JPMorgan Chase’ten Altın İçin 2026 Mesajı: “Düşüş Beklentisi Erken”
Bankanın 18 Şubat 2026 tarihli raporunda, altındaki yükseliş trendinin sona erdiği yönündeki görüşlerin ilk bakışta makul görünse de mevcut verilerle örtüşmediği vurgulandı. Analistlere göre 2026 yılı, altın piyasasında yeni rekorların konuşulabileceği bir dönem olabilir.
JPMorgan stratejistleri Kriti Gupta ve Justin Biemann imzalı analizde, altının artık yalnızca bir yatırım aracı olmadığı; küresel rezerv sisteminin temel yapı taşlarından biri haline geldiği ifade edildi. Son beş yılda yatırımcısına yüzde 170’in üzerinde getiri sağlayan altının, jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler nedeniyle güçlü konumunu koruduğu belirtildi. Raporda, fiyatları aşağı çekeceği savunulan tezlerin mevcut talep dinamikleri karşısında zayıf kaldığına dikkat çekildi.
Analize göre altın fiyatlarındaki yükselişin temel itici gücü bireysel yatırımcılar değil, merkez bankaları. 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşı sonrası net altın alımlarının iki katına çıktığı hatırlatıldı. 2025 itibarıyla gelişmekte olan ülkelerde altının toplam rezervler içindeki payı yüzde 19 seviyesindeyken, gelişmiş ekonomilerde bu oran yüzde 47’ye ulaştı. Bu tablo, altının rezerv para sistemindeki stratejik rolünün giderek güçlendiğine işaret ediyor.
Raporda özellikle Çin’in rezerv yapısına dikkat çekildi. Çin’in mevcut rezervlerinde altının payı yüzde 8,6 seviyesinde bulunuyor. JPMorgan’a göre mevcut eğilim sürerse Çin’in ilave ve yüksek hacimli alımlar yapma ihtimali oldukça güçlü. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde küresel arz-talep dengesinde altın lehine yeni bir baskı oluşabileceği değerlendiriliyor.
JPMorgan Global Research, 2026 yılına ilişkin beklentilerini de paylaştı. Buna göre merkez bankalarının yıl boyunca her çeyrekte ortalama 585 ton altın alımı yapması bekleniyor. Bu düzeyde bir talebin, arzı sınırlı olan altın piyasasında fiyatları yukarı taşıyabilecek kritik bir eşik olduğu ifade ediliyor.
Raporda bireysel yatırımcı ilgisinin sürdüğü ancak borsa yatırım fonlarının (ETF) henüz 2020’de görülen 110 milyon ons seviyesindeki zirveye ulaşmadığı kaydedildi. Mevcut ETF varlıklarının yaklaşık 100 milyon ons düzeyinde olduğu belirtildi. Ayrıca ETF büyüklüğünün, küresel merkez bankası rezervlerinin yalnızca yüzde 8’ine karşılık geldiği vurgulanarak, fiyat yönünün büyük ölçüde kurumsal alımlarla belirlendiği ifade edildi.
JPMorgan’a göre altın fiyatlarında kalıcı bir düşüşü tetikleyecek güçlü bir kırılma henüz görünmüyor. Artan merkez bankası talebi ve büyük ekonomilerin rezerv çeşitlendirme stratejileri, 2026’da altın fiyatlarında yeni zirvelerin test edilmesine zemin hazırlayabilir. Banka, “altın düşecek” görüşünü şimdilik erken ve eksik bir değerlendirme olarak görüyor. Piyasalarda gözler, merkez bankalarının alım iştahına çevrilmiş durumda. Merhaba haber

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.