Eskil'in açılımı

Bizim Temel bir gün hastalanır. Tabi hemen hastaneye gider. Doktor Temel’i muayene eder. Bakar ki durum ciddi. Temel doktorun yüz hatlarından işin vahametini anlar:

-Ha doktor neyum var?

-Hastasınız!

-Ne kadar?

-Çookk.

-Demeyun

-Hatta ölümcül bir hastalık.

-Yapmayun. Ne kadar ömrüm kaldı?

-9

Doktor neticeyi hemen söyleyememektedir: Ama Temel bastırır:

-9 yıl mı yani?

-Hayır!

-9 ay, 9 hafta, 9 saat, 9 dakika, hangisu?

Doktor : “Hayır” der ve geri saymaya başlar:

-9,8,7,6,5….

*          *          *          *          *          *          *          *          *          *          *         

Son zamanların moda tartışmalarının başında “açılım” konusu gelmektedir. Hazır bu tartışmalar yaşanırken Eskil’deki açılımı da es geçmeyelim.

Eskilin sosyal dokusu son yıllarda epey bir değişime uğramıştır. Ekonomik şartların ağırlaşması başta gelmektedir. Temel geçim kaynağı hayvancılığın ve özellikle tarım sektörünün ciddi şekilde sekteye uğraması en önemli faktör olmuştur.

Eskiden tarlalar büyüktü. Mazot, gübre, tohum v.s. masraflar şimdiye nazaran daha uygun seviyede idi. Ama zamanla tarlalar bölünmeye, masraflar kat kat artmaya başladı. Ürün fiyatlarının artmayıp yerinde sayması işi çığırından çıkardı.

Büyüklerimden çok dinlemişimdir, Eskiden tarlalar gelişigüzel ekilirmiş. Gübre, sulama adına hiçbir şey yok. Zaten traktör herkeste yokmuş. Tarla çok olduğu için çoğu ekilmez, nadasa bırakılırmış. Koyunculuk çok yaygın ve para pul adına pek sıkıntı olmazmış. Tabi o zamanın şartlarını düşününce harcama da yok, lüks tüketim de.

Peki ya şimdi?

Şimdi şartlar çok değişik. Üretim pahalı, tüketim hat safhada. Tüketim toplumunu olmanın sıkıntıları yaşanmaktadır.

Bizim yörenin insanı çocukken ya şoförlüğe merak sarardı ya da tarla tapana. Çünkü çevresinde bu iki meslek dışında başa bir örneği görmüyordu. Dışarı kapalı diyebileceğimiz bir toplumduk. Okuyan yazan olarak hep Hakim Gazi Mutlu örnek verilirdi. Benim bildiğim bir o vardı bir de dayımın oğlu Hakim Alparslan Keskin...

Sonra Ali Rıza Mutlu ve Mustafa Altan gibi örnekler Eskillilere bir çığır açtı. Yine Salih ve Dursun Altan’ı eğitim fakültelerinin ilklerinden sayabiliriz. Tabi üniversite tahsilinin yapılabileceği ve Eskil’e bir öncü olunması bakımından bunlar çok önemlidir. Artık Eskil’in çoğu alanda bir temsilcisi var: Hukuk, Kamu, Tıp, Siyasal, Veterinerlik, Eğitim, İlahiyat, İletişim, Emniyet, v.s.

İşte Eskil’in açılımı bu noktada başladı. Şimdiki açılımlara bakarsak Eskil’in açılımı yavaş da olsa erken başlattığını söyleyebiliriz. Eskil’deki bir delikanlı için üç seçenek vardır: Birincisi çiftçilik, ikincisi nakliyecilik ya da şoförlük. Üçüncüsü en çok rağbet gören, en çok siyasete alet olan, en çok ayak oyunlarının yaşandığı hatta başkanların en çok değişmesine neden olan kısmı: Belediye, belediyeye girmek. Siyasiler gençlere o kadar umut verirler ki, belediyeye girmek artık bir onur mücadelesi, bir ideal haline gelir.

Neyse bu tür sıkıntılar Eskil’i yeni arayışlara itti. Son zamanlarda şehre büyük oranda göç olurken, okumaya olan ilgi de epey arttı. Belki yıllar önce olması gerekenler şimdi oluyor. Fakat önemli olan bu gelişmenin yaşanmasıdır. Halkımızda “Bizim oğlan okumaz ya da bizim sülale okumaz” tarzı büyük konuşmalar hep olageldi. Bu tür iddialı çıkışların motivasyonu arttırabileceği iddia edilebilir. Ancak daha ziyade özgüveni kırması yönü daha ağır basmaktadır.

Üniversite mezunlarının tek tek bilindiği dönem geride kaldı. Şimdi üniversitede okuyan yüzlerce gencimizin olduğunu gururla söyleyebiliriz. Sayısı artan tahsilli insanların Eskil’e katkı sağlayacağı muhakkak. Eski ve yararsız bazı alışkanlıkları, kendi içimizdeki kavgaları bırakmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Geçirdiğimiz zamanı geri getirmenin imkânı yok. Ama bundan sonrakini değerlendirmek bizim elimizde. Temel fıkrasında olduğu gibi hızla geçmekte olan zamanı, artık boşa geçirmeyelim.

Bu yazı toplam 1757 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar