• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Aksaray 2 °C
  • Konya 1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 1 °C

Nerde O Eski Ramazanlar! O Bayramlar!

Muzaffer Yayar

Zaman dediğimiz o kavram bir ırmak misali koskoca okyanusa akıp gidiyor avuçlarımızın içindeki hayat çizgisinden. Yaşamımız bir film şeridi gibi geçiyor gözlerimizin önünden. Siyah saçlar tel tel beyazlamaya başlamış çoktan. Yıllardır baktığımız aynaların karşısında yaşlanıyoruz istemeden de olsa. Zaman farkında olmadan işte geldim gidiyorum dercesine bize biçilen ömür sermayesinden her gün birini daha harcıyor yüzümüze gülümseyerek. Demem o ki hayat hata yapılamayacak kadar kısa iken yaptığımız hataların telafisi için ise yetersiz. Dünya hayatı hiçbir canlıya baki kalmış mı ki biz insanoğluna baki kalsın? Fani olan bu hayatta her şeyi zamanında yapabilmenin önemli olduğunu bir daha hatırlatmanın faydalı olacağını düşünüyorum.
 

İnsanoğlu her daim geçmişin özlemini duyarak geleceğin hayali kurarak bu iki denklemin arasında yaşar. Lakin geçmişe duyulan özlem ilerleyen yaşlarda daha da büyük yankılar meydana getirir çünkü gelecekten beklentiler azalmaya başlamıştır da ondan.
Hep biz büyüklerimizden duymuşuzdur bu sözü “Nerde O Eski Ramazanlar O Bayramlar” diye. Çünkü olgunlaşan meyve daha anlamlı durur ağaç dallarında. Bizler her ne kadar büyüklerimizin ne dediğini anlamasak da aslında çok şeyi anlatıyor o kısacık cümle. İçinde yaşanmış mazileri, yok olup gitmiş insanları, hayat arkadaşlarını, can yoldaşlarını, ümitleri, hayal kırıklarını neler neler anlatıyor aslında. Fakat biz anlayabildiğimiz kadarıyla anlamlandırabiliyoruz bu cümlede ki anlatılanları.
Ve bir Ramazan ayının sonuna daha geldik hayırlısı ile. On bir ayda yakaladığımız o manevi havayı beklide bir daha alamadan ebedi âleme göç edeceğiz kim bilir? En başta dediğim gibi hayat hata yapılamayacak kadar kısa bir varmış bir yokmuş masal gibi. İlerleyen yıllarda bizler için anı olarak bugünleri bizde aynı cümle ile yâd edeceğiz.  Şimdi bize düşen yaşadığımız anı sevdiklerimizle güzel geçirmek olmalı. Dargınlık küskünlük yerine barış ve sevgi olmalı. Büyükler büyüklüğü hak edecek saygı tavırlar sergilemeli küçükler sevgiyi hak edecek davranışlarda bulunmalı. Ancak bir toplum bu şekilde düzelebilir. Hoşgörü ile hal olmayacak bir hal yoktur. Ramazan ayında kazandığımız davranışlar sadece bu aya mahsus kalmamalı alışkanlık haline getirilerek ideal bir toplum düzeni oluşumuna bir adım daha yaklaşılmalı. Bizlere düşen iç mukayese olmalı. Her insan başkasını sorgulamak yerine kendini sorgulamalı.  Her insan kendine sormalı ilk soruyu. Ben bu Ramazan’da neleri nasıl yaptım neleri yapamadım? Ve cevabını da kendi vermeli. Çünkü Vicdan yanılmaz mahkemedir en doğru cevabı verir ve asla yalan söylemez.
Üstad Necip Fazıl’ın da dediği gibi
"Namaz camiden çıkınca,
Hac Mekke’den dönünce,
Ramazan Oruç bitince başlar."
Bayramlar, dargınlıkların unutulduğu, insanların barıştığı, kardeşçe kucaklaştığı günlerdir. Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulandığı bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun. Vesselam...

Muzaffer YAYAR / Tarihçi / Gazeteci / Yazar

 

Bu yazı toplam 345 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.