• BIST 89.279
  • Altın 347,510
  • Dolar 6,6997
  • Euro 7,2339
  • Aksaray 3 °C
  • Konya 7 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C

Ticaretin kuralı, dürüstlüktür

Hacı Ahmet Ünlü

Kim iyilik yaparak kendini ALLAH'a (CC) teslim ederse, şüphesiz en sağlam kulpa tutunmuştur.
İslam dini dürüst ticareti helal rızık kapısı olarak teşvik eder. Dürüstçe yapılan ticaretin getirisi dünyada helal kazanç ve bereket, ahirette ise bol feyiz ve sevaptır. Peygamber Efendimiz (SAV) Doğru, dürüst ve kendisine güvenilen tüccar, peygamberlerle, sıddıklarla ve şehitlerle beraberdir.
buyurmuştur.
Faizi haram kılan Kur'ân-ı Hakim, alış-verişi helal kıldığını açıkça ilan eder ve yeryüzünün tüm imkanlarından helal alış veriş yapmak suretiyle istifade etmemizi tavsiye eder. Usülüne uygun olarak yapılan ticaretin helal kazanç getirmekle beraber, insanlara yeni iş ve istihdam alanı açacağında şüphe yoktur. İnsanlara istihdam alanı açmak ve iş imkanı sunmak ise, onlara yeni bir rızık kapısı açmak demektir ki, bu, hayırlı bir adımdır; kişiyi ALLAH'ın (CC) Rezzak ismine ulaştırır.

Ahir zamandayız. İnsanlar artık kime, neye inanacaklarını şaşırdılar. Toplumda doğruluk, mertlik yok gibi. Bu ikisine sarılırsak, başarılı oluruz, ama herkese uyarsak, herkesin yaptığını yapmaya kalkarsak, kaybetmeye mahkum oluruz, herkesten bir farkımız kalmaz. Farklılık inançta, dürüstlükte, insanları Allah için çok sevmektedir, çünkü ALLAH'ın (CC) yarattığı insanın karşısındayız, eften püften bir şeyin karşısında değiliz. Onun gözünü, kulağını, burnunu, kalbini yaratan, ona o güzelliği veren yüce Allah hakkı için, o mümin sevilmez mi? İşte bugün dünyada kaybolan şey, karşılıklı güven ile bundan kaynaklanan sevgi ve başarıdır. Peki, ne kaldı geriye? Karşılıklı, güç kuvvet kullanımı kalmıştır. Sen bu kadar güçlüysen, ben de bu kadar güçlüyüm deniyor, halbuki dünyada insandan daha aciz ne var ki?

Helal olmak şartıyla, rızkın onda dokuzu ticarettedir, çünkü insanın elbisesinde, düğmesinin bir ipliği haram olsa, bu elbise ile kılınan namaz kabul olmaz. Yani bizim dinimiz, başkasının hakkı bize geçmesin diye, çok sevap kazanmaktan önce, kötülükten çok sakınmayı emrediyor. Müşteri velinimetimizdir, müşteri daima haklıdır, biz daima haksızız, çünkü hak ondadır. Alın teriyle kazandı, zorla kazandığı parayı bize veriyor, biz de ona bir ürün veriyoruz. O halde üründe bir bozukluk, yanlışlık varsa sorumluluk bize aittir.

Ticaretin kuralı, dürüstlüktür, kul hakkından korkmak, aldatmamak ve aldanmamaktır. Aldatmak ne kadar günahsa, aldanmak da o kadar günahtır. Aldatmak, aldanmaktan daha kötüdür. Aldanırsak yine bir hak geçer, onu günaha sokmuş ve onun Cehenneme gitmesine sebep olmuş oluruz.
İlim: Alışverişlerimizin İslam'a göre olması için birinci şart bilgidir. Her hususta olduğu gibi burada da mürşidimizin ilim olması lazımdır. En azından nelerin haram, mekruh veya helal olduğunu, alışverişi haram veya helal kılan şartları, sebepleri bilmemiz gerekir.
İttika: Alışverişin İslâm'a göre olmasının mühim bir şartı, ticari muamelelerde harama düşmemek hususunda titiz olmaktır. Çünkü yeri gelince belirtileceği üzere, alışverişle ilgili bir kısım haramlar ve mekruhlar mevzubahistir. Bazen eşya, bazen ticari usül haram olabilir. Müslüman, ticaret yaparken harama girme veya düşme endişesi ile müteyakkız ve hassas davranmalı; daima dikkatli, endişeli, kuşkulu ve Allah'tan korkar bulunmalıdır. Gevşekliği sebebiyle harama düşmesi durumunda uğrayacağı ziyanın büyüklüğünü anlamada şu hadis yeterlidir: Vücuduna bir lokma haram giren kimsenin kırk gün ibadetleri kabul olmaz. (İbn Kesîr, Tefsîr, 1/358; Deylemî, Müsnedü'lâFirdevs, 3/592).
Dürüstlük: Aslında her hususta dürüst olmak, Müslüman'ın temel vasıflarından biridir. Bunun önemi, alışveriş meselelerinde daha bir vurgulanmıştır. Dürüstlük deyince neleri kastediyoruz?
Satan kimse, müşteriye malı hakkında doğru bilgi vermelidir, malın ayıbını, kusurunu gizlememelidir. 
İslam dininde maddiyat ile maneviyat arasında bir sınırlama yoktur. Çünkü müminin Allah'ın emirlerine riayet ederek yaptığı tüm işler ibadet hükmündedir. Kendimi dine adıyorum mantığı ile toplumdan soyutlanmak İslam dininin mantığı ile çelişmektedir.
Hz. Ebubekir (Rahimahullah ) döneminde müslüman tüccarlar, ticaret için Filipinler'e kadar gitmişler ve oralara ALLAH'ın mesajını götürmüşlerdir. Şu anda bu bölgede yaşayan müslümanlar o günlerde müslüman tüccarlardan etkilenerek İslam dinini seçen insanların torunlarıdır. Bu örnekten de kesin olarak anlaşıldığı gibi, insanlar ALLAH'a olan kulluk vazifelerini unutmadıkça hangi konumda olurlarsa olsunlar İslam dinine faydalı olabilirler.
Kişinin yediği yemeğin en helali, el emeği ve meşru alışverişten elde ettiği kazançtır. (Hadis-i Şerif)
ALLAH'ım, ümmet-i Muhammed'in hâlini ıslâh eyle! ALLAH'ım, ümmeti Muhammed'in sıkıntılarını gider ALLAH'ım, ümmet-i Muhammed'e rahmet eyle (AMİN)
اَللّٰهُمَّ ارْحَمْ أُمَّةَ مُحَمَّدٍ رَحْمَةً عَامَّةً
ALLAH 'ım Ümmet-i Muhammed' umûmi bir rahmet ile merhamet eyle!»” (Ali el-Müttakî,no: 3212, 3702).

Bu yazı toplam 197 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.