyen aileler de kendi isteklerine göre un öğüttürürlerdi.
Evlerde mutlaka tavuk beslenirdi onların yumurtaları biriktirilir eriştenin unu hamur karılırken bu yumurtalar da karılan hamurun içine akıtılır ve besin değeri yüksek olmasına çalışılırdı. Hatta evlerde inek veya camız da beslendiği için sütte bol olurdu zaman zaman su yerine de süt dökülerek hamur karılır ve hamurlar dinlenmeye bırakılırdı.
Bezeler küçük küçük yuvarlak bir şekilde iki avucun arasında top haline getirilir kimsenin basmayacağı şekilde dinlenmeye bırakılırdı.
Dinlenmeyen hamur iyi açılmadığı için de erişteler iyi kesilmezdi hatta erişte kesen bayanlar bir birleriyle de şakalaşmadan edemezlerdi, hamurunuz iyi dinlenmemiş içine yumurtayı az mı attınız, yumurtanız kalmadıysa size ödünç yumurta verirken ayıp değil mi niye istemediniz, yumurtanın sözü mü olur diye söylenirlerdi.
Kesilen erişteler kuruması için açılan sergiler üzerine serilir ve beklemeye başlanırdı, kuruduktan sonra da onlar tavalara konularak evlerdeki fırınlarda veya ocağın üzerine konulan tavalarda pembeleşecek şekilde kızartılardı. Kızarmış eriştelerin kokusu da bir başka olurdu. Kızarmış erişteyi sevmeyenler olur diye de biraz da kızarmamış şekilde erişte konulurdu. Çünkü gelecek misafirlerin gönlüne göre erişte pilavı pişirilmek için.
Bildiğiniz gibi şehriyeler çorbalık içindir. Şehriye çorbası yapımında kullanılır onun için özel yetenek ister ve yine mahallenin bayanlarından genç kızlarından yardım istenir onlar da koşa koşa şehriye dökmek için çağrılan yere giderlerdi. Bir kaç gün sonra onlarda diğer komşularını çağıracaklar onlar da koşa koşa çağrılan yere gidip şehriyelerini dökecekler eriştelerini keseceklerdir.
Yufka açmak özel yetenek ister herkes yufka açar ama ince bir şekilde yufka açmak her bayanın işi değildir. Mahallede iyi oklava kullanan iyi yufka açan bayanlara özel davetiye çıkarılır. Onlar nazlıdırlar kendilerini naza çekerler bir kaç gün önce değil en az bir hafta önceden haber vereceksin de öyle gelecek yarın bize gelinde yufka açmamıza yardım edin dediğiniz zaman onlar verilmiş bir sözüm var gelemem diye de size olumsuz cevap vereceğini düşünenler bu yufka açıcılarına biraz önce de söylediğim gibi özel bir istekte bulunurlar onlarda kendilerini naza çekerek gelirlerdi. Mahallenin de aranan kişileri olurlardı. Yufkalar çok ince açılmalıdır. İnce açılan yufkadan da iyi börek yapılır kalın açılan yufkalar içinde bazlama tabir edilirdi.
Açılan yufkalar biraz dinlendikten sonra da sacın üzerinde hafif bir şekilde pişirilir ve kuruması için bekletilirdi.
Evlerde et bulunması için de ya koyun kesilir veya kasaptan gövde et alınır kavurma yapılır ve çömleklere basılırdı. Misafir zamansız gelse bile evde et var börek yapılacak yufka var erişte de var hemen misafirin önüne ikram edilecek yemek yarı yarıya hazırdır. Daha önce dökülen şehriyeden de bir çorba yaptınız mı misafir kolayca ağırlanırdı.
Şimdi öyle mi? 


Bu haber toplam 813 defa okunmuştur
  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.