• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Aksaray 8 °C
  • Konya 7 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 4 °C

Tecavüz ve tecavüze ilişkin algılar

Zuhal Şeflek

 

Portekiz'de, akşamın ilerleyen saatlerinde, bir barda tek başına içki içtikten sonra, barda bulunanlar tarafından tecavüze uğrayan bir kadının, “bara bu yüzden gitti” gibi sebeplerden dolayı suçlanması ve hatta saldırganların cezalandırılmaması için binlerce imzanın toplanması, tecavüzün günümüz toplumlarında ulaştığı boyutları gözler önüne sermektedir.

Bireysel açıdan, kadınlara yönelik çarpık bilişsel yapılanmalar, olumsuz şemalar, toplum karşıtı kişilik özellikleri, alkol kullanımı, cinsel uyarılma ve fantaziler gibi faktörleri; sosyo-kültürel ve ideolojik açıdan da, erkek egemen cinsiyetçi ideoloji ve onaylanmış saldırgan davranışlarla belirgin olan tecavüzü gerçekleştiren kişinin kurbanla tanıdık olup olmaması, olayın farklı fiziksel ve sosyal koşullar altında gerçekleşmesi gibi faktörler nedeniyle, değişik biçimlerde tanımlanmıştır. Örneğin, Rozêe'e (1993) göre, evlilikteki tecavüz; evlilik kurumunda meydana gelen istenmeyen cinsel ilişkidir. Alışveriş (exchange) amaçlı tecavüz; erkeğin, kadınla dayanışma kurma ya da onunla barışma gibi sebeplerden dolayı cinsel ilişkide bulunmak istemesini ve onu bu amaçlarla kullanmasını içerirken, hırsızlık (theft) olarak nitelendirilebilecek tecavüz ise, erkeğin kadını, isteği ve iradesinin dışında, cinsel haz ya da çocuk sahibi olmak amacıyla kaçırmasını ve ona tecavüz etmesini kapsar.

Koss (1993) ise, tecavüzü; karşılıklı uzlaşmayı içermeyen, vücuda zarar verme tehdidiyle ve güç kullanılarak yapılan, oral, anal ya da vajinal etkileşim olarak tanımlamıştır.

Tecavüzün nedeni ve meydana geldiği ortamsal koşullara ilişkin olarak çeşitli kuramlar öne sürülmüştür. Örneğin, Zastrow ve Ashman (1990), tecavüzün niçin meydana geldiğine ilişkin 3 kuramsal bakış açısını özetlemiştir:

A) Kurbanın hızlandırdığı (precipitate) tecavüz: Bu kurama göre; tecavüze uğrayan kurban tecavüzün gerçek suçlusudur. Burada varolan temel düşünce, "kurbanın tecavüze uğramayı istediği" şeklindedir.

B) Tecavüzcünün psikopatolojisi: Bu değerlendirme, tecavüzcünün duygusal olarak bozuk ve zihinsel olarak da dengesiz olduğunu öne sürer. Tecavüzde bulunan kişi, bu davranışı “hasta” olduğu için yapmıştır.

C) Tecavüze ilişkin feminist yaklaşım: Bu yaklaşıma göre tecavüz; kadınlarla olan ilişkilerinde baskın olma (ilişkiyi yönetme) ve onları kontrol etme yönünde sosyalleşmiş olan erkeklerin, mantıksal tepkisidir ve kadınlar üzerindeki hakimiyetlerini, saldırgan bir biçimde sürdürme ihtiyaçlarını göstermektedir.

Feminist yaklaşıma göre, toplum, kadınları, erkeklerin cinsel saldırganlıklarının doğal olduğu yönünde sosyalleştirmektedir. Bu inançla sosyalleşen kadınlar kendilerini zayıf olarak algılarlar ve bir “kurban” mantığı geliştirirler. Buna bağlı olarak da kadınların tecavüze uğramasının doğal olduğu yönünde bir beklenti ortaya çıkar.

Nesnel olarak incelendiğinde, tecavüz olaylarında suçlanması gereken bir saldırgan, bir de kendi iradesi dışında saldırıya hedef olan, bundan fiziksel ve psikolojik olarak zarar gören bir kurban bulunur. Bununla birlikte, yapılan araştırmalarda, insanların, tecavüzü gerçekleştiren saldırgan kadar olaydan psikolojik ve fiziksel olarak zarar gören kurbanı da suçlama eğiliminde oldukları görülmektedir. İnsanların niçin zaman zaman tecavüze uğrayan kurbanı suçlama eğilimi gösterdiklerini açıklamak üzere önerilmiş bulunan belirgin bir model ya da kuramsal yaklaşım yoktur. Ancak, insanların, kurban konumuna düşen bireyleri niçin suçlama eğilimi gösterdiklerine ilişkin olarak önerilmiş bulunan bazı modellerden, tecavüz konusunda da çıkarsamalar yapmak mümkündür. Bu modellerden, Adil Dünya İnancı'na göre (D’Cruz ve Kanekar, 1992), insanlar, diğer insanların, hak ettiklerini elde ettiklerine ve elde ettikleri şeyleri de hak ettiklerine inanma ihtiyacı içindedirler. Başka bir deyişle, insanlar, diğer insanların, başlarından geçen olayları hak ettiklerine ve hak ettikleri olayları da yaşadıklarına inanırlar. (devam edecek...)

Bu yazı toplam 1042 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.