• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Aksaray -5 °C
  • Konya -4 °C
  • İstanbul 2 °C
  • Ankara -6 °C

Osmanlıca Dersi

Doçent Dr. Kenan Arıbaş

Ülkemizde bilgiyi öğrenmeye karşı, sorgusuz sualsiz itiraz vardır. Birileri çıkıp, türbanlı kızların eğitim almasını engeller, sadece batı klasiklerini okumayı tavsiye eder, doğu ve kendi tarihinizden bahsettiğinizde sürekli itiraz ve cengaverce engelleme çabası ortaya çıkar. Aynı akıl erbabı, matematik, kimya öğretimine yönelik yeni kuramlar geliştirmez. Marka değeri olan üniversite kurma istek ve arzularda yoktur. Veya Uzay hakkında yeterince bilgi sahibi de değillerdir. Terk dertleri, İslam ve Osmanlı ile ilgili bilgilerin gündelik hayattan çıkartılmasıdır. Eğer bu konuda zorlanırlarsa üç maymunu oynarlar.

Gerçekten gariptir bu olay. Osmanlıcayı öğrenmeyin. Mezar taşımı okuyacağız. Osmanlı Devletinin 600 yıllık mazisi bir hiç olarak görülmektedir. Şuan batının çok kültürcülük olarak adlandırdığı, farklı din, millet ve gelenekteki toplumları bir arada yaşatma yeteneğini Osmanlı Devleti sağlamıştır. Hak ve adaletin sarsılmaz ölçülerini kullanarak, halkların kaynaşmasını, aralarında kültür alışverişini yapmasını sağlayan Osmanlı devletinin, içinde yaşayan toplumların yemek kültürünün ortaya çıkartılması bile en az 100 yıl sürer.

Bir başka örnek, atasözlerinde gizilidir. Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer, sular çekildikçe de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne, gücüne güvenmemeli. Çünkü, kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir. Bu Osmanlı ata sözünü doğuran ortamın, kişi ve olayların bilinmesi, günümüzde hak, hukuk tanımayan insanların yaşayacakları sonun anlatılması açısından ilginç bir örnektir. Geçmişi anlamak, geçmişe empatik yaklaşmak, anlayış ve davranışlarımıza zenginlik katacaktır.

Dedelerimizi, ninelerimizin dilini bilmek, onları da anlamak anlamına gelecektir. Geçmiş ve gelenek krizi yaşadığımız günümüzde, şimdinin kutsandığı, haz ve eğlencenin zirve yaptığı bu dönemde neler kaybettiğimizin bir listesini yapmalıyız. Birde geçmişi anlama maceramızın bize kazandırdığı değerleri listelemeyiz. Sonuç bize Osmanlıcaya yönelik güzel şeyler fısıldayacaktır.

Osmanlıca konusunda incelememiz ve tartışmamız gerekli olan bir çok bilimsel konu varken, Osmanlıcanın gücünü siyasetin dili ile anlamak bizi hataya sev eder. Örneğin, Gardner’in çoklu zeka kuramına göre Osmanlıca öğrenmek bizler neler kazandıracaktır. Yapılandırmacı eğitim ekseninde Osmanlıca, öğrencilerin öğrenme becerilerini nasıl etkileyecektir. Osmanlıca öğrenmek, geçmişi tanımak, öğrencilerin ruhsal yapısında olumlu veya olumsuz neler kazandıracaktır. Osmanlıcanın matematik gibi bir özelliği var mı? Dil bilim açısından bireyin gelişimine katlısı nedir? Osmanlıcanın kelime zenginliği bireysel ve toplumsal bilinç dünyamıza neler katacaktır? Tarihsel metinleri çözmek ve anlamak, örneğin Ermeni sorunun çözümüne katkısı ne olacaktır? Osmanlıca öğrendiğimizde geçmiş ile geleceğimizi birleştirmemize, kültürel zenginliğimize ve toplumsal ahlaki duyarlılığımıza etkileri nelerdir? Gelecekteki yani 2050’de gençleri batı kültünün yozlaşmış dünyasına mı teslim edeceğiz, Osmanlıca bilerek, atalarımıza sadık, değerlerimizi koruyan bir nesil mi yetiştireceğiz?  Soruları çoğaltmak mümkündür.

Bilinen bir gerçek var. Türkçe dil uzmanı Nihat Sami Banarlı, “Türkçe’nin Sırları” adlı kitabında Osmanlıca’da güzel kelimesinin rana, teravet, rana, letafet, dilduraba gibi sayısız kullanımı olduğundan, keza kahraman kelimesinin de , bahadır, er, cilasun gibi onlarca kelime ile ifade edildiğinden bahseder. Bizler ya batı kültürünün dar dünyasına sıkışacağız, ya da Osmanlıcanın zengin, rengarenk dünyasında özgürlüğün tadını çıkartacağız seçim bizlerin..

Bu yazı toplam 666 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.