• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Aksaray 4 °C
  • Konya 5 °C
  • İstanbul 7 °C
  • Ankara 3 °C

Vahşi sulamanın tarihçesi!

Mustafa Bozdağ

Türkiye’nin En büyük tarım ovalarından birine sahip olan bölgemizde tehlike çanları çalıyor. Bu tehlikeli çanın çalışmasının sebebi tarımda bilinçsizce kullanılan su tüketimi…

Bu hafta içerisinde Eskilli bir çiftçinin pancarlarının susuz kaldığı ile ilgili basında bir haber çıktı. Aksaray basını bu haber oldukça ilgi gördü.

Gelelim Eskil’de Vahşi sulamanın mazisine…

Çocukluk yıllarımda sulaktan çok tarlalarımız kurak arpa gerek Buğday’ı ekerdik. Çeşmenin olmadığı yıllarda bile bir çok evin kendine ait kuyusu bile yoktu.

Baharları hasat mevsimine kadar yaylalara giderdik Baba tarafım Büğrü Yaylasında, Anne tarafım Yeşiltömek yakınlarındaki kemikli mevkiinde hayvanlarını otlatırdı. Her iki bölgede Elle 1,5 metre kazdın mı su çıkardı.

Yıllar biraz geçtikçe santrifüj sulama yaygınlaşmaya başladı. Buda 7-8 metrelerden su çekerdi. 6-8 santrifüjler olurdu.

Teknoloji biraz daha ilerledi pompa devri başladı. Kuyularda bu sefer pompa ile tarlaları sulamaya başladı.  Bu dönemden sonra vahşi sulama resmen başlamış oldu.

İnsanımız para kazandıkça vahşi sulama kullanımı arttı. Daha sonra pompanın yerini elektrikli sulama aldı. Burada da önceleri pompa daha sonraları dalgıç sistemi kullanılmaya başlandı. Günümüzde bu teknoloji devam ediyor.

Tabi bu aktardığım süre içerisinde kuyulara ruhsat getirildi. Yıl olarak hatırlamıyorum. Zengin olanlar her zaman olduğu gibi kuyularına ruhsatlarını aldılar. Gücü yetmeyen ise kuyu kazdıramadıkları için kuyularına ruhsat alamadı. Burada günümüzde de devam eden çok ciddi bir adaletsizlik doğurdu. Zengin kuyusundan kuyusu olmayan garibana su satmaya başladı. Örneklendirecek olursak Zengin 5 liraya aldığı suyu 25 liraya sattı. Bundan ciddi bir kar elde etti. Bir çoğu suyu aldı devlete ödemedi. Medaş özelleştikten sonra bazı çiftçilerin devlete olan yüklü miktarda elektrik borçlarını ödemediği iddia edildi. Tabi biz bunları görmedik duyduk oda Allah ile kul arasında varsa hesabı bir gün gelip elbet verilecek…

Yıl 1994 Eskil’de küçük baş hayvancılığı bitiren tarla dağıtımı yapıldı. Hayvanların otlak alanları tarla olarak dağıtıldı.  Bu dağıtım bana göre küçük baş hayvancılık adına bir cinayet olarak değerlendiriyorum. Bu tarla dağıtımının da bir çoğu sonradan tarıma elverişli olmadığı için çiftçiler belli bir süre sonra kiralamaktan vazgeçtiler. Fakat çoğunluğu tarım arazisi oldu.

Daha sonra önce tarla parası daha sonra tarımda destek dönemi başladı. Destekten önce bölgemizde arpa buğday pancar ekilirken, destekten sonra çok su isteyen ayçiçeği ve suyun vahşi canavarı yoncaya destek geldi. Günümüzde yoncayı hem salma sulamayla hem de 20 suya kadar sulandığı iddia ediliyor. Buna hangi su dayanır, takdiri sizlere bırakıyorum.

Şimdi geçen yıl kemikliye gittim susuzluktan yerden bir gaz çıkıyor ve o gazda alev alev yanıyor. Tarlası yakın olanlarda tarlalarının etrafını ekinleri korumak için sürmüşler

Tabi biz bunları defalarca yazmamıza rağmen bir sonuç alınıyor mu hayır bir kulaktan girip öbür kulaktan çıkıyor…

Ama bunun en iyi farkında olan bölge çiftçisi burada bir sonun olmadığını düşünmeye başladılar. Zengin her zaman için akıllıdır akıllı olmasa da akıllıdır çünkü zengindir bir gücü var bölgenin zengini de yavaş yavaş yatırımlarını başka tarafa kaydıracaktır.

Su ile ilgili bir sempozyumda biz kendi su hakkımızı kullandığımız gibi çocuklarımız ve torunlarımızın su hakkında kullanmış durumdayız şeklindi bir cümle kullanmış

Sonuç, su bitiyor Olan geleceğimiz olan çocuklarımıza olacaktır. Öyle değil mi? 

Bu yazı toplam 446 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.