• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Aksaray 0 °C
  • Konya -3 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara 0 °C

PEGIDA’ya Genel Bir Bakış

Bahar ÇİMÇIK

PKK’ya yapılan silah yardımını protesto amaçlı açılan bir facebook sayfası ile başlayan PEGİDA hareketi nasıl oldu da bu kadar büyüdü?  Çok büyük bir yaptırım gücüne henüz sahip değilse de nasıl bu kadar ciddi bir algıya neden oldu?  PEGİDA hareketini ve varsa tehlikesini kavrayabilmek için öncelikle Almanya’nın geçmişini, siyasi kültürünü ve özellikle de Nazi Almanyasını anlamamız lazım gelmektedir.  Böylelikle korku ve endişelerin kaynağının nereden olduğunu görmemiz daha kolay olacaktır.

I.Dünya Savaşını sona erdiren Versay Antlaşması Almanya’ya o kadar büyük tazminatlar yüklemişti ki Almanya artık ekonomide sefalet içerisindeydi. Çözüm olarak sınırsız para basıldı ancak bu da çılgınca bir hiperenflasyon getirdi. Öyle anlatılır ki; ‘halk artık ekmek alabilmek için bir el arabası mark harcamak zorunda idi’. Bu işçiler ve orta sınıf aileleri en çok etkilemiş ve birçoğunun Nazi Partisi’ne kaymasına neden olmuştu. Bu durumu geçmişteki bir leke olarak gören sonraki Alman hükümetleri hep enflasyon önlemlerine ciddi önem vermişlerdir. Naziler özellikle Stalin tarafından ciddiye alınmamıştı ve çok yakın bir zamanda da Nazi Partisi’nin yok olacağı düşünülüyordu.  Ancak işsizliğin artması Nazileri gün geçtikçe güçlendiriyordu. 1932 sonlarına gelindiğinde artık Naziler, Alman oylarının üçte birini almıştı.

İş ve refah vaat eden Naziler dürüst değillerdi ama halk refahı yeniden getireceği umuduyla Hitler’e destek vermekten de vazgeçmiyordu. Demokrasiye de yabancı olan Almanya, tiranlığın büyümesini engelleme çabası içine girmedi. Bu zaman zarfında Hitler’in ırkçılık duygusunun mağduru Yahudiler oldu. Artık mülkiyetlerinden, işlerinden, sosyal haklarından yavaş yavaş ihraç ediliyorlardı. Üstelik bu olup bitenlerden az sayıda halk haberdar idi. Hitler’in Yahudilere yaptığı işkenceleri o gün bugündür de dinlemekteyiz. Ve aslında her şey burada başlıyor. Nazi gibi bir parti ve Hitler gibi bir tiran geçmişine sahip olan Almanya’nın bugün PEGİDA ile karşımıza çıktığı düşünülüyor. 20 Ekim 2014’te kurulduğunda 350 üyesi var iken 12 Ocak 2015’te bu sayının 25.000 olması haliyle Müslümanları endişelendiriyor. Üstelik bu algıyı her yere de ulaştırıyorlarken bu endişe şiddetleniyor. Irkçılık duygularının kabarması ile yaptıkları bugün de etkisini Müslümanlar üzerinde mi gösterecek?

Almanya’nın belki de en önemli avantajı olan göç ve mülteciler PEGİDA ile ‘sorun’ gibi gösterilmeye çalışılmakta bunun için de özellikle Müslümanlar hedef alınmakta. Sadece Berlin’de bile 350 bin Müslüman yaşıyorken İslam karşıtı bu örgütler Müslümanların komşuluk, iş ve arkadaşlık ilişkilerinde oluşacak sonuçlara karşı tedirginliğe sebep oluyor.  Ülkenin diğer kentlerinde de yabancı düşmanlığına kaynak, ırkçılığa destek amaçlı PEGIDA hareketini taklit eden oluşumlar da ortaya çıkmaya başlamış ve Berlin'de BAERGIDA, Köln'de KOEGIDA, Münih’te BAGIDA, Leipzig'de LEGIDA gibi benzer grupların kurulduğunu görmekteyiz. Aşırı sağcı oluşumların da içinde bulunduğu bu gruplar, bulundukları kentlerde kışkırtıcı gösteriler yapmaktalar. Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) bu olaylara paralel olarak; 2009 yılında iki camiye saldırı var iken 2012 yılında bu sayının yirmi sekiz, 2014’te otuz bir olduğunu ve sadece son bir ayda ise sekiz saldırının yapıldığını kaydetti.

