Tarım ve hayvancılık politikamız yok

Tarım ve hayvancılık politikamız yok
Aksaray Koyun- Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk yaptığı açıklamada, Nüfusunun % 35’nin tarım ve hayvancılıkla uğraştığı bir ülkede tarım ve hayvancılık ürünlerinin ithal ediliyor olması gerçekten çok düşündürücü bir durumdur.

Neden bu duruma geldik! Bundan nasıl kurtulabiliriz soruları muhakkak aklımızı kurcalıyor. Ben söyleyim Türkiye’nin hiçbir zaman ve hiçbir şekilde doğru dürüst bir tarım ve hayvancılık politikası olmamıştır. Günü birlik kararlarla ve tedbirlerle tarım ve hayvancılık politikası belirlenmiş ve ülkemizde bugün yaşanan tarım ve hayvancılık sorunları ortaya çıkmıştır.

Bugün buğday, mısır başta olmak üzere birçok tarım ürünü damızlık büyükbaş, kasaplık büyükbaş, besilik büyükbaş, kırmızı et, süt ve süt kreması ithal edilirken küçükbaş hayvan ithalatı da bugünlerde gündeme gelmeye başlamıştır. Doğrusu bu işin sonunun nereye varacağını aklım almıyor. İthalat korkusuyla hayvancılık yapan işletmeler ne kadar verimli olabilir, bu baskıya ne kadar dayanabilirler bilemiyoruz.

Otuz yıllık bir birikimin sonucudur. Hayvancılıkta ki bu sıkıntılar, gerekli tedbirlerin alınmaması üreticilerin ve yetiştiricilerin serbest piyasa koşullarına terk edilmesi, gerekli desteklemelerin ve sülbasyonların yapılmaması, kaçak hayvan girişlerin engellenememesi, bulaşıcı hastalıklarla etkin mücadelenin yapılmaması, meraların ıslah edilmemesi ve tarım tecavüzlerinden kurtarılamaması, süt enstitüsü kurumunun ve et balık kurumunun özelleştirilerek toprak mahsulleri ofisinin tarıma yaptığı destek gibi hayvancılığa destek olmaması, kuraklık, yüksek enflasyon ve banka faizlerinin zaten fakir olan hayvancılık işletmelerinin üzerine karabasan gibi çökmeleri, gerekli ıslah çalışmalarının yapılamaması gibi daha sayamadığımız birçok nedenden dolayı hayvancılık bugünkü acı tabloyla karşı karşıya gelmiştir.

Bugünde zaten sıkıntıda olan hayvancılık ithalat tehdidi ile daha büyük bir dar boğaza itilmektedir. Bir taraftan önüne gelene sıfır faizli krediler verilerek mantar gibi yeni yeni işletmeler açılmakta, bir taraftan ithalat yapılmakta, bir taraftan da hayvancılık teşvik edilmekte. Bu ne perhiz ne lahana turşusu. Her zaman gerçek üretici mağdur edilmekte. Bizler ithalatın durdurulmasını beklerken 2011 yılı sonuna kadar uzatılmasını anlamak mümkün değildir.

Girdi fiyatları her gün yükselmekte, et fiyatları üretici bazında her gün düşmekte, bilmiyorum nasıl dayanacak gerçek üreticiler bu işe. Kimsenin yem ve saman fiyatlarından, çoban sıkıntısından haberi yok. Girdi fiyatları geçen yılın iki katı olmuştur.

Ben kişisel olarak spekülatörlerin et toptancıları ve büyük et firmaları olduğuna inanıyorum. Etin ve sütün fiyatını onlar belirliyorlar, istedikleri zaman düşürüp, istedikleri zaman yükseltiyorlar. Doğrusu bu firmalara kimsenin gücü yetmiyor. Şamar oğlanı yine üretici. Herkes üreticiyi öcü gösteriyor. Hayvancılığın bu günkü durumunun sorumluları 30–40 liraya oğlak, 60–70 liraya kuzu satılırken tedbir almayanlardır.

Bizler EBK’nin dengeli ithalatına (sadece damızlık hayvan ) karşı değiliz. Ancak özel sektöre bu yetki verilmiştir. Bu ülkemizde üreticilerin sonu demektir. Ne kadar çok ithal et ve kasaplık hayvan gelirse içeride o kadar üretim düşecektir. Bu şartlarda kimse hayvancılık yapmaya cesaret edemez. Üreticiler ve yetiştiriciler şevklerini kaybetmişlerdir. Şu anda ilimizde ve ülkemizde hayvan kesimleri durma noktasına gelmiştir.

İthalatın en kısa zaman içerisinde durdurularak, kendi üreticilerimizi desteklemek, verimliliği ve üretimi artırıcı tedbirler alınarak ülke hayvancılığının kurtulacağına inancımız sonsuzdur.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.