• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Aksaray 14 °C
  • Konya 11 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C

Yengeçli Kuyu

Fatih Uslu

 

Antalya’nın gürleyen şelalelerini, yatağına sığmayıp taşan derelerini, bir türlü dinmek bilmeyen sağanak yağmurlarını hatırladım, bir de Manavgat’ın Sarılar Köyü kırsalındaki Yengeçli Kuyu’yu.

Etrafı betonla kaplanmış taş duvarlardan oluşan kuyu, o bölgede sürülerini otlatan Yörüklerin al yazmalı kızlarının uğrak yerlerinden biridir. Kuyunun içindeki çomça balıkların yüzüşlerini, yengeçlerin yan yan giderek taşların arasına girmelerini izlemek büyük bir zevkti biz çocuklar için.

Yan yan yürümelerinden dolayı yengeçlere civarda “yanıç“ denilirdi. Hatta bir Yörük oğlunun kuyu başına gelen bir Yörük kızına yazdığı “yanıç gözlüm” adlı şiiri dilden dile dolaşır.

Kuyu civarda namlıydı.

Kurbağalar, çomça balıklar ve yengeçlerin otağ kurdukları, soğuk olmasına karşın çok sert olmayan, içtikçe mideyi rahatlatan bir suyu vardı, kuyunun.

Ne güzeldi o kuyu, ne oksijeni bol ve temiz bir kuyuydu ki, yanıçlar mesken tutmuşlardı bu taş yapı kuyuyu. Yörük kızları evin su ihtiyacını buradan temin ederlerdi. Yirmi beş litrelik su bidonlarını omuzlarına almadan önce, son bir kez daha yanıçları izlemek onlar için de büyük bir zevk olmalıydı.

Kuyunun etrafı pınarcıklarla doluydu. O pınarlar birleşmişler ve minik bir dere oluşturmuşlardı.

Derenin etrafına yarpuzlar harika kokular yayıyorlar, kurbağalar Yunus’un ilahileriyle adeta semah yapıyorlardı, gırtlaklarını patlatma pahasına.

Aradan yirmi beş yıl geçmiş ve yine yolum düşmüştü o misk-ü ambere, önce cesaret edemedim bakmaya, kuyu kurumuş ve yengeçler için yaşam alanı kalmamıştır diye. Fakat içimdeki fırtınanın uğultusu yükseldikçe dayanamayıp yengeçli kuyuya gitmeye karar verdim. Karşılaştığım durum benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Kuyunun bulunduğu yer çalılık bir alan olmuş, dere kurumuş, yengeç ve çomça balık da yok olmuştu. Kuyuya sarkan bir dal vardı, galiba onu da kesip odun yapmışlardı.

Orada hayat emaresi olarak yalnızca çalılıkların arasından çıkıp ovaya doğru koşan iri bir yaban tavşanı gördüm; sanırım o tavşan zamanın hızla akışını ve yengeçlerin kaçışını sembolize ediyordu.

Bu yazı toplam 1183 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Haber Fark | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.