 

Ancak tüm bu kuruluşlar ve gösterilere rağmen göçmenlerin Almanya için vazgeçilmez bir unsur olduğunun farkında olan siyasetçi ve yöneticilerin açıklamaları da önemli bir duruşu sergilemekte. Bild gazetesinin, İslam karşıtı ve yabancı düşmanı gösterilerle ortaya çıkan harekete karşı başlattığı "PEGIDA'ya hayır" kampanyası ile birçok isim desteğini dile getirdi. Bu isimlerden biri Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier, kampanyaya katılarak PEGIDA'ya hayır diyen bir isim oldu.

Steinmeier, "PEGIDA, ülkemize zarar verdiği gibi Almanya hakkında kötü bir imaj yaratıyor. Bu kişilere azınlıkta olduklarını ve çok gürültü yaptıklarını bildirmemiz lazım" dedi. Bir diğer isim eski başbakan Helmut Schmidt, PEGIDA gösterilerinin önyargıları, yabancı düşmanlığını ve hoşgörüsüzlüğü artırdığına dikkati çekerek, "Tabii ki Almanya bu değil. Tarihimiz ve ekonomik aklımız, bize Almanya'nın sığınmacı ve mültecileri küstürmemesi gerektiğini söylüyor. Almanya, dünyaya açık ve hoşgörülü olmak zorunda. Bu nedenlerle PEGIDA'ya hayır diyorum" dedi. SPD’nin Eyalet Parlamentosu Grup Başkanı Read Saleh ise; İslam dininin Yahudilik ve Hristiyanlık gibi hukuki düzeyde tanınması için bir anlaşmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bunun için de İslam örgütleri ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini söyledi.

Yaşanan bu olaylar karşısında Müslüman yetkililerden tepki geldi. Bunlardan biri  Almanya Göç, Mülteciler ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Aydan Özoğuz, ''Müslümanlar, Almanya'ya aittir. Bizler serap değiliz'' şeklinde açıklama yaptı.

 

Tüm bunlar bize göstermekte ki siyasi bir partiye dönüşebileceği ihtimali de olsa, PEGİDA ne basite alınacak kadar sıradan bir yapı ne de zannedildiği kadar korkunç. Basit değil çünkü beslendiği ırkçılık duygusu tarih boyunca hep insan hayatlarında ciddi kayıplara yol açmıştır. Zannedildiği kadar da korkunç değil, çünkü Almanya’nın o zaman Nazi partisine kaymasının ve Hitler’e ümit bağlamasının nedeni olan ekonomik kriz şuan söz konusu değil. Ancak  Alman politikacılarının her ihtimale karşı kesin ve keskin  politikalar uygulaması zorunludur.  Çünkü bu aslında Almanya’nın yararınadır. Ortada şöyle bir gerçek de var ki göçmenler Almanya için bir alternatif değil, bir zorunluluktur. Almanya ekonomik çıkarları için bile olsa mülteci ve göçmenlere mecbur, onların hakkını gözetmek zorundadır. 

Bu yaşananlar karşısında Alman siyasetçilerinin yapması gerekenler kadar  Müslümanlara özellikle de Müslüman sivil toplum kuruluşlarına da  çok fazla görev ve sorumluluklar düşmekte. 11 Eylül’ de en çok zorluğunu ve acısını yaşadığı İslam düşmanlığının tekrar yaşanmaması için bu tür islamofobik kuruluşların karşısında İslam’ı doğru haliyle anlatılıp anlatılanların da gösterilmesi gerekiyor.

Bu yazı toplam 1309 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.