Hacı Ahmet Ünlü

Hacı Ahmet Ünlü

Ana-Babaya İyilik

 Rabbimiz, Ankebût Sûresi 8. âyette: وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًا

Biz insana, ana-babasına GÜZEL DAVRANMASINI emrettik” buyurarak, ebeveynlerimize yapacağımız iyi muameleyi “ حُسْنًا/husn” kelimesi ile ifade etmiştir. 

Ahkâf Sûresi 15. âyette ise: وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ اِحْسَانًا

Biz insana, ana-babasına İHSAN ETMESİNİ (iyiliği en iyi şekilde yapmasını) emrettik” buyurarak, aynı emri “اِحْسَانًا /ihsan”kelimesi ile ifade etmiştir.

ŞİMDİ SORU ŞU: Acaba niçin Ankebût Sûresinde sadece “güzel davranmak” emredilmişken, Ahkâf Sûresinde bu güzel davranışın “en iyi şekilde olması” emredilmiştir? Yani neden biri “husn” iken biri “ihsan”dır? Aralarında ne gibi bir fark vardır?

CEVAP: Ankebût Sûresinde kendilerinden bahsedilen ebeveyn, çocuklarına şirki emreden müşrik anne-babadır. وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حُسْنًاۜ وَاِنْ جَاهَدَاكَ لِتُشْرِكَ ب۪ي مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ فَلَا تُطِعْهُمَاۜ اِلَيَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ

Biz insana, ana-babasına güzel davranmasını emrettik. Şâyet onlar, hakkında hiçbir bilgin olmayan bir şeyi Bana şirk koşman için seni zorlarlarsa, bu durumda sakın onlara itaat etme. Dönüşünüz ancak bana olacaktır ve Ben yapmakta olduklarınızı size haber vereceğim. (Ankebût Suresi Ayet 8)

Ahkâf Sûresinde kendilerinden bahsedilen ebeveyn ise, çocuklarına şirki emretmeyen, bilakis kendileri de iman etmiş olan anne-babadır. وَوَصَّيْنَا الْاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ اِحْسَانًاۜ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ كُرْهًا وَوَضَعَتْهُ كُرْهًاۜ وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلٰثُونَ شَهْرًاۜ حَتّٰٓى اِذَا بَلَغَ اَشُدَّهُ وَبَلَغَ اَرْبَع۪ينَ سَنَةًۙ قَالَ رَبِّ اَوْزِعْن۪ٓي اَنْ اَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّت۪ٓي اَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلٰى وَالِدَيَّ وَاَنْ اَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضٰيهُ وَاَصْلِحْ ل۪ي ف۪ي ذُرِّيَّت۪يۚ اِنّ۪ي تُبْتُ اِلَيْكَ وَاِنّ۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ

Biz insanoğluna, ana-babasına ihsan etmesini (iyiliği en iyi şekilde yapmasını) emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve sütten kesilme süresi (toplam olarak) otuz aydır. Nihayet olgunluk çağına gelip, kırk yaşına varınca şöyle der: ‘Bana ve anne babama verdiğin nimetlere şükretmemi, Senin razı olacağın sâlih amel işlememi bana ilham et. Neslimi de sâlih kimseler yap. Şüphesiz ben Sana döndüm. Muhakkak ki ben Sana teslim olanlardanım.

(Ahkâf Suresi Ayet 15)

Her hak sahibine, layık olduğu hakkı en iyi şekilde veren Rabbimiz, mümin olan anne-baba ile müşrik olan anne-babayı muamele hususunda birbirinden ayırmış ve iman ehli olan anne-babaya iyiliğin en üst perdeden ve en iyi şekilde yapılmasını emretmişken, şirk ehli olan anne-babaya iyiliğin normal bir düzeyde yapılmasını ferman buyurmuştur. اَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِم۪ينَ كَالْمُجْرِم۪ينَۜ  مَا لَكُمْ۠ كَيْفَ تَحْكُمُونَۚ

Biz hiç Müslümanları mücrimlerle bir tutar mıyız? Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? (Kalem Suresi Ayet 35, 36).

Allah (subhânehu ve teâla), burada da iman edenle etmeyeni, mücrimle müslimi birbirinden ayırmış ve her ikisine de hak ettiği nasibi vermiştir. 

Lakin,

Burada gözden kaçırmamamız gereken nokta; her iki sınıfa da netice itibari ile iyi davranmamızın İlahî bir emir olduğudur. Yani anne ve babalarımız şirk ehli bile olsa, hatta bize şirki dayatıp dikte eden bir tip bile olsa, yine de onlara iyi davranmamız, iyilik etmemiz, güzel muamelede bulunmamız gerekmektedir. 

Ama eğer anne ve babalarımız iman ehli ise, o zaman onlara yapacağımız iyilik bambaşka olmalı, elden gelenin en iyi şekli ile yapılmalıdır.

 İşte bu fark, imanın üstün oluşundandır. Efendimiz(aleyhisselâm)’ın da buyurduğu gibi:  الإسلام يعلو ولا يعلى عليه

İslam üstündür, hiçbir şey ona üstün gelemez”(Beyhakî).

İslam’ın üstün oluşundan dolayı, onun ehline daha farklı bir muamele öngörülmüştür. Bu da Rabbimiz’in biz müminlere bir ikramıdır.

O nedenle, iman ehli bir anne-babaya sahip olan kardeşlerimizin çokça Allah’a hamd etmesi ve bunun bir sonucu olarak onlara “ihsan”ile muamele etmeyi bir vazife bilmesi gerekmektedir.

Ebeveynleri henüz iman/tevhid nimeti ile şereflenmemiş olan kardeşlerimizin ise öncelikle onların hidayeti için çokça Allah’a dua etmesi ve hem Allah’ın bir emri olduğu için hem de kalplerini kazanma adına onlara husn-i muamele ile muamele etmesi gerekmektedir.

Rabbim hepimize Kitabının âyetlerini güzelce anlamayı nasip etsin ve bizleri ana-babalarına gereği gibi muamele etmeyi becerebilen kullarından kılsın.

Bu yazı toplam 1596 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.