Ertuğrul Özkök Haydar Dümen'e mi özeniyor?

Ertuğrul Özkök Haydar Dümen'e mi özeniyor?

Ertuğrul Özkök son yıllarda cinsel motifler içeren garip yazılar yazıyor.

Okuduğu aşk romanlarından, kadınlar için şarap içmekten, cinsel hazdan, meniden, vajina sıvısından söz ediyor, istiridyenin sperminden dem vuruyor, Freudyen labirentleri arşınlıyor.

Hakkını yemeyelim. Doğu’dan şehit haberleri geliyor. Bir gün askerleri yazıyor. Deprem oluyor, bir yazısında depremdeki kayıpları konu ediyor. Ama, taş çatlasın bir iki gün sonra postmodern Haydar Dümen olarak tekrar karşımıza çıkıyor.

Yakın zamanda, otel odasında temizlikçiyi yoklayıp! istifa etmek zorunda kalan IMF Başkanı Dominique Strauss Kahn’ı da gazetelerde en ayrıntılı analiz eden yine Özkök’dü. Bir andropoz vakası mı, bilemiyorum. Turgut Özallı yılların ve koalisyon döneminin ciddi patronu, iş dünyasının sıkı takipçisi Ertuğrul kardeşim apoletleri sökülünce tuhaflaştı. Önce umreye heves etti. Ahmet Hakan ile gittiği umrenin kendisine pek getirisi olmayınca cinsel, tensel mevzulara dalıp, duygusal esrimeler yaşamaya başladı. Ama benim vurgulayacağım husus bu değişim değil. Mesele, Özkök’ün ortaya koyduğu yazar tipi de değil. Zaten Ertuğrul tipi gazeteci Avrupa basınında mebzul miktarda var. Benim değineceğim başka bir şey: Ertuğrul Özkök bu tarz gazeteciliği de beceremiyor. Belki Ayşe Arman’a öykünüyor diyeceğim ama Ayşe Hanım’ın kendine özgü bir çizgisi var. Seversiniz veya sevmezsiniz. (Ben sevmem).

Oysa, acemi seksolog Ertuğrul Özkök’ün cinselliği yazması, Nihat Doğan’ın felsefe yazmasına benziyor. Kısa bir örnekle açıklayayım. 29 ekim tarihli yazısında Ertuğrul Özkök Stuttgart’ta Mövenpick Oteli’nin helasında, pisuvar başında aklından geçenleri kaleme almış. Bir erkek için pisuvar, hayatını en çok kolaylaştıran buluşlardan biriymiş. Pisuvarın bulunduğu yerden sürpriz beklemezmişsiniz. (Cümlelerdeki sabuklamalar kendisine ait). Buna benzer epey bir tıngırdamadan sonra Ertuğrul kardeşim altın vuruşunu yapıyor: Erkekler tuvaletinin karşı duvarına çok güzel bir çırılçıplak kadın silueti çizilmişmiş. Ve bu siluet beyaz duvar üzerinde çok çarpıcı bir kontrast etki yaratıyormuş. Akabinde Ertuğrul Bey şu anlamlı soruyu soruyor: Basit fantezileri, kadınlar tuvaletine girmiş bir erkek mi, yoksa erkekler tuvaletine girmiş bir kadın mı daha fazla tetikler? Gördünüz mü Ertuğrul Bey’in sorunsalını? Yanıtını da kendisi veriyor. Erkekler tuvaletinde bir kadın çok daha çarpıcı bir etkiye sahipmiş. Özkök’ün sözlerinden kadınların neyi çarptığı, neyi böldüğü pek anlaşılmıyor. Yazının devamında “O nedenle elim fermuarımda, bir süre duvardaki çırılçıplak kadın siluetini seyrettim” diyor. Bu duygular içindeki Ertuğrul kardeşimin elinin de hala fermuarında olmasını şüpheyle karşılıyorum tabii.

Ertuğrul Özkök, yazısı yetmişli yılların seks filmi senaryosuna dönmeden direksiyonu kırıyor. Şöyle ki: Efendim, beyefendi bu yazıyı, alelade fantezilerini, sapık duygularını teşhir etmek için yazmamış. İnterior, yani iç mekan mimarisinin fethettiği son kaleyi anlatmak istiyormuş. Çağımız insanı, hayatının her santimetrekaresinde farkı, sürprizi ve estetiği arıyormuş. Mimari, artık erkeklerin en arka odalarına girmeyi başarmışmış. Ertuğrul Özkök, yazıyı, otelin işletmecilerini ve iç mimarlarını gönülden kutlayarak bitiriyor. Bize de anadan üryan kadın resmini iç mimari ile açıklayan Ertuğrul’u tebrik etmekten başka bir şey kalmıyor.

Aslında Özkök’e yeni stilinden dolayı tepkili değilim, fantezilerinin de kimseye zararı olmaz. Okumazsanız yuvarlanıp gidecektir. Ancak Ertuğrul Özkök’ün fantezilerine denk geldiğimde aklıma hep yalakalık ve mastürbasyonla iştigal eden kimi yandaş medyanın fantezileri ve Özkök gibi yazarların bu dönüşümdeki sorumluluğu geliyor. Zaten, memleket malum rotada giderse Ertuğrul’un fantezileri de uzun sürmeyecektir. Tahminim, iş ve siyaset dünyasının trafiğinde pandül gibi sağa sola savrulan Aydın Doğan da zaman zaman Özkök’ün garip yazılarına denk gelirse (okuyacağını sanmam), kendi kendine “Bırak dağınık kalsın” diye söyleniyordur.

Hasan Vasfi Altay

Odatv.com

Bu haber toplam 1162 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.