Abdullah Büyük

Abdullah Büyük

Günümüz şartlarında Müslümanı anlamak

Günümüz şartlarında Müslümanı anlamak

Bir asırdır çağın dışında gördüğü, hayatını zehir ettiği, inancından, ahlakından, amelinden korktuğu, bunun için yasalar çıkardığı insanı anlamak kolay mı zannediyorsunuz?

Mursi ne amcamız ne de eniştemiz. Sadece Müslüman kardeşimiz. Ortada Müslüman olunca, Rabbimiz, yeryüzündeki tüm Müslüman kullarını, haksızlığa, mazlum duruma düşmüş olanlarla imtihan eder.
İstanbul Beykoz’da alışverişe giden tesettürlü hanım ne teyzemiz, ne de ablamız. Müslüman olduğu için, kıyafetine, kişiliğine saldırı olduğu an, o hanımla 2 milyar Müslüman imtihan ediliyor demektir.
Bu gerçekleri Sayın Kılıçdaroğlu anlayamaz. Gezi Parkındaki eli baltalı genç de anlayamaz. Bu gerçeği anlayanlar, İlahi emaneti yüklenmiş ve Allah’a iman etmiş olanlar anlar.
Cumhuriyet döneminde nice Cumhurbaşkanları ve nice başbakanlar geldi geçti. Hatta içlerinden çoğu Allah dedi, bismillah dedi. Hatta ve hatta oy uğruna İmam-Hatip Okullarının binasını yaptırdı. Ne var ki Kur’an ve Sünnet terazisinde tartılınca, karşımıza tahmin edemeyeceğimiz gerçekler çıkar.
“İslam’ın lehine olan ameller, hizmetler, kişinin imanına delil değildir.” Bu acı gerçeği Sayın Demirel kavrayamaz. Kavrayamadığı için: Başını kapatarak okumak isteyenler Suudi Arabistan’a gitsin, demişti.
Merve Kavakçı Hanımefendi, meclis binasına girerken: Ben Demokrasiyi bu ülkeye yaymak için giriyorum, deseydi, şabloncu kafa, kapıdan buyur ederdi. Belki de “atın dışarı” diyen Ecevit, “müsaade edin gelsin” derdi. Çünkü malum zihniyet hep kullanmaya alışmıştır. Laikliği kullanır, Cumhuriyeti kullanır, Atatürk’ü kullanır. Menfaati nerede ise, oraya gider, yanardöner fener gibi. Bunun için Sayın Bahçeli de Müslümanı anlamada zorlanır. 
Müslümanın, Mursi’den maddi bir beklentisi yoktur. Suriye’den, Filistin’den, Gazze’den zerre kadar maddi menfaati yoktur. Onun derdi, ahirette, mahkeme-i kübrada hesap görülürken, özelde tüm Müslümanlardan ve Müslüman ülkelerden, genelde ise tüm insanlardan Allah’a hesap verecektir, Meselenin can damarı burasıdır. Bu gerçeği Sayın Ahmet Necdet Sezer anlayamaz.
Doğudaki Müslüman sofrasında içecek bir bardak su bulamazken, batıdaki Müslümanın sofrasında meşrubat bulunması caiz değildir, gerçeği, Müslümanın ahlak, edep dünyasını değil, inanç dünyasını ilgilendirir. “Müslümanın derdiyle dertlenmeyen benden değildir” buyuran bir peygamberin bu sözü, ülkemizdeki Müslümanı, Arakan’a taşır, Keşmir’e götürür, Mısır’la buluşturur, Suriye’yi rüyasında gördürür. İşte bu gerçeği Sayın Selahattin Demirtaş kavrayamaz.
Bu gerçeklerle beslenen Müslümanlar, Beyazsaray’dan, Kremlin’den, Birleşmiş Milletler’den, Nato’dan, şuradan, buradan medet umarak hayata bakmaz ve proje üretmez. İşte bu gerçekler ışığında hem biliyor ve hem de inanıyoruz ki, Müslümanın kardeşi sadece Müslümandır. Geriye kalanlar, Müslümanın tebliğine ve davetine muhatap olan insanlardır. Ancak bizim din kardeşimiz değildir, sadece insan kardeşimizdir. Tarihi seyirde insan kardeşlerimizle asırlardır aynı şehirlerde, aynı caddelerde, aynı dağ ve yollarda birlikte yaşamışız ve hiç birimizin burnu dahi kanamamıştır.
Öyle ise Rabiatü’l Adeviyye meydanı, Taksim meydanı, Şam’ın caddeleri, Gazze’nin sokakları, Keşmir’in dağları, Çeçenistan’ın yaylaları Müslümanların sürekli sorumluluk gündeminde kalacak ve hiçbir zaman gündemden düşmeyecektir. Bedenimizle oralarda bulunmasak bile, niyetlerimizle oralardan ayrılmıyoruz. Ve bir gün niyet ile eylemin sarmaş dolaş olacağı günlerin geleceğine de derinden inanıyoruz

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdullah Büyük Arşivi