Nilgün Güney

Nilgün Güney

Duygusallık bir tavır bozukluğudur!

Duygusallık bir tavır bozukluğudur!

Bu tehlike, hiç tahmin etmediğiniz bir önden size yaklaşabilir. Örneğin; banka kuyruğunda sırasını aldı diye öfkesine yenilip kavgaya tutuşan bir kişide, bazen beğendiği kız başkasıyla evlendi diye, kız arkadaşını bıçaklayan bir gençte, bazen futbol maçında, tuttuğu takım yenildi diye diğer taraftarlara bağıran bir holiganda, bazen de bir komünist liderin zulüm içeren sözlerinde bu tehlikenin izlerine rastlayabiliriz. Birbirinden oldukça farklı şeylerden söz ediliyor gibi değil mi?

Oysa insanların büyük çoğunluğu bu konuyu bir tehlike olarak görmemekte, hatta haberleri dahi olmamaktadır. Ayrıca tamamen İslam’a aykırı bir ahlak özelliği olduğu halde, insanların çoğunun bu ahlakı kötü olarak değil, beğenilen bir ahlak olarak benimsemektedirler.

Bu tehlike, duygusallık ya da diğer adıyla romantizmdir. Duygusallık, din ahlakı zayıf toplumlarda hayatın güzel bir parçası olarak görülen, olmazsa olmazlarındandır. Oysa duygusallık, insanın en önemli özelliklerden biri olan aklı ve mantığı tamamen ortadan kaldırır, kişiyi tutkularının peşinden gitmeye, öfke ve bencilce isteklerine göre yaşamaya yönlendirir.

Bu anlayışın gerçekte tetikleyicisi şeytandır ve şeytan duygusallık telkini vererek çok sayıda insanı Allah'ın zikrinden alıkoyar. Çünkü duygularının tutsağı olan insan aklını kullanamadığından, Allah’ı hakkıyla takdir edemez, O’nun yarattığı olayların hikmetlerini göremez, sıkıntı ve bunalımlara açık bir hayat yaşar. Allah'a teslim olmayan bir akıl kendini ilah edinir, tek doğrunun kendi olduğunu sanır.

Romantizm adeta psikolojik bir rahatsızlıktır. Tüm komünist ve faşist liderlere dikkat ederseniz üsluplarında ve davranışlarında, aşırı saldırganlık, sevgisizlik, donukluk ve karakter bozukluğu hakimdir. Bu insanların vicdan ve akılları devre dışı kaldığı için, çok çabuk şeytanın telkinlerine yanıt vermekte, hatta yok yere milyonlarca masum insanın ölümüne sebep olacak savaşları yapabilmektedirler. İşte Romantizm bu kadar tehlikelidir.

Bazen de Romantizm, sevgi duygusu adı altında insanları etkisi altına almaktadır. Sevmek eylemi yanlış anlaşıldığı ve yaşandığı takdirde kişiye acı ve azap olabilmektedir. Çünkü sevginin özünde; özveri, fedakarlık, ilgi ve merhamet vardır. Kişi ancak katıksız olarak Allah’ı sevdiği takdirde bu duyguyu gerçek manada yaşayabilir. Aksi takdirde sevgi, Allah düşünülmeden sadece kişiye yada herhangi bir dünya nimetine yönlendirildiğinde şirk kaçınılmaz olur. Bu nimetleri Allah imtihan olarak kişinin elinden aldığında, insan intihara varan davranış bozuklukları yaşar.

Romantizm batağında çırpınan birçok insan,  nefsinin bencil tutkularına, nefret, kin ya da öfke gibi duygularına yenilmiş olup, yaptıkları akılsızca davranışlarını "ne yapayım, seviyorum" , "ne yapayım, içimden böyle davranmak geliyor" gibi sözlerle desteklerler. Oysa insanın içinden gelen  her şey doğru değildir. İnsan böyle davranarak, Allah’ın bir imtihan olarak yarattığı şeytanı unutmuş olur. Gerçekte bu insan nefsinin tutkularının esiri olmuş, şeytanın askeri olmuştur.

Şimdi sen, kendi hevasını ilah edinen ve Allah'ın bir ilim üzere kendisini saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği ve gözü üstüne bir perde çektiği kimseyi gördün mü? Artık Allah'tan sonra ona kim hidayet verecektir? Siz yine de öğüt alıp-düşünmüyor musunuz? (Casiye Suresi, 23)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nilgün Güney Arşivi