Sana Küstüm Aksaray!

Sana Küstüm Aksaray!
Eskil olarak sana küstüm Aksaray! Beni ATSO yönetimine almadın. Bir daha seninle oynamıyorum!

Meseleyi gerçekten bu kadar basite mi indirgeyeceğiz?

Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin ardından, “Eskil’den neden kimse yönetime alınmadı?”, “Eskil neden yok sayıldı?” şeklinde sitemler yükseliyor.

Elbette Eskil’in tarımı, hayvancılığı, nüfusu ve Aksaray ekonomisindeki yeri ortada. Temsil edilmesini istemek de son derece doğal.

Ama önce aynayı kendimize çevirelim:

Biz neden orada değiliz?

Madem ekonomik gücümüze, nüfusumuza ve potansiyelimize bu kadar güveniyoruz, neden güçlü bir liste oluşturup seçime girmedik?

Madem bu kadar güçlüyüz, biz bir liste çıkarıp ATSO’yu kazansaydık.

Seçim bunun için var.

Seçim bittikten sonra kazananlara dönüp “Eskil’den de birisini yönetime alsaydınız” demek, farkında olmadan “Biz gelemedik, siz bize himmet edin, bir koltuk da bize verin” demeye dönüşüyor.

Oysa hak verilmez, alınır.

Temsil de lütufla değil, ortaya koyduğun güçle kazanılır.

Önce Kendi Evimizin Önüne Bakalım

Yaklaşık 40 yıllık süreçte Eskil Belediye Başkanlığı koltuğunda Şerafettin Meral, Necati Belgemen, Niyazi Alçay ve bugün Mustafa Zavlak gibi isimler oturdu.
Bu isimler yıllardır Eskil siyasetinin merkezinde.

Çevremizdeki il ve ilçelere şöyle bir bakalım.

Eskil kadar kendi başkanını yıpratmaya, tartışmayı hizmetten çıkarıp taşımaya götürmeye ne kadar rastlıyoruz?

Yeni bir insan ortaya çıktığında onun elinden tutup yetiştirmek yerine daha yolun başında birbirimizi tüketiyorsak, yarın “Niye Eskilli yok?” diye kime kızacağız?

Bir başka tablo daha var:

Eskil İl Genel Meclisi üyeliği, Et Üreticileri Birliği, Süt Üreticileri Birliği...

Yapan kişiyle herhangi bir sorunumuz yok!

Burada mesele o kişinin neden üç görev yaptığı değil.

Asıl soru, burada neden ikinci bir aday çıkaramıyoruz, adeta neden değişime kapılıyız. Bugün Ahmet Koçaş'a sitemini dile getiren mübarekler hani nerede?

Köyünde üretim yapan, tarımı ve hayvancılığı bilen genç bir çiftçiyi neden yetiştirip “Gel, bu dönem sen Süt Üreticileri Birliği’nde görev al” deyip, cesaret vermiyoruz!

Başka bir gencin arkasında durup “Sen Et Üreticileri Birliği’nde sorumluluk al” neden diyemiyoruz?

Bir diğerini İl Genel Meclisi için neden hazırlamıyoruz?

Kendi ilçemizde üç ayrı göreve üç ayrı insan yetiştiremezken, sonra Aksaray’a dönüp “ATSO’ya bizden niye bir kişi almadınız?” diye sitem etmekte bir çelişki yok mu?

Kendi Seçimimizde “Benden Olsun”, Dışarıda “Eskilli Olsun”

İşin bir başka tarafı da bu.

Kendi ilçemizde oda, birlik veya başka bir kurumun seçimi olduğunda bile zaman zaman “Aman benim adamım olsun, benim yakınım olsun, benim desteklediğim kazansın” anlayışından kurtulamıyoruz.

Yeni bir insanın önünü açmak yerine yukarıdan müdahalelerle kendi istediğimiz ismi getirmeye çalışıyoruz.

Ama aynı anlayış Aksaray’da karşımıza çıktığında bu kez kızıyoruz:

“Eskil neden yok?”

İşte önce bu çelişkiyi çözmemiz gerekiyor.

Konya’daki Eskillilere Ne Kadar Sahip Çıkıyoruz?

Mesele sadece Aksaray da değil.

Konya’nın Karatay ilçesinde neredeyse bir Eskil nüfusu kadar hemşerimizin yaşadığı ifade ediliyor. Orada insanlar kendi imkânlarıyla bir dernek kurmuş, Eskillileri bir araya getirmeye ve üniversite öğrencilerine burs sağlamaya çalışıyor.

Dernek Başkanı Hacı Veli Uzun ve arkadaşları, öğrencilere burs verebilmek ve derneği ayakta tutmak için köylerden nohut, kavun vb ürünler alıp Konya’ya götürüyor, mahallelerde satıyor.

Adam öğrenciye burs verebilmek için pazarda kavun satıyor!

Kaçımız dönüp, “Arkadaş, ne yapıyorsunuz? Size nasıl destek olabiliriz? Bu yapıyı daha ileriye nasıl taşıyabiliriz?” diye sorduk?

Süleyman Altan, Konya’da Eskillileri bir araya getirmek için emek verdi. Kaç yetkili çıkıp, “Senden Allah razı olsun. Gel bir çayımızı iç, sana teşekkür edelim” dedi?

Kendi insanımız bir şeyler yaparken yeterince sahip çıkmayıp, başka bir kurumun seçiminden sonra “Bizden niye kimse yok?” demek kolay.

İnsan başkasını sorgulamadan önce kendisini sorgulayabilmeli.

Halk arasında güzel bir söz vardır:

“İnsanın kendine ettiğini bir köy toplansa edemez.”

Biz kendi insanımıza güvenmezsek, yeni isimlere alan açmazsak, çalışanı desteklemezsek, gençleri bugünden yarının görevlerine hazırlamazsak bunun sorumluluğunu sürekli Aksaray’da, Ankara’da veya başka bir yerde arayamayız.

Eskil’in ihtiyacı birilerinin listesine hatır için yazılacak bir isim değildir.

Eskil’in ihtiyacı, o liste hazırlanırken görmezden gelinemeyecek bir güç oluşturmaktır.

Çünkü hak verilmez, alınır.

Öyle bir noktaya gelelim ki yarın ATSO’da veya başka bir kurumda;

“Eskil’den de birisini yönetime alın” demeyelim.

Tam tersine;

O liste Eskilsiz kurulamasın.

Yoksa “Sana küstüm Aksaray” demek kolay.

Zor olan aynaya bakıp şu soruyu sormaktır:

Biz kendi insanımıza ne kadar güveniyoruz, ne kadar sahip çıkıyoruz ve yarın için kaç yeni insan yetiştiriyoruz?

Önce iğneyi kendimize, sonra çuvaldızı başkasına batıralım!

Bu haber toplam 396 defa okunmuştur
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum