Kendilerini ölümsüz zannedenlerin dünyası…

Eskiden çok başkaydı birçok şey… Hassasiyet denilen büyük bir değer vardı insanlar arasında… Merhamet duygusu beraberinde empati olarak adlandırılan o müthiş tarifsiz duyguyu da beraberinde getirirdi. Eskiden insanlar birbirinin yarasını gördükleri zaman kanatmaz, daha da canını yakmaz yahut karşısındaki kişinin duygularını, acılarını görmezden gelerek hayatlarına devam etmezlerdi… Hani denir ya sıklıkla ‘Nerede o eski ramazanlar, nerede o eski bayramlar’ diye… Aslında son zamanlarda şahit olduğum ve büyük bir hayal kırıklığı yaşamama sebep olan tablo karşısında bende diyorum ki ‘nerede o eski insanlık, nerede o eski merhamet dolu yürekler, nerede o sevinci de acıyı da birlikte karşılayan insanlık bağları nerede..?

Biliyorum aslında maalesef tükettik biz o erdemleri. Vazgeçtik birçoğundan. Komşusunun aç olarak uyuduğunu bile bile rahat bir şekilde sofrasındaki nimetleri paylaşmadan tüketen bireylerden tutun da, çok yakından tanıdığı hatta yüz yüze baktığı kişinin canı olan bir aile bireyini babasını, atasını kaybettiğini bildiği halde, haberini aldığı halde hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eden, en azından ‘üzülmüş gibi’ dahi yapamayan vurdumduymaz bireylerin git gide arttığı bir hayatın içerisinde yaşamak zorunda kalıyoruz maalesef… Sahi eskiden bir evde vefat eden biri olunca nasıl olurdu ki? Durun ben söyleyeyim. Vefat eden ailenin evine büyük bir hüzün çöker ve abartısız 6 ay, evet evet yanlış okumadınız 6 ay süreyle televizyon vb açılmaz o evde müzik dinlenilmezdi… Peki ya eskiden de var mıydı empati denilen o erdem… Vardı ya olmaz mı… Aynı hassasiyet tanıdıklarda, komşularda da olurdu. Ayıp olmasın denilirdi, ‘onların evini hüzün bürümüşken eğlenmek bize yaraşmaz denilirdi’… Komşunun acısıyla dertlenilir, onunla göz yaşı dökülür acısı paylaşılırdı. Müzik vs açılmaz açılırsa dahi sesi kısılırdı komşu duyarsa ayıp olur denilirdi. Velhasılı kelam eskiden insanlık vardı, eskiden edep vardı, eskiden utanma vardı, görgü vardı, merhamet vardı, iyi niyet vardı… Ah ah… Nerede o eski insanlar..?

Birinin acısına ortak olmak, birinin yaşadığı o hüznü bir an olsun ya ben onun yerinde olsaydım diye düşünmek bu kadar da zor olmasa gerek. Bizler ki merhametlilerin en merhametlisi olan, zor ve sıkıntılı durumda olanların, zulüm altında zayıf düşürülmüş olanların Rabbi olan Allâh-u Teâlâ’nın kullarıyız… Bizler ki âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan merhamet Peygamberi Hz. Muhammed Aleyhisselatü Vesselamın ümmetiyiz. Rabbimden şu mübarek ramazan ayında dileğim ve duam odur ki ‘Rabbim merhametlerimizi elimizden almasın’… Bu vesile ile Rabbim bu mübarek ayın hürmetine ebediyete irtihal etmiş olan tüm müslümanlara rahmetiyle muamele eylesin inşAllah.

Selam ve dua ile…

Bu yazı toplam 673 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar