• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Aksaray 19 °C
  • Konya 24 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 17 °C

Taş Mektep

Saadet Birsen Uslu

 İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

 Bir yanda akan benim, öbür  yanda  Sakarya.

 Su iner  yokuşlardan, hep basamak basamak;

 Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

 Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;

 Oluklar  çift; birinden nur akar; birinden kir.

 

 Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz

 Sen kıvrıl, ben gideyim,

 Son Peygamber Kılavuz!

 Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;

 Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya

                                                        Necip Fazıl Kısakürek.

 

         Kayseri Lisesi'nin son sınıfındaki 62 öğrenci 1920-1921 yıllarındaki öğretim döneminde okullarını terk ederler. Tek amaçları Sakarya Meydan Savaşı'na katılıp orduya destek olmaktır. Bu 62 genç nefes Kurtuluş Savaşı'nın en çetin çatışmalarının yaşandığı günlerde vatanları uğruna şehit olurlar. Taş Mektep adlı film bu 62 genç şehidin öyküsünü beyazperdeye taşıyan bir yapım...
         Filmin yönetmenliğini Sadullah Çelen üstlenirken, senaryo ise Türk edebiyatının usta kalemlerinden Yılmaz Karakoyunlu'ya ait. Filmin oyuncu kadrosunda Melisa Sözen, Bülent İnal, Mete Horozoğlu, Tuncel Kurtiz, Meltem Cumbul, Ayşen Gruda, Altan Erkekli gibi pek çok yıldız isim var...

         Tarihin genişliğine ve derinliğine boyutları içinde ölçüldüğü zaman Sakarya Meydan Muharebesi’nin değeri çok daha büyük bir açıklıkla ortaya çıkar. Duraklayıp yıkılmaya doğru hızla giden Osmanlı İmparatorluğu’nun külleri içerisinden yepyeni, dipdiri bir Türk devletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğmasını sağlayan, İtilaf güçlerinde bir daha saldırma cüret ve cesareti bırakmayan Sakarya Meydan Muharebesi, türlü yönleriyle ve çok önemli sonuçlarıyla tarihte yeni bir çığırın da müjdecisidir.

          Türk Ordusu'nun işinin bittiğini, kaynaklarının tükendiğini zanneden Yunanlılar, Türk Ulusu'nun Başkomutanın emirlerine inançla uyacağını, kadın ve çocukların bile silah taşıyacaklarını düşünmemişlerdi.Türk Ulusu'nun varını yoğunu orduya vermesi, Türk Kadını'nın sırtında cepheye silah,cephane ve cephede yaralananları geriye taşımakla fedakarlık göstermesi bu başarıda etken oldu.

         Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası olan, Türk ordusunun Yunan ordusu ile Sakarya boylarında yaptığı meydan savaşı Nisan 1921′de Türk ordusu Batı cephesi komutanı İsmet Paşa’nın (İnönü) komutasında İnönü mevzilerinde ikinci kez Yunan birliklerini yenerek Yunan ilerleyişinin Anadolu içlerine kadar girmesini önledi. Ama Yunanlılar isteklerinden vazgeçmeyerek birliklerini Bursa-Uşak hattında yeniden hazırlamaya başladılar. Bunun üstüne Güney ve Batı cephesi olarak düzenlenmiş bulunan Türk ordusunda, Güney cephesi kaldırılarak bütün birlikler, Batı cephesinde Yunan birliklerine karşı İnönü-Kütahya hattında toplandı, ülkenin çeşitli bölgelerinden kuvvet toplanarak cephe kuvvetlendirildi. Eskişehir’de de yedek kuvvetler bulunduruldu.
         Yunan kuvvetleri 10 Temmuz 1921′de İnönü-Kütahya-Afyon yönünda saldırıya geçtiler. Eskişehir ve Kütahya savaşları Türk ilerleyişine olanak vermeyince, Türk ordusunun Sakarya ırmağının doğusunda savunya geçmesi kararı verildi. Bu kararın alınmasındaki taktik, düşman birlikleriyle ordumuz arasında geniş bir alan bırakarak, ordumuzun toparlanması ve düşmanın hareket üssünden uzaklaşmasını sağlamaktı.

         Savaş, 22 gün ve gece sürmüş, 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etmiştir. Yunanlılar Ankara'nın 50 km kadar yakınından geri çekilmişlerdir.Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen göstermiştir. Demiryollarını ve köprüleri havaya uçurmuştur ve birçok köyü yakmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zayiatı; 5713 şehit, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 39.289'dur

         Sakarya Savaşı’nın Türk Ulusu açısından tarihsel önemi çok büyüktür.Eğer bu savaş yitirilseydi Anadolu’da Türk varlığı tamamen sona erecekti. Yunanlıların Ankara’ya ulaşması demek, İngilizlerin yardımı ile Türk varlığının Anadolu topraklarından silinmesi işleminin hız kazanması demekti.

         İşte çocuğundan gencine gencinden yaşlısına kadar tek yürek olan bu destansı şahsiyetleri tekrar saygıyla anıyor. V e o aziz ruhlarına binlerce Fatihalar yollarken milli bilinci tekrar hatırlatan bu aziz insanları gündeme taşıyıp yeni nesle örnekler sunan film yapımcılarımıza da sonsuz teşekkür ediyoruz.

Dua ile…

Bu yazı toplam 808 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.