Sariye Uçar
Ajitasyon" Değil, Arş-ı Âlâyı Titreten Bir Hakikat!
Her yıl 28 şubatta yapılan zulümlere değinip, kirli ellerinden, kokuşmuş zihniyetlerinden bahsettikçe ‘ajitasyon’ yaptığımızı savunanlar, o kara günde başörtülü milyonlarca genç kızın-kadının gözyaşlarında, paramparça olmuş hayallerinde imzası olanlardır. Bu yüzden ‘sıktınız artık, ajitasyon yapıyorsunuz’ diyenlere de şaşırmıyoruz.
Unutmadı bu millet! Unutmayacakta asla! Asla vazgeçmeyecek anlatmaktan… Bu apaçık Allah’a, dinine, peygamberine ve inananlara yönelik açılan bir savaştı. Bu apaçık bir şirkti. Allah’ın emrine karşı gelmekti. Taşıdı bu millet bunu da taşıdı. İslam’ı tebliğ ederken yaşadığı binlerce zorluğa rağmen bir an olsun vazgeçmeyen, onca zulme rağmen Rabbim Allah’tır demekten bir an olsun geri durmayan peygamberin ümmetiydi bu millet!
Yanıldınız!
Hem de büyük bir yanılgıydı bu!
Yenildiniz!
Hem de büyük bir yenilgiydi bu!
Sahi kimdiniz siz? Siz kimdiniz ki kirlenmiş postallarınızla seccademizi, örtümüzü çiğnediniz!
Kimdiniz ki siz saçlarına uzandınız bu ümmetin kızlarının, bileklerinden asılıp karanlığa itmeye çalıştınız!
Kimdiniz ki siz okul kapılarında bekleyen babaların boynuna kızlarının gözyaşlarını bir zincir misali taktınız!
Siz nasıl bir çirkinlik ve gaflet içerisindeydiniz ki karanfillerimizin ahını üniversite kapılarında bıraktınız!
Şimdi söyleyin gecenin bir yarısı iki kızını alıp evinin arka bahçesinde ‘toparlanın yavrularım gidiyoruz bu diyardan’ diyen babaların haklarını siz kime hangi hakla teslim ettiniz?
Kutlu mücadelenin tam ortasında minik bir yavruyu daha dünyaya gözlerini açmadan annesi cennete uğurladı! Yer yerinden oynadı da sizin vicdanınız kıpırdamadı…
Zulmünüz Medine Bircan’da vücut buldu! Başörtülü olan bu kadın sırf örtüsü sebebiyle tedavi edilmedi. Sağlık karnesindeki fotoğraf başörtüsüz olacak diye diretildi fotomontaj ile fotoğraf değiştirilmeye çalışılırken Medine Bircan hayatını kaybetti… İsmini sayamadığım dava şehitlerinden, hayatı elinden alınan milyonlarca kadından ve kızdan yalnızca birkaçı bu bahsettiklerim…
Sahi siz kimdiniz?!!
Sizler kimdi herkes biliyor da siz bizlerin kim olduğunu bilmiyordunuz!
Bizler akdinden bir an olsun vazgeçmeyecek olan Fatmalar, Ayşeler, Rabialar, Züleyhalar, Esmalar, Havvalar…
Ve bizler davasını ne pahasına olursa olsun satmayacak olan Ebubekirler, Ömerler, Osmanlar Caferler, Talhalar, Süleymanlar …
Siz inançsızdınız! Rabbimizin ise bize sözü vardı. Yusuflar kör kuyunun ardından Mısır’a sultan olacaktı…
Bir kesim tüm umutlar tükendi dedi umudun Allah olduğunu unutup, bir kesim tüm ışıklar söndü dedi ışığın sahibinin kim olduğunu bilmeden. Rabbimizin bize olan vaadini bilmeden…
Öyle sessiz çığlıklar attı ki bu ümmetin kızları bu sesi Rabbimiz duydu… Öylesine şiddetliydi ki ahları yeri göğü inletti… Ve duyuldu sonrasında Ebabillerin gönlümüze İnşirah ferahlığı veren sesleri ötelerden…
Ötelerden gelen Ebabillerin yeri göğü inleten sesleri arasında sesleniyoruz şimdi size;
-İşte tüm cürmünüzle siz!
Ve işte tüm onuru ve sarsılmaz imanıyla Müslümanlar…
And olsun ki,
‘Allah nurun tamamlayacak, Üzerimizdeki o kara bulutlar dağıldı, Ebabillerin sesleri şimdi daha gür çıkıyor. Siz karanlığınızda boğulurken, biz o sönmeyen nurun aydınlığında yürümeye devam edeceğiz. Dün susturamadınız, bugün unutturamayacaksınız!"
Nasibinde yoksa dayak dahi yiyemezsin!
02 Aralık 2024 Pazartesi 09:51Neden her şey eskiden güzeldi…
12 Ekim 2024 Cumartesi 11:59İç huzur için meditasyona gerek yok…
26 Eylül 2024 Perşembe 01:07
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.