• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Aksaray 0 °C
  • Konya -3 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 0 °C

Tecavüz ve kurban

Zuhal Şeflek

Bu kurama göre, belirli bir olayla ilgili olarak, gözleyenle gözlenen arasında, sosyal özellikler ve yaşantılar açısından ne kadar çok benzerlik varsa (örneğin, aynı cinsiyet ya da ırktan olma gibi), gözleyenin, olayın sorumluluğunu gözlenenden yani kurbandan ziyade başka bir insana ya da başka bir şeye yükleme olasılığı o kadar artar. Bu yükleme biçiminin temeli, gözleyenin kendilik saygısını koruma ihtiyacına ve gelecekte kendisinin de benzer bir olayla karşılaşabilecek olması dolayısıyla kendini suçlama eğiliminden kaçınmaya çalışmasına dayanır (Gray, Palileo ve Johnson, 1993).

Shaver da (1975), bireyin, tehlike yaratan (threating) yüklemsel bir ortamla karşılaştığında, kurbanla arasındaki kişisel benzerliği inkar ederek tehlikeden uzaklaşabileceğini, ancak, benzerliği inkar edemediği durumda ise kurbanın başına gelen olumsuz sonucu şans faktörüne yükleyeceğini belirtmiştir.

Son olarak, Wallster’ın "Kontrol İhtiyacı Yaklaşımı"na göre (Schneider, 1992), gözlemciler, kurbandan farklı oldukları ve benzer bir olayla karşılaştıklarında ondan farklı davranacakları yönündeki inançlarını sürdürmek amacıyla olaydan kaynaklanan olumsuz sonuçların nedenlerini kurbana yüklerler ve bunun sonucunda, kurbanın maruz kaldığı olayın kendi başlarına gelme olasılığını da bertaraf etmiş olurlar.

Tecavüz üzerine ya da başka bir deyişle tecavüze ilişkin algılarla ilgili olarak yapılan araştırmalarda, tecavüzü gerçekleştiren saldırganın kurbanla tanıdık olup olmaması (Szymanski, Devlin, Chrisler ve Vyse, 1993; Johnson, 1994), denek cinsiyeti (Burczyk ve Standing, 1989; Rosenthal, Heesacker ve Neimeyer, 1995), kurbanın tecavüze direnç gösterip göstermemesi (Krulewitz ve Nash, 1979), kurbanın sosyal statüsü ya da saygınlığı (Jones ve Aronson 1978; Kanekar ve Kolsawalla 1980) ve kurbanın fiziksel çekiciliği ya da tahrik edici olup olmaması (Gerdes, Dammann ve Heilig, 1988; Scroggs, 1976) gibi değişkenlerin kullanıldığı görülmektedir. Araştırmaların çeşitliliği, başka bir deyişle, farklı örneklem gruplarına dayanması da dikkat çekicidir. Örneğin; Feild (1978), polislerin, tecavüzcülerin, kriz danışmanlarının ve sıradan vatandaşların tecavüze ilişkin algılarını karşılaştırırken; Epps, Haworth ve Swaffer (1993); cinsel olmayan suçlara karşın cinsel şuçlardandolayı mahkum edilen erkek ergenlerin kadınlara ve tecavüze ilişkin tutumunu incelemiş ve Lefley, Scott, Liabre ve Hicks (1993) de; üç etnik gruptan olan ve tecavüze uğrayan kadınların tecavüze ilişkin tutumlarını değerlendirmiştir. Bu arada, hem erkek tecavüz kurbanları ile ilgili (Kaufman, Divasto, Jackson, Voorhees ve Christy; 1980) hem de erkek ve kadın kurbanlarla ilgi araştırmalar olmakla birlikte (Schneider, Soh-Chiev ve Aronson; 1994), araştırmaların çoğunun kadın kurbanlar üzerinde yoğunlaşması, tecavüze ilişkin algıların incelendiği araştırmaların diğer bir özelliğidir. (devam edecek...)

Bu yazı toplam 939 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.