Ömer Lütfi Ersöz
Banka Promosyonu ve “Faizsiz Kredi” Uygulamalarının Fıkhî Açıdan Değerlendirilmesi
Bu mesele, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda dinî ve ahlâkî boyutlarıyla da ele alınması gereken önemli bir problemdir.
Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 18.08.2017 tarihli fetvasında, bankaların çalışanlara maaşlarını kendilerinden alma karşılığında verdikleri promosyonların faize birebir benzemediği, ancak faiz şüphesinden de tamamen uzak olmadığı ifade edilmiştir. Bu nedenle, temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda olanların promosyonu kendileri için kullanmamaları, ihtiyaç sahiplerine vermelerinin daha uygun olacağı belirtilmiştir.
Günümüzde ise bankalar, promosyon yerine “faizsiz kredi” adı altında yeni bir yöntem geliştirmiştir. Promosyon tutarını almayanlara belirli miktarlarda kredi verilmesi ve bu kredinin faizsiz şekilde geri ödenmesi teklif edilmektedir. Ancak bu uygulama, görünürde faizsiz olsa da özünde promosyonun bankaya bırakılması şartına bağlanmıştır. Bu durum, verilen kredinin promosyon karşılığında sağlanan bir menfaat olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.
Bu konuyu Ehli Sünnet âlimleri ve çeşitli dinî otoritelerle görüşerek değerlendirdiğimizde, ortak kanaatin şu yönde olduğu görülmektedir: Faizle çalışan bankaların verdiği promosyon, kredi veya hediye mahiyetindeki uygulamalar, doğrudan veya dolaylı olarak faizle bağlantılıdır. En ihtiyatlı yaklaşım ise, bu tür gelirlerin kişisel menfaat için kullanılmaması, mümkünse ihtiyaç sahiplerine aktarılmasıdır.
Faizli bankalarla yapılan işlemlerin dinî açıdan sakıncalı olduğu konusunda İslam âlimleri arasında geniş bir ittifak vardır. Faiz, Kur’an-ı Kerim’de açık bir şekilde yasaklanmış, Bakara Sûresi’nde ağır ifadelerle kınanmıştır. İslam ekonomisi, faiz yerine ortaklık ve risk paylaşımına dayalı bir sistemi esas alır. Bu anlayış, hem ekonomik adaleti hem de toplumsal dengeyi hedefler.
Sonuç olarak, ister promosyon ister “faizsiz kredi” adı altında sunulsun, konvansiyonel bankaların sağladığı bu tür menfaatlerin dinî açıdan ciddi şüpheler barındırdığı açıktır. Müslümanların, faiz hassasiyetini koruyarak mümkün olduğunca katılım bankalarını tercih etmeleri ve şüpheli kazançlardan uzak durmaları gerekir. Çünkü helâl ile haram arasındaki çizgi ince, fakat sonuçları son derece ağırdır.
Faizden uzak durmak, sadece bireysel bir tercih değil; aynı zamanda dinî, ahlâkî ve toplumsal bir sorumluluktur. Müslüman, kazancını helâl yollardan elde etmeye gayret etmeli; faizli işlemlerden uzak durarak hem dünyasını hem de ahiretini korumalıdır.
Doğruluk: İmanın Sessiz Şahitliği
19 Ocak 2026 Pazartesi 12:03Helâl Rızık Bilinci ve Müminin Hayat Duruşu
06 Ocak 2026 Salı 15:35Yılbaşı Kutlanabilir mi?
30 Aralık 2025 Salı 15:49Özü Sözü Bir, Güvenilir ve Örnek Dava Adamı Olmak Gerekir
19 Aralık 2025 Cuma 12:04Kaza ve Kader İnancını Doğru Anlamalıyız
08 Aralık 2025 Pazartesi 10:51Allah Teala İyiyi ve Güzeli Emreder: Emredilen Her Şey İyidir, Güzeldir
04 Aralık 2025 Perşembe 12:53Asım’ın Nesline Adanmış Öğretmenlere Anlamlı Mesaj
25 Kasım 2025 Salı 11:39Tevhid, Şirk, Şeriat ve Tağut: İslam İnancının Temel Kavramları
18 Kasım 2025 Salı 12:49İlâh, Rab, İbadet ve Din Kavramları: Hakiki İman ve İslam’ın Rehberliği
12 Kasım 2025 Çarşamba 13:09Dünya İmtihan Yeridir: Hayatın Gerçek Amacı Kulluktur
04 Kasım 2025 Salı 09:58
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.