Tarihe Şahitlik Etmek!

 Yaşı kemale ermişler ve iki binli yıllardan itibaren ermeye başlayanlarla birlikte bu yüzyılın başından beri tarih sayfalarında özellikle bahsi geçecek vakıalar yaşıyoruz. “Tarihe şahitlik ediyoruz” dense yeridir. Esasen sadece şahitlik etmekle kalmıyor o tarihin bir parçası tarihi yazanlardan bir fert oluyoruz.

“Tarihe şahitlik ediyoruz” ifadesinin kişiden kişiye farklılık gösterdiğini unutmuyoruz. Yaşadığı yılları, takvimin normal seyri içinde izleyenler elbet tarihe şahitlik ediyor olmayı mühim ve kıymetli görmeyecektir. Oysa tarihten ilham ve feyz alanlar, ikaz ve ders alanlar tarihin kimler tarafından nasıl yazıldığına önem atfederler.

Son yüzyılın ilk yılları bu nesil için hem tarihi yazan hem tarihi yazılan bir süreç olmuştur, bu yüzden çok kıymetli ve derin vakıalara şahitlik ettiğimizin idrakinde olmalıyız. Hal böyle olunca dünden alınan emanet, hakkı ile muhafaza edilip sonraki nesle hürmeti ile emanet bırakılır filhakika tarih böylece akıp gider. Mesele şudur ki akıp giden tarihin “biz” neresinde yer bulacağız?

Mevzuya Ayasofya üzerinden dahil olduğumuz anlaşılmıştır. Birilerinin dediği gibi öyle A4 kağıdında iki satır yazının yaptığı bir işten bahsetmiyoruz. Yine o birilerinin dediği gibi basit bir müze-camii ilişkisinden söz etmiyoruz. Öyle olsaydı tarihe şahitlik ediyor olamazdık.

Dünya coğrafyası üzerinde birbirinden binlerce kilometre uzakta olan iki farklı millet biri küplere binip dudaklarını ısırıyor ve yumruğunu sıkıyor, diğeri ayı gün tekbirlerle dua edip şükür namazı kılıyorsa bu coğrafyada sen tarihe şahitlik ettiğin içindir.

Çok değil dört yıl önce bu millete rağmen bu millete ve bu ülkeye kast edenler seni tarihten silmek için çıkmışlardı yola, tarihini yok etmek için ve seni sıradan, edilgen, müdahale edilebilir bir duruma getirmek için çıkmışlardı yola. Çok geçmedi senin attığın adımlar bugünü yaşatmış oldu. O gece caminin avlusunda abdest alanlar bugün Ayasofya Camii'nin avlusunda safa durdu. Merak etme, dün de böyle oldu yarın da buna benzer şeylerin olması kuvvetle muhtemeldir. O yüzden tarihe şahitlik edenler aynı zamanda tarihin de şahitleri olacaklar.

Mesele basit ve sıradan değil; evet teknik ve politik olarak iki satır yazı ile kurum değiştirmiş oldu o bina. Lakin zaten hassas olan nokta bu; o sadece bir “bina” değil. Taşıdığı kubbelerin bir anlamı var, yanına inşa edilen minarelerin bir derinliği ve manası var. Yüzyıllar boyu gelen bir mücadele var. Sen buna savaş da diyebilirsin kavga da. Şahit olduğun tarih yüzyıllar boyu bu coğrafyada hak ve hakkın, Türk’ün ve milletin, hilal ve tekbirin Haç ve temsil ettikleri ile olan kavganın tarihidir. Bu yüzden Ayasofya Camii'nin sadece bugünün değil dünün ve yarının tarihidir.

Siyaset, gündelik politika, sığ polemiğin ve basit çekişmelerin üzerinde bir durumdan bahsettiğimizi idrak ve etmek durumundayız. Yapılanları mağrur ve dik duruşla karşılamakla mükellefiz. Üzerimizde yüklü olan emanetin bilincinden çıkmamalıyız. Daha çok emek daha çok idrak daha çok bilinç ve uyanık olma hali üzerimize vacip.

Tarihe şahitlik ediyoruz, canı sıkılanlar, karşı duranlar, polemik yapanlar, diş gösterenler, basitleştirenler olacaktır lakin şahitliğimiz onları da kapsar. Kimin neden ve nerede kimlerle saf tuttuğu şöyle şurada dursun bu milletin nerede ve nasıl durduğu tarihe yön verip yazdıracaktır. 

           

Bu yazı toplam 689 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.