İnsan anasını yakar mı!

Hani topraktan geldik toprağa döneceğiz sözü bunu çok iyi ifade eder.

Ayrıca üzerinde insanların doğup büyüdüğü, onlara analık eden, onları besleyip büyüten toprak insanlık tarihinin en canlı şahididir.

Onun bu kutsallığını ve verimliliği neticesinde insan oğlu ona “ANA” ismini yakıştırmıştır.

Burada ana olarak görülen de sadece fiziksel olarak yerdeki toprak değil, onun canlı ve işlevsel bir özellik görmesidir.

İşte yeryüzünde gördüğümüz bütün nimetler, Allah’ın toprağa verdiği bu özellik ile tecelli bulmaktadır.

Toprak fiziksel olarak insan vücudun iskeleti gibidir.

Ayrıca, toprak fiziksel olarak sadece yerde gördüğümüz topraktan ibaret olmadığını o toprakta yaşayan solucandan üzerinde sürünen yılana kadar canlılar; yani ekolojik denge o toprağa hayat veren hücrelerdir adeta.

Allah’ın bölgemize lütfettiği zemin suları, İnsana can veren KAN gibidir.

 "Herhangi birinizin elinde bir fidan varken, kıyamet kopacak olsa bile onu hemen diksin."

Diyen bir peygamberin ümmeti olarak bizler, bu sözden şöyle bir sonuç çıkarabiliriz. Kıyametin kopacağını bilsen bile doğayı ihmal etme!

Diğer taraftan başta su kaynakları olmak üzere yapılan israf.

İsraf, sadece doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesi değil, aynı zamanda tüm bu nimetlerin yaratıcısı ve sahibi olan Allah’a karşı da bir saygısızlıktır.

Evet; Küresel ısınmadan direkt olarak etkilenecek Türkiye’deki ilk bölgenin Tuz Gölü ve çevresi yani Eskil bölgesi olacağı uzmanlar tarafından dile getirilmekte.

İşte biz o bölgede yaşayan insanlar olarak, gübreleme ve sulamada toprağın yapısını korumaya daha çok dikkat etmeliyiz.

Son yıllarda tam 40 metre çekilen zemin sularının tehlike sinyalleri verdiği bu günlerde  özellikle tarımsal sulamada ve ekilen ürün çeşitlerinde bölgeye özel bir politika geliştirilmeli. Bölge insanı da söz konusu bir yudum su bile olsa özen göstermeli.

İşte uzmanların uyara uyara dilinde tüy bittiği anız yangınları, toprağın kimyasal, biyolojik yapısını bozacak en önemli unsur ama biz umursamadan yakmaya devam ediyoruz. Öyle vurdum duymaz insanlar var ki rüzgarlı havada yakıyor anızı çevrede ne kadar anız varsa hepsi kül oluyor.

Ve felaket felaket doğuruyor.

Anızların bilinçsizce yanması neticesinde tarla faresinin artması ile birlikte, fareyi  öldürmek için zehirleyen çiftçi, bu kez de kendisinin fareye karşı en büyük dostu niteliğindeki kartal, yılan, tilki gibi hayvanların ölmesine sebep oluyor.

Evet toprak ana…

O bize hayat veren, nimet veren kutsal ana….

O bizi doyuruyor, besliyor ama biz ona ne kadar saygılıyız?

Sahi biz ona karşı ne kadar hayırlı bir evladız?

İnsan kendisine şu soruyu sormadan edemiyor “Sahi hiç insan ANASINI YAKAR MI?”

Bu yazı toplam 1030 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar